Üniversitesi öğrencisi D.K.’nin ODTÜ & Bilkent & Hacettepe Yelken Topluluklarının Marmaris'te düzenlediği ortak yelken etkinliğinde, Kulüp Başkanı ODTÜ öğrencisi Y.E.Ö tarafından tecavüze uğradığı iddiası, Ankara’da üniversitelerde protesto edildi. ODTÜ, Hacettepe ve Bilkent Üniversitelerinde kadın öğrencilerin yaptığı eylemde, “Koruma, aklama, yargıla”, “Fail cezalandırılsın” sloganları atıldı.
ODTÜ, Bilkent ve Hacettepe Üniversitelerinde, “Erkek adaletin cezasızlık politikalarını kabul etmiyoruz. Koruma, aklama fail Y.E.Ö.’ü yargıla”, “Fail Y.E.Ö cezalandırılsın”, “Koruma, aklama, Y.E.Ö’yü yargıla. Cinsel saldırının cezasızlığını kabul etmiyoruz” pankartları açan kadın öğrenciler, “Kızkardeşimizin yanındayız, failleri hak ettikleri cezayı alana kadar da durmayacağız. Erkek yargının hükümsüz kararlarının arkasına sığınan failler ve aklayıcıları iyi bilsin, kızkardeşimizin davasını sahipleniyoruz ve sonuna kadar takipçisiyiz” dediler.
Öğrenciler, “Buradan açıkça duyuruyoruz mahkemenin verdiği kararı asla kabul etmiyoruz, kampüslerimizden sokaklarımıza, hiçbir alanda failleri barındırmayacağız; tüm kadınların ve lubunyaların mücadelesinin yanında olmaktan vazgeçmeyeceğiz. Yaşasın dayanışmamız, yaşasın mücadelemiz!” diye seslenerek, D.K’ye yönelik cinsel taciz faili Y.E.Ö’nün ve onu kollayanların cezalandırılmasını istediler.

“Deliller görmezden gelindi”
24 Saat Gazetesi’nde de verilen haberdeki bilgileri ve cinsel saldırı iddiası ile mahkeme sürecini anlatan öğrenciler, “Kadın arkadaşımız bunun üzerine istinafa başvurdu ve aynı eril yargı hukuksuzluğunu bir kez daha gösterdi. İstinaf, Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı'nın hazırladığı bilirkişi raporunu da görmezden gelerek ‘tüm delillere yer verilmiştir’ iddiasıyla beraati bozmadı” açıklamasını yaptı. Açıklamada ayrıca şunlar ifade edildi: “Failin avukatı ‘Katılan 25 yaşında ortalama zekanın üzerinde olan, tecavüz durumunda ne yapılacağını bilen biridir’ diyerek mağduru suçlamaya devam etti. Mağdurun eğitim düzeyini sanki bir kabahatmiş gibi sunup, saldırının tüm sorumluluğunu fail erkeğin omuzlarından alıp hayatta kalana yüklemeye çalıştı. Bu söz ve davranışların, şiddetin faili üzerinden konuşulmasını engellemek adına patriyarkanın ilk başvurduğu mekanizmalardan biri olduğunun bilincindeyiz. Sizler mağduru hedef göstermeye çalıştıkça bizler de failin adını daha yüksek haykıracağız.”

“Dava Yargıtay aşamasında”
Davanın Yargıtay aşamasında olduğunun hatırlatıldığı açıklamalarda, Y.E.Ö’ün “nitelikli cinsel saldırı sanığı” olarak yargılandığı savunuldu. “Y.E.Ö’ün sanık olarak yargılanırken başka neler yapabiliyor, biliyor musunuz? Yurtlarda kalabiliyor, kampüste gezebiliyor, eğitim hayatına rahatça devam edebiliyor. Faili aklayanlar, sırtını sıvazlayanlar bu suçun ortaklarıdır” değerlendirmesi yapıldı.
Öğrenciler şu soruları da yönelterek, cezalandırma istediler: “Soruyoruz: Yargılama süreci henüz tamamlanmamışken, fail nasıl ve hangi güvenle çevresine ‘dava bitti’ açıklamaları yapabilmiştir? Bu güveni kimden almıştır? Henüz adli süreç devam ederken ve nihai karar kesinleşmemişken, bu kadar kesin bir dil nasıl kurulabilmiştir? Bizler biliyoruz ki bu sözler tesadüf değildir. Bu sözler, cezasızlığın yarattığı güvenin bir sonucudur. Ve tam da bu yüzden soruyoruz ‘bu cesareti faillere veren kimdir?’
Bizler biliyoruz ki Y.E.Ö. münferit bir örnek değil, erkek yargının cezasızlığının bir yansımasıdır. Dahası, davadaki bunca somut delile, bunca hukuksuzluğa rağmen Yargıtay’ın beraat kararını onamasının ne anlama gelebileceğini de görüyoruz. Eğer ki hukuka aykırı bu karardan geri dönülmezse, Y.E.Ö.ün ve yaptıklarının diğer dosyalara emsal niteliğinde olabileceğinin farkındayız. Bu durum açıkça tecavüzün suç olmaktan çıkarılması, artık cezalandırılmaması demektir.”

“Kız kardeşimiz yalnız değildir”
Öğrenciler, susmadıklarını, korkmadıklarını ve cezasızlığa karşı çıktılarını belirterek, “Bugün susmuyoruz, korkmuyoruz ve cezasızlık düzenine karşı birlikte haykırıyoruz. Kız kardeşimizin davasını sahipleniyor ve bu hukuksuz beraat kararını kabul etmiyoruz. Failin cezalandırılmasını talep ediyoruz. Bu davanın peşini bırakmayacağız kız kardeşimiz yalnız değildir. Burada olduğumuz sürece onun sesine ses, nefesine nefes olmaya devam edeceğiz.”

