Ortaokul sıralarında başlayan karikatür merakı ve mizah dergileri koleksiyonu, Türkiye’ye son derece kapsamlı bir başvuru kaynağı kazandırdı: “Türkiye’nin Mizah Dergi ve Gazeteleri”.
1923-2025 döneminde yayımlanan 102 yıllık süreçteki 1102 yayını kapsayan bu derleme, aynı zamanda yayıncı olan Engin Kamarot’un imzasını taşıyor. Zerre Yayınları'ndan çıkan çalışma; 41 Buçuk, Akbaba, Aydede, Diyojen, Gırgır, Avni, Dıgıl, Dinozor, Leman, Zeplin ve akla gelebilecek 102 yıllık koca bir külliyatı tek bir çatı altında bir araya getiriyor.
860 sayfada 102 yıllık hafıza
Türkiye'de kesintisiz mizah yayıncılığını ilk kez bu kadar geniş kapsamda buluşturan kitap 860 sayfadan oluşuyor. Yıllar içinde yayımlanmış 1102 mizah dergisi ve gazetesi tek tek takip edilmiş, sabırla incelenmiş ve titiz bir işçilikle derlenmiş. Eser; kapak görselleri, bibliyografik bilgiler ve yayın notlarıyla birlikte kültürel belleği kayıt altına alan çok değerli bir başvuru kaynağı niteliğinde.
10 bölümden oluşan kitap; giriş ve kullanım rehberinin ardından şehir, yıl, periyot ve tür bazında karşılaştırmalı tablolar, ana yayın listesi, kişi–yayın dizini, kaynakça ve genel dizinleriyle büyük bir emeğin ürünü. Derleyen Engin Kamarot da bu çalışmanın 8 yıllık yoğun bir emeğe dayandığını vurguluyor.
Kitabın tanıtımındaki şu ifadeler de içeriğin önemini özetliyor:
“Yıllarca süren arşiv araştırmalarının, açık kaynak taramalarının ve erişimi güç özel koleksiyonların ürünü olan bu derleme; bugüne kadar dağınık, eksik ya da tamamen unutulmuş pek çok yayını ilk kez sistematik biçimde bir araya getirmektedir. Türkiye'nin mizah yayımcılığına bütüncül bir bakış sunan bu çalışma, aynı zamanda kültürel belleğimizi gelecek nesillere aktaran kalıcı bir arşiv niteliğindedir.”

Akademisyenler, araştırmacılar, basın tarihi meraklıları ve karikatür sevdalıları için vazgeçilmez bir rehber niteliğindeki bu kitap, mizahın baskılanmaya çalışıldığı günümüzde, alanında bugüne kadar yapılmış en kapsamlı derleme olarak öne çıkıyor.
Çizimden arşivciliğe uzanan yolculuk
Ankara doğumlu olan Engin Kamarot, Hacettepe Üniversitesi Maden Mühendisliği (2001) ve Anadolu Üniversitesi AÖF Sosyoloji (2017) mezunu. Ancak kendi mesleğini hiç yapmadığını belirtiyor. Ankara Atatürk Lisesi'nde tanıştığı karikatürü bir süre amatör çizer olarak sürdürdüğünü, bazı yarışma albümlerinde ve dönemin mizah dergilerinin amatör sayfalarında yer aldığını, hatta arkadaşlarıyla birlikte lise yıllarında okul idaresi tarafından engellenen bir mizah dergisi hazırladığını anlatıyor. Kamarot, "Amatör çizer olarak başlayan karikatür sevdam; iyi bir okuyucu, koleksiyoner ve araştırmacı olarak yıllarca devam etti" diyor.
Engin Kamarot ile bu kapsamlı çalışmanın hazırlık sürecini ve mizah tutkusunu 24 Saat Gazetesi için konuştuk.

– Karikatür ve mizah yayınlarına ilginiz nasıl başladı?
Ortaokul yıllarında karikatür sanatıyla tanıştım. O dönemde bir yandan çizmeye çalışıyor, bir yandan da mizah dergilerini düzenli takip ediyordum. Zamanla bu bende bir alışkanlığa dönüştü. Okuduğum dergileri biriktirmeye, eski sayıları da sahaflardan toplamaya başladım. Bir ortaokul öğrencisi olarak kendime küçük bir arşiv oluşturma hevesim vardı.
O heves bugüne kadar geldi; şimdi 50 yaşındayım. Belki iyi bir karikatürist olamadım ama iyi bir arşivci oldum ve güçlü bir koleksiyon oluşturdum. 2018 yılında bu koleksiyonu topluma nasıl kazandırabilirim sorusuyla kitabın temellerini attım.
– Yani ortaokul yıllarından itibaren biriktirdiğiniz dergiler hâlâ duruyor mu?
Evet, arşivimin ana omurgasını o yıllarda topladığım dergiler oluşturuyor. O dönem çıkan yayınların neredeyse tamamını alıyor, bir yandan da sahafları geziyordum. Yıllar boyunca bu tutkuyu hiç bırakmadım. Bugün elimde on binlerce sayıdan oluşan çok büyük bir albüm arşivi var.
2018 yılında arşivi kontrol etmek zorlaşınca kendime özel bir yazılım geliştirdim. Amacım fasikülleri düzenli biçimde takip edebilmekti. Verileri aktardıkça elimde ne kadar büyük ve çeşitli bir kaynak bulunduğunu fark ettim. İçinde kimsenin bilmediği, unutulmaya yüz tutmuş pek çok yayın vardı. Bunları insanlara tanıtmak istedim.
İlk düşüncem bir internet sitesi açmaktı fakat telif hakları gibi sebeplerle bundan vazgeçip yazılımı sadece kendi arşivimi yönetmek için kullandım. Bugün yaklaşık 600-700 farklı mizah dergisi türünden söz edilebilir; bu kitapta ise tam 1102 yayın yer alıyor.

– Çalışmada sadece kendi arşivinizden mi yararlandınız?
Arşivimdeki çeşitlilik beni daha derin bir araştırmaya yöneltti: "Acaba hiç bilinmeyen başka yayınlar da var mı?" sorusunun peşine düştüm. Yıllar boyunca sahaflarda ve koleksiyonlarda mizah yayını aradım. Önce isimlerini tespit ettim, ardından her biri için ayrıntılı araştırmalara giriştim.
Daha sonra Milli Kütüphane'de çalışma imkânı buldum. Süreli Yayınlar birimindeki personele projeyi anlattım; sağ olsunlar bana büyük destek verip arşivlerini açtılar. Yaklaşık sekiz ay boyunca depolarda ve raflarda çalıştım. Milli Kütüphane'nin kendi indekslerinde yer almayan bazı yayınları bile ortaya çıkarıp kayıt altına aldık. Tüm bu çabaların sonucunda 1102 yayından oluşan bu kapsamlı derleme ortaya çıktı.

– Kitaptaki çalışma sistemi ve metodoloji nasıl oluşturuldu?
Kitaptaki her yayın tek tek tarandı. Hem Milli Kütüphane'deki nüshalar hem de kendi arşivimdekiler dijital ortama aktarıldı.
Çalışmayı yaparken yayın içeriğinden bağımsız, tarafsız bir okuma yapmaya özen gösterdim. Her bir yayını ayrı ele alarak; yıl, şehir, periyot, tür, motto, ebat, kâğıt türü, baskı şekli, sayfa sayısı, açıklama metni ve kadro bilgilerini not ettim. Ayrıca her yayın için bir kapak görseli ve en az bir kaynakça belirttim. Yayınları övme ya da yerme amacı gütmeden objektif biçimde sundum.
Tabii bu yayınları hazırlayan mutfağı da unutamazdık. Dergi kadroları kısmı beni en çok zorlayan bölüm oldu. Yayını hazırlayan 2736 yazar ve çizerin ismini "yayın/kişi" tablosu ile kitaba ekledim. Ayrıca künye bilgilerinde yer alan isimleri de ayrı bir dizinde topladım.

– Yayınları belirlerken ölçütünüz neydi?
Hangi yayınların dâhil edileceğini net bir soruyla belirledim: “Kendisini mizahi bir yayın olarak tanımlayan ve periyodik olan her çalışma…”
Bu tanım oldukça geniş bir yelpazeyi kapsadı. Profesyonel kadrolu mizah dergilerinden amatör çizgi fanzinlere, siyasi mizah gazetelerinden tek seferlik balo gazetelerine, yerel yayınlardan okul dergilerine kadar mizah yaptığını belirten tüm yayınları dahil ettim. Çalışmaları 26 farklı türe ayırarak kategorize ettim. Atladıklarımız mutlaka olmuştur ancak temel amacımız zaten tüm yayınların görünür olmasını sağlamaktı.
– Çalışmanız sadece dergileri mi kapsıyor, gazeteler de var mı?
İçeriğe hiç müdahale etmedik. Esas aldığımız ölçüt, yayının kendisini periyodik bir mizah yayını olarak tanımlamasıydı. İçeriğin 'gerçekten' mizah olup olmaması belirleyici olmadı. Örneğin "12 Şubat" adlı yayın kendisini mizah dergisi olarak tanımladığı için, kendi beyanını esas alarak çalışmaya dâhil ettik.
Kitabımız yayınların içeriklerini özetlemiyor. Telif hakları nedeniyle okuyucunun fikir sahibi olabilmesi için sadece kapak görsellerine yer verdik; içerikteki karikatür veya yazıları kullanmadık. Temel yaklaşımımız yayının kendisini belgelemekti.

– Görseller için telif ve izin süreçleri nasıl yürüdü?
Yetmiş yılı geçmiş yayınlar zaten Milli Kütüphane tarafından dijital kataloğa aktarıldığı için hukuki bir sorun teşkil etmiyor. Diğer yayınlarda ise ulaşabildiğimiz eser sahipleriyle iletişime geçmeye çalıştık. Yüzlerce yayın olduğu için herkese ulaşmak elbette imkânsızdı ama ulaştığımız herkes bizi olumlu karşıladı, hatta teşekkür etti. Özellikle genç fanzin yayıncıları "Biz de mi bu tarihin içindeyiz?" diyerek tatlı bir şaşkınlık yaşadılar.
Hukuki süreci de ayrıntılı değerlendirdik; Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nu inceleyip hukukçulardan görüş aldık. Burada kimsenin eserine müdahale edilmiyor, ticari bir istismar yapılmıyor. Amacımız yalnızca bir derleme, eğitim ve kaynak çalışması sunmak. Kanunun izin verdiği çerçevede hareket ettik ve bugüne kadar hiç olumsuz bir geri dönüş almadık.

– Toplamda kaç yıllık bir çalışmanın ürünü?
Sistemli çalışmaya 2018 yılında başladım. 2020 yılında kitabın ilk taslağı ortaya çıktı. 2022'de Milli Kütüphane mesaisi başladı, 2025 yılı başında ise dizgi ve baskı hazırlığına geçtik. Özetle yaklaşık 8 yıllık odaklanmış bir çalışma, arkasında da 35 yıllık bir arşiv birikimi var.
– Kitabın içeriği ve alanındaki boşluğu doldurması hakkında neler söylersiniz?
Cumhuriyet tarihi boyunca belli dönemleri veya içerikteki çizgi/yazıları inceleyen başarılı akademik çalışmalar yapıldı. Ancak mizah yayıncılığına bu derece bütüncül yaklaşan çalışma sayısı çok az ve onlar da eksikti. Bu eksiği kapattığımı düşünüyorum. Bir mizah yayını çıkarmak büyük bir emek ister; benim amacım bu emekleri ölümsüzleştirmek, kaybolmaya yüz tutmuş mizah yayıncılığının gücünü hatırlatarak gülme eylemini sıcak tutmaktır.

– Çalışmaya girmeyen, dışarıda kalan yayın oldu mu?
Dışarıda yayın kalmaması için çok uğraştım. Aslında kitabı 2023'te, Cumhuriyet’in 100. yılında çıkarmayı hedefliyordum fakat hem kadroları genişletmek hem de eksikleri tamamlamak adına iki yıl erteledim. Yine de gözden kaçanlar olmuştur. Kitap çıktıktan sonra sektördeki isimlerle yaptığımız değerlendirmelerde şu ana kadar sadece dört yeni yayın tespit ettik. Bu düşük sayı bile çalışmanın kapsayıcılığını gösteriyor.

– 1923’ten bugüne mizah yayıncılığını dönemler açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?
Cumhuriyet dönemi mizah yayıncılığını şu kesitlere ayırıyorum: 1923-1945, 1945-1960, 1960-1980, 1980-2000, 2000-2015 ve 2015-günümüz...
Her dönemin kendine özgü zorlukları vardı ve bu engeller aslında Türk karikatürünü ile mizahını güçlendirerek üst seviyeye taşıdı. Detaylara girmeden şunu söyleyebilirim: Şu an Türk mizahı belki de en zorlu dönemini yaşıyor. Yayıncılık; bazı genç çizerlerin fanzinleri ve 90'lar kuşağı karikatüristlerin çabalarıyla hayatta kalmaya çalışıyor. Ancak umudumu koruyorum. Baskıların ve linç kültürünün mizahı yıldırdığı dönemler elbet geride kalacak, Türk karikatürü ülkemizin yüzünü güldürmeye devam edecektir.



