İki kez En İyi Uluslararası Film Oscar’ı kazanan dünyaca ünlü İranlı yönetmen, senarist ve yapımcı Asghar Farhadi, 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali kapsamında sinemaseverlerle bir araya geldi. Sinema yazarı Esin Küçüktepepınar’ın moderatörlüğünde düzenlenen Masterclass etkinliğinde konuşan usta yönetmen, senaryo inşasından setteki sezgisel tercihlerine, sosyal medyanın yarattığı gerçeklik yanılsamasından genç sinemacıların başarı kaygılarına kadar geniş bir çerçevede sinema anlayışını paylaştı.

Etkinlik öncesinde Farhadi’ye dünya sinemasına sunduğu katkılar dolayısıyla "Yaşam Boyu Başarı Ödülü" takdim edildi. Ödülü Adana Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Güngör Geçer’in elinden alan yönetmenin son filmi "Paralel Hikâyeler" de festival kapsamında Türkiye prömiyerini gerçekleştirdi.

Ramize Erer'in "Ayrılık" serisi Paris'te
Ramize Erer'in "Ayrılık" serisi Paris'te
İçeriği Görüntüle

"Kalbim 'Bu filmi burada yapmayacaksın' dedi: ABD projesini iptal edip Fransa'ya geçtim"

Son filmi "Paralel Hikâyeler"in yapım sürecine değinen Asghar Farhadi, projenin başlangıçta ABD’de çekilmesinin planlandığını ve New York’ta ciddi bir bütçe harcanarak oyuncu kadrosu kurulduğunu anlattı. Ancak mekânlar ile anlatmak istediği duygu arasında bağ kuramadığını ifade eden Farhadi, radikal bir kararla çekimleri Fransa’ya taşıdığını söyledi:

"Her eve döndüğümde Amerika’nın bu film için doğru yer olmadığını hissediyordum. Kararı vermek kolay olmadı; kalbim bana hep 'Bu filmi burada yapmayacaksın' diyordu. Aynı gece ajansıma mesaj atarak çekimi durdurdum. Ardından ekibimle Fransa’ya geçtik. Kamerayı beynimle değil, hislerimle yerleştiriyorum."

"Ne kadar başarılı olacağınızı düşünüyorsanız sinema sizin için bir yarışa dönüşür"

Özellikle genç yönetmen ve senaristlerin erken aşamada festival başarısı ve izleyici beğenisi gibi sonuçlara odaklanmasının yaratıcılığı baltaladığını vurgulayan Farhadi, kendi felsefesini şu sözlerle aktardı:

"Ben başarmak için film yapmıyorum. Ne kadar başarılı olacağınızı düşünüyorsanız sinema sizin için bir yarış alanıdır. Oysa sinema yarış alanı değildir. 'Bir Ayrılık'ı yazarken filmin İran dışında anlaşılacağını bile düşünmüyordum. Eğer 'Nasıl başarılı olabilirim?' diye hesap yapsaydım, muhtemelen hiç başarılı olamazdım."

"Tek bir gerçeklik yok: Biz kafamızda oluşturduğumuz gerçeklikte yaşıyoruz"

Gerçeklik kavramının doğasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Farhadi, insanların dünyaya kendi birikimleriyle baktığını ve bu nedenle mutlak bir gerçeklikten söz edilemeyeceğini belirtti. Medya ve sosyal medyadaki sunumların birer kurgu olduğunu hatırlatan yönetmen, belgesellerin dahi montajla bir anlatı yarattığını vurguladı:

"Biz gerçekte yaşamıyoruz; gerçeği kafamızda oluşturduğumuz şekilde yaşıyoruz. Bir olayın yalnızca bir kısmını görüp bütünü hakkında kesin hükümler vermek büyük bir yanılgıdır."

Genç sinemacılara tavsiye: "Bir izleyici seçin ve başta her şeyi anlatmayın"

Senaryo yazımında soyut temalar yerine zihnine takılan tek bir görsel kareden ya da duygudan yola çıktığını anlatan usta yönetmen, yazarken kitlesel beklentileri düşünmenin zihni kilitlediğini söyledi:

"Yüz kişiyi düşünürseniz hayal gücünüz devre dışı kalır. Anneniz, babanız ya da yakın bir arkadaşınız olabilir; yalnızca tek bir izleyici seçin. Bütün izleyiciler ancak film bittikten sonra düşünülür. Kötü filmler genellikle filmin başında size her şeyi anlatan filmlerdir. Senaryo yazımındaki temel sorun bilgi eksikliği değil, seyirciye her şeyi hemen açıklama arzusundan doğan bilgi fazlalığıdır. Büyüdükçe merakımız ve ayrıntıları yakalama yetimiz köreliyor. Eğer çocukluğunuzu anlatınıza katarsanız, filminiz gerçekten size benzer."

Kieślowski ile sinemasal diyalog: "Paralel Hikâyeler"

Son filminde Polonyalı usta Krzysztof Kieślowski ile bir diyalog kurmayı hedeflediğini belirten Farhadi, filmin ilk yarısını Kieślowski’nin, ikinci yarısını ise kendi sinema dili üzerinden kurguladığını aktardı. Bu bağı müzikal olarak da pekiştirmek amacıyla Kieślowski’nin unutulmaz bestecisi Zbigniew Preisner ile çalıştığını ifade eden Farhadi, müziğin sahnenin tüm anlamını kökten değiştirebilecek kritik bir güç olduğunu kaydetti.

Kaynak: ANKA Haber Ajansı