Ankara Üniversitesi ile Özbekistan'ın Ankara Büyükelçiliği iş birliğinde düzenlenen özel programla "Özbek Dili Bayramı" coşkuyla kutlandı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nin (DTCF) ev sahipliğinde gerçekleşen anma ve kutlama etkinliğinde, Özbekçenin Türk dünyasının ortak kültürel mirası içerisindeki yeri, tarihi derinliği ve Türk devletleri arasındaki entegrasyona sunduğu katkılar vurgulandı.
"Özbek Dili Yalnızca Özbeklerin Değil, Bütün Türk Dünyasının Zenginliğidir"
Etkinlikte konuşan Özbekistan'ın Ankara Büyükelçisi İlham Haydarov, Özbek dilinin asırlık bir medeniyet birikimini bugüne taşıyan müstesna bir değer olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:
"Özbek dili, yalnızca Özbek halkının değil, bütün Türk dünyasının ortak zenginliğidir. Orta Asya halklarının tarihini, kültürünü ve manevi dünyasını incelemek bakımından eşsiz bir öneme sahiptir. Özbekistan'da dilimizin devlet dili olarak konumunu güçlendirmenin yanı sıra devlet yönetiminde, eğitimde ve bilimdeki yerini daha da genişletmeye dönük kapsamlı reformları hayata geçiriyoruz."
Yaklaşan Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Liderler Zirvesi öncesinde bu tür adımların simgesel değerine işaret eden Büyükelçi Haydarov, "Türk devletleri arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi, yalnızca siyasi ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesiyle sınırlı değildir. Ortak tarihimize, dillerimize, edebiyatımıza ve manevi değerlerimize olan ilginin artırılması da bu iş birliğinin en temel boyutlarından biridir" ifadelerini kullandı.
Ankara Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hatice Bakkaloğlu da konuşmasında Türkiye ile Özbekistan arasındaki köklü kardeşlik bağlarının altını çizdi. Özbek Türkçesine resmi devlet dili statüsünün tanındığı 21 Ekim 1989 tarihinin tarihi bir dönüm noktası olduğunu anımsatan Prof. Dr. Bakkaloğlu, Özbek halkının ana diline ve kimliğine sahip çıkma noktasındaki kararlı duruşunun takdire şayan olduğunu ifade etti.

DTCF Dekanı Prof. Dr. İrfan Albayrak ise dilin medeniyetin taşıyıcı ana omurgası olduğunu vurgulayarak, geçmişten devralınan bu kutlu mirası korumanın, işlemenin ve genç nesillere eksiksiz aktarmanın hem milli bir vazife hem de insani bir sorumluluk olduğunu dile getirdi.
DTCF Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü Başkanı Prof. Dr. Sema Barutçu Özönder de bir ulusun kendi dilini devlet idaresinde yetkin kılmasının sadece filoloji açısından değil, milletlerin siyasi egemenlik tarihi açısından da büyük bir zafer olduğunu kaydetti. Prof. Dr. Özönder, Türklerin dünya üzerinde dillerini en erken dönemlerde yazıya geçiren ve kurumsallaştıran kadim toplulukların başında geldiğini hatırlattı.
Etkinliğe Azerbaycan'ın Ankara Büyükelçisi Reşad Aslanov'un yanı sıra çok sayıda akademisyen, diplomatik temsilci ve üniversite öğrencisi yoğun ilgi gösterdi.






