31 Ocak 1990'da evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitiren akademisyen, hukukçu ve Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Kurucu Başkanı Prof. Dr. Muammer Aksoy, Ankara Cebeci Asri Mezarlığı'ndaki mezarı başında anıldı. Anmaya Çankaya Belediyesi Başkanı Hüseyin Can Güner, Ankara Baro Başkan Yardımcısı avukat Kemal Binici, Türk Hukuk Kurumu Yönetim Kurulu Üyeleri avukat Aslan Aktaş ve Uğur Uzer, ADD Genel Başkanı Hüsnü Bozkurt ile çok sayıda yurttaş katıldı.
“Cumhuriyet ve Atatürk değerlerine bağlılık”
Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
"Bugün de Muammer Aksoy hocamızı anmak için buradayız. Buradaki herkes Cumhuriyet değerlerine bağlı, Atatürk ülkelerine, devrimlerine bağlı birer yurtsever. Hepimiz Cumhuriyete sahip çıkıyoruz ama Cumhuriyete sahip çıkmanın sadece 29 Ekim'de bayramlarda başkanımla beraber belki anıta taç çelenk koyarken yaptığımız konuşmalar değil ya da Atatürk'ün değerlerine sahip çıkmanın sadece 10 Kasım'da onu anlayarak, anarak değil aynı zamanda onların ideallerini, bu cumhuriyetin değerlerini özümseyen, yaşatan, savunan, bu uğurda bedel ödeyen, yeri geldiğinde can veren aydınlarımızı da anlayarak, anarak ve unutmayarak, onların adını yaşatarak aynı zamanda sahip çıkılacağının da bilincindeyiz."
“Hukukun üstünlüğünü savunan bir Cumhuriyet neferi”
Ankara Baro Başkan Yardımcısı Kemal Binici, Aksoy’u hukuku bir meslek değil, toplumsal bir sorumluluk olarak gören bir hukukçu olarak tanımladı:
"Hedef gösterilmeyi ve baskıyı göze alarak bu mücadelesini yaşamının son ana kadar sürdürmüştür. Onun mücadelesi laik cumhuriyetin kazanımlarını koruma bilimi ve aklı rehber edilen bir toplum inşa etme mücadelesidir. Hukukun siyasallaştırıldığı, yargının bağımsızlığının tartışmalı hale geldiği dönemlerde Muammer Aksoy'un düşünceleri bizlere yol göstermeye devam etmektedir. Bizler Ankara Barosu mensupları olarak bu mirası yalnızca anmakla yetinemeyiz."
Binici, Aksoy’un mirasının susmamayı, hukuku eğip bükmeden savunmayı ve mesleği her koşulda onurla icra etmeyi gerektirdiğini vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu topraklar Muammer Aksoy'u, Uğur Mumcu'yu, Bahriye Üçok'u ve daha nicelerini aydınlık bir gelecek uğruna yitirdi. Ancak bilmeliyiz ki, karanlık kalıcı olmadı ve olmayacak çünkü onların düşünceleri, bıraktıkları eserler ve mücadeleleri, mücadeleleri bizlerin yolunu aydınlatmaya devam ediyor ve edecek. Bu duygu ve düşüncelerle avukat Profesör Doktor Muammer Aksoy'u ve aydınlanma mücadelesinde yaşamını yitiren tüm hukukçuları saygı, minnet ve özlemle anıyoruz."
“Mücadelenin merkezinde laiklik vardı”
Türk Hukuk Kurumu Yönetim Kurulu Üyesi avukat Aslan Aktaş, Aksoy’un hukuku sadece kurallar bütünü olarak değil, laik Cumhuriyetin güvencesi olarak gördüğünü belirtti:
"Onun mücadelesinin merkezinde laiklik vardı çünkü Aksoy çok iyi biliyordu ki laiklik olmadan hukuk devleti olmaz. Hukuk devleti olmadan özgürlük olmaz. Özgürlük olmadan da cumhuriyet yaşayamaz. Ne yazık ki Türkiye'de laikliği, hukuku ve aydınlanmayı savunan birçok değerli isim gibi Muammer Aksoy'da bu kararlı duruşunun bedelini canıyla ödemiştir. Bu karanlık çizgi Aksoy'dan sonra da sürmüştür."
“Türk Milletini uyaran aydınlar hedef alındı”
ADD Genel Başkanı Hüsnü Bozkurt, her yıl 31 Ocak’ta Aksoy’u ve 24 Ocak’ta Uğur Mumcu’yu anmak için bir araya geldiklerini ifade ederek şunları söyledi:
"İyi de Muammer Aksoy kim? Neden katledildi? Uğur Mumcu neden yok bugün? Ahmet Taner Kışlalı niye kundaktaki bebesini bırak çıkıp paramparça edildi. Bahriye Üçok neden evine gönderilen bir bombalı paketle yok edildi? Necip Haptemitoğlu neden? Gaffar Okkan neden? Bedri Karafakoğlu neden? Ümit Kaftancıoğlu neden? Abdi İpekçi neden? Neden? Neden? Neden? Hepsi bu günleri hazırlamak içindi aslında. Hepsi hepsi Batı emperyalizminin 100 yıllık değişmeyen hedefi olan ve bugün Büyük Orta Doğu Projesi diye revize edilerek gündeme sokulan Türkiye Cumhuriyeti'ni referansı tırnak içinde uydurulmuş bir din devletine dönüştürüp parçalama hedefinin hayata geçirilebilmesi için kurulan tuzaklar. Bu noktada Türk milletini uyaran aydınlar birer birer yok edildi. Muammer Aksoy onların en başta geleniydi. Aksaçlı bilgemizdi."
Bozkurt, Muammer Aksoy’un laikliğe ve Cumhuriyet değerlerine bağlılığını vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı:
"Laiklik yoksa Cumhuriyet yok. Laik Cumhuriyet bir kez kaybedildiği zaman bu ülkeden Atatürk’ü ve laikliği çıkardığınız zaman elinizde kalacak olan Afganistan'dır. Onun için laiklik böyle arada sırada hatırlanacak bir şey değil. Mutlaka ve mutlaka canımız pahasına korumamız gereken Muammer Aksoy onun için katledildi."



