Anka Haber Ajans'ından Gençağa Karafazlı'nın haberine göre ÇAYKUR’un fabrikalardaki kapasite yetersizliğini öne sürerek getirdiği sınırlamalar nedeniyle tarladaki ürününü zamanında teslim edemeyen Rizeli üreticiler, çaylarını yok pahasına özel sektör firmalarına satmak mecburiyetinde bırakıldıklarını ifade ederek duruma tepki gösteriyor.

Avrupa Birliği enflasyon Nisan 2026 verileri açıklandı: Fransa ve İtalya'da maaş krizi
Avrupa Birliği enflasyon Nisan 2026 verileri açıklandı: Fransa ve İtalya'da maaş krizi
İçeriği Görüntüle

"5 dönüm arazide 150 kilo kontenjanla çayı bitiremezsiniz"

Çay bahçesinde topladığı çayları çuvallayıp araçla özel sektör fabrikasına götürmek zorunda kaldığını anlatan üretici Ayşe Yıldız, yaşadıkları mağduriyeti ve kontenjan sisteminin hasada yönelik olumsuz etkilerini şu sözlerle aktardı:

"Şu anda topladığımız bu çayları mecburen özel sektöre götürüyoruz. Özel sektör ise çok düşük fiyattan alıyor ve ödemeyi 6 ay sonra yapıyor. Bu yüzden mağdur oluyoruz. Bizim isteğimiz, ÇAYKUR’un üreticilere uyguladığı kontenjanın kaldırılmasını ya da daha sık aralıklarla alım yapılmasını istiyoruz. Çünkü kontenjan olduğu zaman çayı az topluyorsunuz ve bu durum ikinci ve üçüncü hasadı da olumsuz etkiliyor. Hiçbir işe yaramıyor."

Tek başına çalışan üreticilerin alım yapılmaması nedeniyle çayı tarlada bekletmek zorunda kaldığını belirten Yıldız, devlet alımı yavaşlattığında özel sektörün fiyat kırdığına dikkat çekerek şöyle devam etti:

“Mecburen çayı toplayıp götürmemiz gerekiyor. Bazen benim gibi tek çalışanlar oluyor, o zaman çayı iki gün bekletmek zorunda kalıyorsunuz. Çünkü zaten almıyorlar. 5 dönüm arazide 150 kilo kontenjanla hiçbir şey yapamazsınız. Çayı bitiremezsiniz. Bu, iğneyle kuyu kazmak gibi bir şey. Bu yüzden biz de mecburen özel sektöre vermek zorundayız. Özel sektöre zaten peşin satıyorsunuz ama onlar da fiyatı daha da düşürdü. Devlet birkaç gün alım yapmayınca bu durum özel sektörün işine yaradı. Onlar da fiyatı düşürdü, 25 liraya kadar aldılar. Önceden devlet iyi alım yaptığı için özel sektör de neredeyse aynı fiyattan alıyordu. Çok iyiydi. Ama devlet en ufak bir aksama yaşadığında, kontenjan veya randevu sistemi devreye girdiğinde, özel sektör de kendini düşünüyor.”

"Böyle giderse insanlar bıkıp çayı dereye dökecek"

Üretim şartlarının ağırlığına rağmen emeğin karşılığının alınamadığını savunan Ayşe Yıldız, devletin bölgeye yeni fabrikalar kazandırması gerektiğini belirterek yetkililere şu sözlerle seslendi:

“Burada kimse vatandaşı ya da çalışanı düşünmüyor. Gerçekten çok zor şartlarda çalışıyoruz; sıcağı, soğuğu, emeğiydi. Böyle giderse insanlar bir gün bıkıp çayı dereye dökecek, fındıkta olduğu gibi. Burada neredeyse herkes geçimini çaydan sağlıyor. Devletin bir şeyler yapması gerekiyor. Belki alım yerlerini açmayabilir ama en azından fabrika sayısını artırabilir. ‘Fabrika yanıyor’ deyip kapatılıyor, sonra her şey özel sektöre kalıyor. Sanki danışıklı dövüş gibi. Olan vatandaşa oluyor.”

"Çay beklemez, fabrika sahalarındaki çay gübreye dönüşüyor"

ÇAYKUR Genel Müdürlüğü’nün üreticilere yönelik "acele etmeyin" yönündeki telkinlerini eleştiren bir diğer çay üreticisi Osman Karabulut ise çayın tarlada bekletilemeyecek biyolojik bir yapıya sahip olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Biz üreticiyiz, dedelerimizden beri çayla uğraşıyoruz. Ama şu an üretici perişan durumda. Çay başladığı gün kesilmeye başlanır ve durmadan toplanması gerekir. Ruhsatsız çaylara ruhsat verildi, buna tamam. Ama bu kadar çay üretimi arttıysa, neden yeterli fabrika yapılmadı? Giresun’dan Artvin’e kadar sadece birkaç fabrika var. Mevcut fabrikalar yetmiyor. Vatandaşı suçlamaya gerek yok. Çay beklemez. ‘Bekleyin alacağız’ diyorlar ama alınan çayı da işleyemiyorlar. Fabrikaların sahasında yüzde 20 oranında işlenemeyen çay var ve bu çay gübreye dönüşüyor.”

"Bir kilo çayla iki ekmek bile alamıyoruz"

Devletin taban fiyatın altında alımı yasaklayan idari yaptırımlar uygulaması gerektiğini savunan Osman Karabulut, üreticinin ekonomik çaresizliğini şu çarpıcı cümlelerle özetledi:

“Giresun’dan Artvin’e kadar yeni fabrikalar yapılsın, özel sektöre ödeme zorunluluğu getirilsin. Devlet bir ayda ödeme yapıyorsa, özel sektör de aynı şekilde ödeme yapmalı. Aksi halde yaptırım uygulanmalı. Vatandaş sabah 4’te kalkıyor, yemek bile yiyemeden çalışıyor. Çay kaliteli olsun diye güneş görmesin diye uğraşıyor. Ama ÇAYKUR haftada bir gün tatil yaparken şimdi iki güne çıkarmayı düşünüyor. Bu kabul edilemez. Yetkililere sesleniyorum, bu çaya sahip çıkın. Karadeniz’in incisi bu. Ama şu anda bir kilo çayla iki ekmek bile alamıyoruz. Devlet ‘benim verdiğim fiyatın altında alamazsın’ demeli. Şu anda özel sektör çok daha düşük fiyat veriyor ve geç ödeme yapıyor. Devlet bize sahip çıkmalı. Bu bizim tek geçim kaynağımız."

Çay üreticilerinin sorunlarını yerinde incelemek üzere Rize'deki çay bahçelerinde incelemelerde bulunan Zafer Partisi Rize İl Başkanı Hüseyin Karaman da sahadaki izlenimlerini paylaşarak çözümün tek bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesine bağlı olduğunu ifade etti:

“Bugün sahadaydık ve çay üreticilerinin sorunlarını dinledik. Söylenenler ortada. Devlet bir kararname ile çayda fiyat garantisi sağlayabilir. Nasıl sigarada her yerde aynı fiyat uygulanıyorsa, çayda da uygulanabilir. Özel sektör devletin belirlediği fiyatın altına inmemeli. Ayrıca, fabrika sayısı artırılmalı kontenjan yükseltilmeli, vatandaş artık geçinemiyor. Çayın fiyatı düşerken diğer ürünlerin fiyatı artıyor. Yetkililer halkın sesine kulak vermeli. Gerekirse vatandaş tepkisini daha sert gösterebilir. Ama buna gerek kalmadan çözüm üretilmeli. Sayın Cumhurbaşkanımıza sesleniyoruz: Bir kararname ile bu sorun çözülebilir.”

Kaynak: Anka Haber Ajansı