Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), son dönemde basın ve ifade özgürlüğünü ilgilendiren farklı başlıklarda önemli sonuçlar doğuran girişimlere imza attı. RSF, ABD’de Voice of America çalışanlarını etkileyen hukuki süreçten İsviçre’de kamu yayıncılığını hedef alan girişimin geri püskürtülmesine, Fransa’da medya sahipliğindeki yoğunlaşmaya karşı başlatılan hukuki mücadeleden dijital sansürün aşılmasına kadar birçok alanda aktif rol oynadı.

RSF’nin özellikle otoriter rejimlerin çevrimiçi sansür mekanizmalarına karşı geliştirdiği yöntemler, bağımsız haberciliğin engelli alanlarda da dolaşımını sürdürmesini sağlıyor. Aynı dönemde Avrupa ve ABD’de yürütülen hukuki ve kamusal girişimler de medya çoğulculuğu ve editoryal bağımsızlık açısından dikkat çekici gelişmeler yarattı.

16 Eylül 2026 BORSA İSTANBUL ALTIN PİYASASI kapanış verileri: Standart altın kilogram fiyatı yükseldi
16 Eylül 2026 BORSA İSTANBUL ALTIN PİYASASI kapanış verileri: Standart altın kilogram fiyatı yükseldi
İçeriği Görüntüle

Cp Collateral Freedom

RSF: Sansür yöntemleri gelişiyorsa direniş araçları da gelişiyor

RSF’nin 11 yıl önce başlattığı Collateral Freedom Operasyonu, çevrimiçi sansür uygulanan ülkelerde haber siteleri ile basın özgürlüğü platformlarının erişilebilir kalmasını hedefliyor. Bugün itibarıyla 39 ülkede engellenen 177 medya kuruluşu ve ifade özgürlüğü sitesinin, bu yöntem sayesinde okuyucularına ulaşmayı sürdürdüğü belirtiliyor. Engellenen sitelerin yarıdan fazlasının Rusya ve Çin’de bulunması, dijital sansürün ölçeğini de ortaya koyuyor.

Bu sistemde, yasaklanan haber siteleri büyük içerik dağıtım ağlarının altyapısında tutulan yedek alan adlarına taşınıyor. Böylece kullanıcılar ek bir VPN kurulumuna ihtiyaç duymadan, sıradan bir internet tarayıcısı üzerinden ilgili içeriklere erişebiliyor. RSF verilerine göre koruma altındaki sitelerin yüzde 57’den fazlası yalnızca iki ülkede engellenmiş durumda: Çin’de 53, Rusya’da ise 49 site.

12 Mart Dünya Siber Sansürle Mücadele Günü dolayısıyla açıklama yapan RSF Teknoloji ve Gazetecilik Masası Başkanı Vincent Berthier, sansürcü yönetimlerin sürekli yeni araçlar geliştirdiğini, buna karşılık RSF’nin de yasaklı alanlarda bilgi dolaşımını sürdürecek yöntemleri güçlendirdiğini söyledi. Berthier, propaganda kuşatmasına karşı bağımsız gazeteciliğin önünü açmayı amaçladıklarını vurguladı.

ABD’de VOA çalışanları için kritik mahkeme kararı

ABD’de ise RSF’nin de içinde yer aldığı hukuki mücadele sonucunda, Voice of America çalışanlarını doğrudan etkileyen önemli bir yargı kararı çıktı. Yargıç Royce Lamberth, Kari Lake’in ABD Küresel Medya Ajansı’nın geçici CEO’su olarak görevlendirilmesini hukuka aykırı buldu.

Mahkeme, Lake’in görev süresince aldığı ve aralarında çok sayıda VOA gazetecisinin toplu şekilde işten çıkarılmasının da bulunduğu bazı kararları geçersiz saydı. RSF, kararın ardından yaptığı değerlendirmede, VOA çalışanlarının görevlerine dönmesi ve dünyanın farklı bölgelerindeki milyonlarca kişinin güvenilir habere erişiminin sürmesi için girişimlerini devam ettireceğini duyurdu.

İsviçre’de kamu yayıncılığı lehine güçlü mesaj

RSF’nin destek verdiği bir başka süreç de İsviçre’de kamu yayıncılığını doğrudan ilgilendiren referandum oldu. Kamu yayıncısı SSR’nin mali yapısını zayıflatacağı gerekçesiyle eleştirilen “200 frank yeter” girişimi, seçmenlerden destek görmedi.

8 Mart’ta yapılan oylamada seçmenlerin yüzde 61,95’i, yayın lisans ücretinin 335 İsviçre Frangı’ndan 200 franga düşürülmesini öngören öneriye karşı oy kullandı. Sonuç, kamu hizmeti yayıncılığının korunması yönünde güçlü bir toplumsal irade beyanı olarak değerlendirildi.

RSF İsviçre Genel Sekreteri Denis Masmejan, Avrupa’da kamu yayın kuruluşlarının giderek artan siyasi baskılarla karşı karşıya kaldığı bir dönemde çıkan bu sonucun özel önem taşıdığını belirtti. Masmejan’a göre oylama, toplumun güvenilir, çoğulcu ve bağımsız haberciliğe olan bağlılığını açık biçimde ortaya koydu. RSF, oylama öncesinde çok sayıda medya kuruluşu, siyasi aktör ve sivil toplum temsilcisiyle birlikte kampanya yürüterek girişime karşı kamuoyu oluşturmaya çalışmıştı.

Rachat Challenges Lvmh

Fransa’da medya tekelleşmesine karşı yargı yolu

Fransa’da ise Challenges dergisinin, çok sayıda medya varlığını elinde bulunduran LVMH grubuna satılması, medya sahipliğinde yoğunlaşma tartışmalarını yeniden alevlendirdi. LVMH’nin başında bulunan Bernard Arnault’un aynı zamanda Les Echos’nun da hissedarı olması, editoryal bağımsızlık ve çoğulculuk konusunda yeni kaygılar doğurdu.

Bu gelişme üzerine RSF, Fransa Ulusal Gazeteciler Sendikası ve SNJ-CGT ile birlikte dosyayı Fransa Danıştay’ına taşıdı. Başvuruda, Avrupa Birliği hukukunun medya çoğulculuğunu ve yayın bağımsızlığını koruyan hükümleri çerçevesinde, telafisi güç zararlar doğmadan önce acil önlem alınması talep edildi.

RSF’nin son dönemde farklı ülkelerde yürüttüğü bu girişimler, basın özgürlüğü mücadelesinin artık yalnızca gazetecilere yönelik doğrudan baskılarla sınırlı olmadığını; mülkiyet yapısından dijital sansüre, kamu yayıncılığının finansmanından uluslararası medya kurumlarının bağımsızlığına kadar geniş bir alana yayıldığını bir kez daha gösterdi.

Kaynak: Haber Merkezi