Ankara Güvenpark'ta 16 gündür aynı ses yükseliyor: "Şehitliğin rütbesi olmaz." Türkiye'nin 81 ilinden başkente gelen er şehit aileleri ve gaziler, yıllardır çözüm bekleyen özlük hakları için başlattıkları oturma eylemini kararlılıkla sürdürüyor. Her gün aynı parkta bir araya gelen aileler ve gaziler, rütbe ayrımı nedeniyle kendilerine tanınmayan sosyal ve ekonomik hakların anayasal eşitlik ilkesi doğrultusunda yeniden düzenlenmesini istiyor. Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Erdem Çerçioğlu, taleplerinin bir ayrıcalık değil Anayasa'nın güvence altına aldığı eşitlik ilkesinin hayata geçirilmesi olduğunu vurgularken, Gazi Yazar Savaş Yücel ise aynı cephede görev yapan personel arasında yalnızca statü farkı nedeniyle hak ayrımı yapılmasının kabul edilemez olduğunu söyledi. Eylemciler, er şehit aileleri ve er gazilere yönelik hak farklılığı giderilinceye kadar Güvenpark'taki bekleyişlerini sürdüreceklerini ifade etti.

Gazi Yücel: "Aynı fedakarlığa aynı hak verilmeli"
Gazi Yazar Savaş Yücel, Güvenpark'ta eylem yapan er gazileri ve şehit ailelerinin terörle mücadelenin en ön safında görev aldığını belirterek, haklar konusunda ise statü ayrımıyla karşı karşıya bırakıldıklarını söyledi.
1980'li, 1990'lı ve 2000'li yıllarda vatani görevlerini yerine getirmek üzere silah altına alındıklarını hatırlatan Yücel, PKK, DHKP-C, FETÖ, DEAŞ ve diğer terör örgütlerine karşı yürütülen operasyonlarda en ön safta görev yaptıklarını ifade etti. Terörle mücadelede canlarını ortaya koyduklarını belirten Yücel, bir kısmının şehit olduğunu, bir kısmının ise ömrünü gazi olarak sürdürmek zorunda kaldığını ifade etti.
Aynı üniformayı giyip aynı operasyonlara katılan ve aynı terör tehdidi altında yaralanan kişiler arasında yalnızca statü farklılığı nedeniyle sosyal ve mali hak ayrımı yapılmasının Anayasa'nın eşitlik, sosyal devlet ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığını savunan Yücel, devletin şehit yakınları ve gazileri koruma yükümlülüğünü de bu anlayış doğrultusunda yerine getirmesi gerektiğini dile getirdi.
Milli Savunma Bakanlığı'nın er şehit aileleri ve gazilere yönelik yaklaşımını eleştiren Yücel, 32 yıldır emsal statü haklarında eşitsizlik yaşandığını belirtti. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun mücadeleye katılan herkese rütbe ayrımı gözetilmeksizin eşit uygulanması gerektiğini belirten Yücel, Güvenpark'taki eylemin devlete karşı değil, hukuka, adalete ve vicdana yapılan bir çağrı olduğunu vurgulayarak, "Talebimiz ayrıcalık değil, aynı fedakârlığın aynı adaletle karşılık bulmasıdır" dedi.

"Ayrıcalık değil, emsal statü istiyoruz"
Cumhurbaşkanı'nın yıllardır "Şehitlik ve gazilik arasında ayrım yapılamaz" yönünde açıklamalar yaptığını hatırlatan Yücel, buna rağmen beklenen yasal düzenlemelerin hayata geçirilmediğini belirterek, "Sayın Cumhurbaşkanımızın yıllardır dile getirdiği, 'Şehit ve gazinin bütçesi olmaz, gereği yapılır' yönündeki iradesine rağmen, aradan geçen sürede verilen talimatların hayata geçirilemediği; yürütülen kanun çalışmalarının ise askeri hiyerarşi ve bütçe gerekçeleriyle sonuçsuz bırakıldığı görülmektedir" diye konuştu.
Çözüm önerisi olarak, terör nedeniyle şehit olan veya yaralanarak gazi olan erbaş ve erlerin emsal personelin statü, derece ve kademelerine uygun şekilde haklardan yararlanmasını sağlayacak yasal düzenleme yapılmasını isteyen Yücel, bunun mümkün olmaması halinde ise en azından Milli Savunma Bakanlığı bünyesindeki A sınıfı uzman memur maaşının emsal alınmasını önererek şu ifadeleri kullandı:
"Kanuna konacak şöyle ek bir madde er gazilerin sorununu çözecektir:
‘’(Ek bent Teklifi): Bu Kanun kapsamında terör eylemleri nedeniyle şehit olan veya yaralanarak malul olan Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu erbaş ve erler uzman çavuşluğa; uzman çavuşlar astsubaylığa, astsubaylar ise subaylığa dikey geçiş yaparak ilerler. Bunların nasıpları; şehitler için vefat ettikleri, malul gaziler için ise yaralandıkları tarih esas alınarak emsallerinin statü, derece ve kademelerine uygun şekilde yeniden düzenlenir. Bu düzenlemeye bağlı olarak hak sahipleri ile malul gazilere bağlanan aylıklar ve özlük hakları, emsali personelin hakları esas alınarak güncellenir. Ayrıca bu personele, emsallerinin yararlandığı paraşüt, komando ihtisas ve komando tazminatı dâhil olmak üzere tüm ek tazminatlar eksiksiz olarak ödenir.’’
Şayet bu yönde bir düzenleme yapılması uygun görülmezse, en azından Millî Savunma Bakanlığı bünyesinde aktif görev yapan A Sınıfı Uzman Memur maaşının emsal alınması, er şehit aileleri ile er gazilerin yıllardır maruz kaldıkları mali mağduriyetlerin önemli ölçüde giderilmesine katkı sağlayacaktır.
En doğru olan çözüm; "3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında düşman tesir ve etkisiyle yaralanan yükümlü ve muvazzaf personel, rütbe ve statü ayrımı gözetilmeksizin bu Kanun kapsamındaki bütün haklardan eşit şekilde yararlanır." Şeklinde bir kanun düzenlenmelidir.
Bu düzenleme, hem hakkaniyet ilkesinin hem de sosyal devlet anlayışının doğal bir gereği olacaktır. Bununla birlikte, er şehit aileleri ile er gazilere bağlanan aylıkların, devletin ilgili kurumlarınca belirlenen yoksulluk sınırının altında kalmaması temel bir kamu politikası ve yasal güvence hâline getirilmelidir."

"Hukuk önünde tam eşitlik sağlanmalı"
Gazi Savaş Yücel, taleplerinin net olduğunu belirterek, er şehit aileleri ve er gazilere yönelik Anayasa'ya aykırı olduğunu savundukları hak farklılığının giderilmesini istedi. Cumhurbaşkanı tarafından daha önce verilen talimatların gecikmeden uygulanması gerektiğini ifade eden Yücel, süreci engellediği veya aksattığı değerlendirilen sorumlular hakkında gerekli idari işlemlerin yapılmasını talep etti:
"Talebimiz açıktır. Er Şehit ve Gazilere yönelik Anayasa'ya aykırı hak farklılığı giderilmeli, Cumhurbaşkanımız tarafından müteakip defalar verilen talimatlar gecikmeksizin yerine getirilmeli, süreci engelleyen veya aksatan sorumlular hakkında gerekli idari işlemler yapılmalı, rütbeli Şehit ve Gazilere tanınan anayasal hak ve imkânlar Er Şehit ve Gazilere de eksiksiz şekilde sağlanmalı; bunun mümkün görülmemesi hâlinde ise Anayasa'nın eşitlik ilkesi gereği mevcut ayrıcalıklar yeniden değerlendirilerek hukuk önünde tam eşitlik tesis edilmelidir."
"Aidiyet duygumuz yeniden inşa edilmeli"
Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Erdem Çerçioğlu ise devletin büyüklüğünün yalnızca çıkardığı kanunlarla değil, o kanunların adalet duygusunu ne ölçüde yaşattığıyla ölçüldüğünü söyledi.
Er şehit aileleri ve er gaziler açısından mevcut mevzuatın Anayasa'nın eşitlik ve sosyal devlet ilkeleri doğrultusunda yeniden değerlendirilmesini beklediklerini belirten Çerçioğlu, yıllardır "yakında çözülecek" denilerek farklı kurumlara yönlendirildiklerini ve bu süreçte yıprandıklarını dile getirdi.

Çerçioğlu, Cumhurbaşkanlığı bünyesinde doğrudan şehit aileleri ve gazilerin haklarını tek çatı altında yürütecek kurumsal bir yapının oluşturulmasını istediklerini belirterek, bunun bir ayrıcalık değil devlet ile gaziler arasındaki aidiyet bağını güçlendirecek bir adım olacağını söyledi:
"Devletin büyüklüğü, yalnızca çıkardığı kanunlarla değil; o kanunların adalet duygusunu ne ölçüde yaşattığıyla ölçülür. Kanunlar insan "-içindir; insan kanun için değildir. Bu nedenle, er şehit aileleri ve er gaziler yönünden mevcut mevzuatın, Anayasa'nın eşitlik, sosyal devlet ve hukuk devleti ilkeleri doğrultusunda yeniden değerlendirilmesi; aynı fedakârlığı gösteren gaziler arasında oluşan hak farklılıklarının giderilmesi ve toplumsal vicdanı yaralayan eşitsizliklerin ortadan kaldırılması hususunda gerekli yasal düzenlemelerin ivedilikle hayata geçirilmesini bekliyoruz.
Er gazileri olarak uzun yıllardır emsal statü ve sosyal haklar konusunda sürekli "yakında çözülecek" beklentisiyle farklı kurumlara yönlendirilmiş, gecikmeler nedeniyle yıpranmış durumdayız.
Bu sebeple Sayın Cumhurbaşkanımız ve Başkomutanımızdan talebimiz son derece açıktır: öncelikle emsal statü haklarımızın tanımlanarak, herhangi bir sosyal grup olarak değil, doğrudan devletimizin en üst makamına bağlı, kurumsal kimliği güçlü, bürokratik engellerden uzak ve tüm haklarımızın tek çatı altında yürütüleceği Cumhurbaşkanlığı Şehit Aileleri ve Gaziler Başkanlığı veya uygun göreceğiniz benzer nitelikte bir yapının kurulmasını arzu ediyoruz.
Talebimiz bir ayrıcalık değil; yıllardır eksik bırakılan aidiyet duygusunun yeniden inşa edilmesi, devlet ile gazisi arasındaki manevi bağın güçlendirilmesi ve Anayasa'nın öngördüğü sosyal hukuk devleti ilkesinin tam anlamıyla hayata geçirilmesidir. Gazilik, statüye göre değişen bir fedakârlık değil; vatan uğruna canını ortaya koymanın ortak ve kutsal sonucudur. Bu nedenle talebimiz; herhangi bir kişi veya kuruma ayrıcalık tanınması değil, aynı hukuki ve fiilî durumda bulunan gaziler arasında eşitliğin sağlanmasıdır."
"Hiçbir marjinal yapının parçası değiliz"
Sosyal medyada kendileri hakkında dile getirilen "marjinal grup" söylemlerine de yanıt veren Çerçioğlu, Güvenpark'ta bulunanların hiçbir siyasi oluşumun, vakfın ya da derneğin uzantısı olmadığını söyleyerek şunları kaydetti:
"Bizler, Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası, milletimizin huzur ve güvenliği uğruna yurt içinde ve sınır ötesinde terörle mücadele ederken şehit olan kahramanlarımızın aileleri ile gazi olmuş erleriz.
Hiçbir marjinal siyasi oluşumun, vakfın, derneğin veya herhangi bir yapının uzantısı, arka bahçesi ya da temsilcisi değiliz; hiçbir güç de irademiz dışında bizleri bir araya getiremez veya yönlendiremez. Bizler yalnızca Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ve aziz Türk milletinin gazileriyiz; devletimiz, milletimiz ve şanlı bayrağımız dışında hiçbir kişi, kurum veya oluşuma bağlı değil, hiçbir yapının sözcüsü ya da kuklası değiliz.
Aynı şekilde, görev ve sorumluluklarını gereği gibi yerine getirmeyen vakıf ve derneklerin de er gazileri ve şehit ailelerini temsil etme yetki ve meşruiyetine sahip olduğunu kabul etmiyoruz."






