Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, soL TV ekranlarında yayınlanan "Komünist Bakış" programında Türkiye'nin sıcak siyasi başlıklarını ve toplumsal krizleri değerlendirdi. Okuyan; İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçeceği yönündeki iddialardan yeni anayasa tartışmalarına, futboldaki şaibe soruşturmalarından basına yönelik sansür ve baskılara kadar geniş bir yelpazede çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Cemil Tugay'ın AKP'ye geçeceği iddialarını değerlendirdi
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın parti değiştirerek iktidar saflarına geçeceği yönündeki iddiaları ele alan Kemal Okuyan, yerel yönetimlerin emekçi karşıtı tavırlarını sert bir dille eleştirdi:
"Muhtemelen Cemil Tugay ve iktidar şu hesabı yapıyor: Önümüzdeki yerel seçimlere kadar İzmir'e büyük olasılıkla paranın muslukları açılacak. Çünkü insanlar çaresizler ve İzmir gerçekten de çok kötü yönetiliyor uzun bir süredir. Muhtemelen de yaşam tarzına karışmaya dönük fazla bir şey yapılmayacaktır ama bu memleketin geleceğine böyle yaklaşma lüksü yok. İnsanlarımızın artık hizmetten anladığı şeye ilişkin de karar vermesi gerekiyor. Bencilce düşünmemesi gerekiyor. Düşük ücretlerle çalıştığı için greve giden temizlik işçisine küfrederek memlekete sahip çıkılmaz."
"Yeni anayasa masasında toplumun itiraz ettiği bir tasarım var"
İktidarın gündeme getirdiği "yeni anayasa" arayışlarına TKP olarak neden kategorik şekilde "hayır" dediklerini açıklayan Okuyan, sürecin meşruiyet temelinden yoksun olduğunu savundu:
"Ortada hiçbir şey yok ve olmaz diyoruz. Yeni anayasa diyen iki kesim var; ikisi de çözüm sürecinin aktörü. Yeni anayasa diyen iktidar bu metne ilişkin hiçbir şey söylemedi. İçinde ne olacak? Söyleyemiyorlar. Anayasalar devrimlerin ürünüdür, bunlar ise bir imza atmak istiyorlar. Çözüm sürecinin diğer aktörü yerelleşme ve anayasada Kürt unsuru istiyor. AKP'nin kafasındaki meselelerle diğer muhatabın taleplerini buluşturmaya çalışıyorlar; bunun başarıya ulaşma şansı yok. İki aktörün önerdiği Türkiye tasarımı bizim itiraz ettiğimiz bir tasarım. İkincisi, ne oldu da AKP anayasa yapıyor? Meşruiyeti yoktur diyoruz."
"İktidarın medyası da birbirine girdi, baskılar dağınıklığın ürünü"
soL Haber'in sosyal medya hesabının erişime engellenmesi, T24 hakkında verilen kapatma kararı ve Tele2'nin yayın hayatını sonlandırması üzerinden medya üzerindeki baskı ortamını değerlendiren Okuyan, iktidar blokunun kontrolü kaybetmeye başladığını dile getirdi:
"Yarın kendi medya gruplarına, kendi trollerine müdahale etmek zorunda kalacaklar. Siyaset alanına yapılan müdahaleler AKP tarafından siyaseti tekleştiriyor zannediliyor; hayır. O müdahaleler bu sefer AKP'nin içerisine, iktidar bloğunun çeşitliliğine devrediyor enerjisini. Nitekim iktidarın medyası da birbirine girmeye başladı. Yarın oralarda yasaklamalar başlar. Bu baskılar gücün değil, dağınıklığın ve paniğin ürünüdür."
MHK soruşturması ve futbol: "Toplum adalet duygusunu yitirdi"
Merkez Hakem Kurulu (MHK) yönetimine yönelik başlatılan adli soruşturmaya da değinen Okuyan, spor dünyasındaki çürümenin toplumsal adalet krizinin bir yansıması olduğunu belirtti:
"Bir toplum adalet duygusunu yitirirse kaybeder. Türkiye'de toplumda adalet duygusunda çok ciddi bir azalma var. Futbol bunun çok tipik bir göstergesi. Taraftarlık dediğimiz şey bir fanatizme dönüşmüş durumda ve bu kadar rezillik çıkıyor. Türkiye'de bu sistemin parçası olmayan bir tane bile kulüp yok. Biz de dibe vurduk."
Soma faciası ve sınıf vurgusu: "Milyonlarca insanın hayatı haber değeri taşımıyor"
Soma'daki maden ocağında meydana gelen ve 5 madencinin yaşamını yitirdiği göçük faciasına işaret eden Kemal Okuyan, ana akım medyanın ve siyaset dünyasının sınıfsal körlüğüne tepki gösterdi:
"Siyaset dünyası şunun üzerine kurulu: Yoksul insanlar göçük altında kaldıklarında, işsiz kaldıklarında ya da emekliler haber değeri taşımıyorlar da fonda oynadıklarında haber değeri taşıyorlar. Acı gerçek bu. Milyonlarca insanın hayatı haber değeri taşımıyor. Bunu değiştirmek zorundayız. Türkiye'de milyonlarca emekli haberdir, Türkiye işçi sınıfının hali haberdir."



