Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Kredi Garanti Fonu (KGF) ve bankalar iş birliğiyle hayata geçirilen Yeni Nefes Kredisi paketinde başvuru süreci, 8 Haziran 2026 tarihi itibarıyla başladı. Bu yıl 61 bin firmanın yararlandığı ve 81 milyar TL’lik hacme ulaşan önceki uygulamanın ardından, yeni paket kapsamında ilk etapta 25 milyar TL kullanıma açıldı; ilave limitlerle toplam hacmin 100 milyar TL’ye ulaştırılması hedefleniyor. Belirlenen kriterlere göre oda ve borsa üyesi KOBİ'ler; Akbank, Denizbank, QNB Bank, Ziraat Bankası, Garanti Bankası, Halkbank, Vakıfbank, Yapı ve Kredi Bankası ile Ziraat Katılım Bankası şubeleri üzerinden firma başına azami 3 milyon TL’ye kadar kredi kullanabilecek. Toplamda azami 48 ay vadeli olacak kredide, 6 aylık anapara ödemesiz dönem uygulanacak ve faiz oranları 24 aya kadar vadelerde yıllık yüzde 36, 24 ay üzerindeki vadelerde ise yıllık yüzde 34 olacak.

Yeni destek paketini değerlendiren Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) Yönetim Kurulu Üyesi ve 24 Saat Gazetesi yazarı Prof. Dr. Mehmet Ali Aktaş, enflasyon muhasebesi düzeltmelerinin KOBİ bilançoları üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, kağıt üstündeki rasyoların banka kriterlerinde risk oluşturabileceğini ifade etti. 6 aylık ödemesiz dönemde faiz işlemesinin devam edeceğini hatırlatan Aktaş , vade süresinin daralması nedeniyle 7. aydan itibaren taksit tutarlarının yükseleceğini ve işletmelerin sıkı bir bütçe disiplini uygulamaması halinde nakit akışı şoku yaşayabileceğini belirtti. Türkiye Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler, Serbest Meslek Mensupları ve Yöneticiler Vakfı (TOSYÖV) Yönetim Kurulu Başkanı Elif Ufluoğlu ise sahadaki KOBİ'lerin öncelikli finansman ihtiyacının yatırım kredilerinden ziyade günlük faaliyetleri sürdürmeye yönelik işletme sermayesine kaydığını vurguladı. Ufluoğlu ayrıca, krediden yararlanmak için oda ve borsa üyeliği şartı aranmasının esnaf odalarına bağlı işletmeler ile serbest meslek mensupları açısından dağıtım adaletsizliği ve rekabet eşitsizliği yarattığını ifade ederek , kredi politikasının tüm mikro işletmeleri kapsayacak şekilde genişletilmesi ve banka dışı alternatif finansman araçlarının yaygınlaştırılması çağrısında bulundu.

G S1 Hc N E K 400X400

Prof. Dr. Mehmet Ali Aktaş: "Enflasyon muhasebesi bilançoları yanıltabilir"

KOBİ'lerin krediye başvururken sunacakları mali tabloların sadece birer başvuru evrakı değil, krediye ulaşmanın anahtarı olduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Ali Aktaş, finansal tabloların bankacılık ve Kredi Garanti Fonu (KGF) kriterlerine uygunluğunun en önemli eşik olduğunu vurguladı.

Türkiye'de 2023 ve 2024 yıllarında uygulanan, 2025 yılında ise önce geçici vergi dönemlerinde durdurulup ardından tamamen kaldırılan enflasyon düzeltmesinin bilançolarda rasyoları etkilediğini ifade eden Aktaş, şu teknik tespiti paylaştı: "Özkaynağı güçlü işletmeler enflasyon düzeltmesi sonucu muhasebe kayıtlarına zarar yazmak durumunda kalırken, öz kaynakları güçsüz işletmeler ise kar kaydı yaptılar. Bu durum, Nefes Kredisi’ne başvuracak KOBİ'lerin standart rasyolarında yanıltıcı bir tablo ortaya çıkarabilir. Kağıt üzerinde özkaynağı çok güçlü görünen işletmeler de, zayıf görünen işletmeler de kriterlere takılma riskiyle karşı karşıyadır. İşletmelerin bu teknik filtreleri aşabilmesi, bankalara standart tabloların ötesinde gerçek operasyonel nakit akışlarını kanıtlayabilmelerine bağlıdır."

"Faiz oranları mevcut piyasanın altında ancak sermaye tüketim riski var"

Ticari kredi faizlerinin yüzde 50'ler seviyesinde seyrettiği güncel piyasa koşullarında, Nefes Kredisi için açıklanan yüzde 34 - yüzde 36 bandındaki yıllık faiz oranlarının KOBİ’ler için net bir fırsat olduğunu söyleyen Aktaş, 6 aylık ödemesiz dönemin de nakit sıkışıklığını giderme noktasında "can suyu" niteliği taşıdığını belirtti. Ancak madalyonun diğer yüzüne de dikkat çekerek yapısal risklere değindi: "Oransal olarak ucuz olan bu kredinin geri ödenmesi aşamasında, nakit döngüsü yavaş olan bir KOBİ için ciddi bir nakit çıkışı oluşacaktır. Krediyi alan KOBİ, 6 aylık ödemesiz dönemin rahatlığıyla bunu demirbaş veya araç finansmanında kullanırsa, 7. ayda taksitler başladığında elinde nakit kalmayabilir ve daha yüksek faizli yeni bir borç sarmalına sürüklenebilir. Ayrıca ucuz borçlanma nedeniyle azalan finansman giderleri kağıt üzerinde karlılığı artıracaktır; KOBİ yönetimleri bu karlılığa aldanıp kontrolsüz ortak kar çekişi yapar veya nakdi ana faaliyet dışına transfer ederse işletme sermayesini kendi elleriyle tüketebilir."

7. ayda nakit akışına dikkat

6 aylık anapara ödemesiz süreçte faiz işlemeye devam edeceğini hatırlatan Prof. Dr. Aktaş, işletmelerin en çok düştüğü yanılgının ödemesiz dönemi "maliyetsiz dönem" zannetmek olduğunu ifade etti. İlk 6 ay bankaya ödeme yapılmadığı için geçici bir rahatlık yaşandığını ancak 7. aydan itibaren sıkıştırılmış bir vade yüküyle karşılaşılacağını belirtti: "24 ay vadeli kredi kullanan bir işletmenin ödeme vadesi 18 aya, 48 ay vadeli kullananın ise 42 aya daralacaktır. Ödemesizlik döneminde biriken 6 aylık faiz yükü, 7. aydan itibaren kalan taksitlerin üzerine eklenecektir. Vade süresi daraldığı için aylık taksit tutarı normal bir krediye kıyasla çok daha yüksek gerçekleşecek ve bu durum nakit akışı şoku yaratabilecektir."

KOBİ'ler krediyi nasıl kullanmalı?

Aktaş, bu can suyunun mali bir yüke dönüşmemesi için işletmelere bütçe disiplini için, sıkı takipli bir bütçe kültürü oluşturulması, kredinin, kesinlikle cari harcamaları fonlamak amacıyla kullanılmaması, en az merasimsiz olarak nakde dönecek hammadde veya ticari mal alımına yönlendirilmesi ve 6 aylık süreçte satış vadeleri gevşetilmemesi aksine 7. aydaki yüksek ödemeler dikkate alınarak vadeler sıkılaştırılması uyarısında bulundu.

Sadece TOBB üyelerine açık olması "dağıtım adaletsizliği" yaratıyor

Krediden yararlanmak için sadece TOBB’a bağlı Oda ve Borsa üyesi olma şartı getirilmesini eleştiren Aktaş, finansman kaynağının bankalar üzerinden sağlandığını hatırlatarak şunları söyledi: "Ülkemizde ticaret odalarına kayıtlı olmayan, yalnızca esnaf odalarına bağlı işletmeler ile mali müşavirler, avukatlar, doktorlar, mimarlar gibi serbest meslek mensuplarından oluşan binlerce mikro işletme var. Bu kesim de istihdam yaratmakta ve ekonominin canlılığını sağlamaktadır. Kamu kaynaklarıyla desteklenen bir kredinin yalnızca belirli bir kuruma üyelik şartına bağlanması, aynı sektördeki işletmeler arasında rekabet eşitsizliği doğurur ve ekonomik kapsayıcılığı zayıflatır. Bu uygulamayla ciddi bir dağıtım adaletsizliği ortaya çıkmıştır. Henüz geç değilken, eşitlik ilkesinin korunması adına bu finansman kaynağının esnaf ve meslek odalarına bağlı kişileri de kapsayacak şekilde genişletilmesi gerekir."

Banka kredilerine bağımlılığı bitirecek mali ekosistem önerisi

KOBİ'lerin finansal sıkışıklık anlarında borçlanarak büyümek yerine özkaynaklarını güçlendirecek alternatif araçlara yönelmesi gerektiğini savunan Aktaş, TÜRMOB ve akademi öncülüğünde yeni bir mali ekosistem kurgulanması çağrısında bulundu. Bu sistemin sacayaklarını ise şöyle özetledi:

"İşletmelerin finansal yapısını en iyi bilen profesyoneller olan Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler, KOBİ'lere özkaynak yönetimi ve sermaye piyasası araçları konusunda danışmanlık yapmalı. KOBİ’lerin halka arz süreçlerini kolaylaştıracak düzenlemelerin geliştirilmesi için kamu otoriteleriyle işbirlikleri yaygınlaştırılmalı. KOBİ’lere yönelik uygulamalı eğitim programları düzenlenerek halka arz, girişim sermayesi fonları ve alacak finansmanı gibi alternatif araçlar tanıtılmalı"

Aktaş, 2026 Nefes Kredisi paketi için yapılacak faiz düzenlemesinin altını çizdi:

"İlerleyen süreçte piyasada faizlerin düşmesi durumunda, herhangi bir yeni başvuruya gerek kalmaksızın, kredi kullanım tarihindeki ticari faiz ile nefes kredisi faizi arasındaki fark dikkate alınarak faiz oranları doğrudan kredi kullananın lehine revize edilmelidir. Faizlerin artması durumunda ise KOBİ'lere bir yansıtma yapılmaması bu kredinin doğası gereğidir."

Img 20260609 Wa0001 (1)

TOSYÖV Başkanı Elif Ufluoğlu: "KOBİ'ler için alternatif finansman modelleri güçlendirilmeli"

Saha geri bildirimlerini paylaşan Ufluoğlu, işletmelerin öncelikli sorunlarına değinerek şu ifadeleri kullandı:

"Bugün sahadan aldığımız geri bildirimlere baktığımızda, KOBİ’lerimizin karşı karşıya olduğu en temel sorunların başında finansmana erişim, nakit akışının yönetimi, artan maliyetler ve talep koşullarındaki yavaşlama geliyor. Aslında bu başlıkların her biri birbiriyle doğrudan bağlantılı ve işletmelerimizin günlük faaliyetlerini etkileyen kritik unsurlar."

Finansmana erişimde yaşanan zorlukların yatırımları ertelettiğini belirten Ufluoğlu, şöyle devam etti:

"Son dönemde kamu kurumlarımız tarafından çeşitli destek mekanizmaları devreye alınmış olsa da özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler uygun maliyetli ve sürdürülebilir finansmana ulaşma konusunda zaman zaman zorluk yaşayabiliyor. Yüksek finansman maliyetleri, yatırım kararlarının ertelenmesine ve işletme sermayesi ihtiyacının daha dikkatli yönetilmesine neden oluyor."

Nakit akışında yaşanan vadeli tahsilat sorunlarına dikkat çeken Ufluoğlu, üretici firmaların üzerindeki baskıyı şu sözlerle aktardı:

"Birçok KOBİ’miz satış yapmasına rağmen tahsilat sürelerinin uzaması nedeniyle işletme sermayesini yönetmekte zorlandığını ifade ediyor. Özellikle üretim yapan işletmelerde hammadde alımı, energy giderleri ve personel maliyetleri peşin veya kısa vadeli gerçekleşirken, tahsilatların daha uzun vadelerde yapılması işletmeler üzerinde ciddi bir finansman baskısı oluşturabiliyor."

"Nefes kredisi önemli bir nefes alma imkânı sağlayacaktır"

TOBB, KGF ve bankalar iş birliğiyle hayata geçirilen yeni kredi destek paketini olumlu karşıladıklarını belirten Ufluoğlu, paket hakkında şu değerlendirmede bulundu:

"TOBB, KGF ve bankalar iş birliğiyle hayata geçirilen yeni Nefes Kredisi paketini son derece değerli buluyoruz. Özellikle işletme sermayesi ihtiyacının arttığı, finansman maliyetlerinin yüksek seyrettiği bir dönemde bu tür destekler KOBİ’lerimize önemli bir nefes alma imkânı sağlayacaktır. Bu desteğin yalnızca finansman sağlamakla kalmayıp üretimin devamlılığına, istihdamın korunmasına ve işletmelerin nakit akışlarını daha sağlıklı yönetmesine katkı sunmasını bekliyoruz."

"Öncelik, büyüme finansmanından çok faaliyetlerin kesintisiz devamı"

Piyasadaki finansman ihtiyacının nitelik değiştirdiğini ve büyüme hedeflerinden ziyade mevcut çarkların dönmesine odaklanıldığını vurgulayan Ufluoğlu, durumu şu sözlerle özetledi:

"Bugün KOBİ’lerin finansman ihtiyacının ağırlık merkezi yatırımdan işletme sermayesine kaymış durumda. Sahada gördüğümüz tablo şu, işletmeler yeni makine almak ya da kapasite artırmaktan önce, mevcut üretimini sürdürebilmenin, siparişini zamanında teslim edebilmenin ve çalışanını koruyabilmenin finansmanını arıyor."

Maliyet ve tahsilat dengesizliğine de değinen Ufluoğlu, taleplerini şu şekilde dile getirdi:

"Girdi maliyetleri daha peşin ve kısa vadeli ödenirken, tahsilat vadeleri uzuyor. Bu da özellikle üretici KOBİ’lerde hammadde, stok, enerji, kira, personel ve tedarikçi ödemeleri için ciddi bir işletme sermayesi ihtiyacı doğuruyor. Bugünkü öncelik, büyüme finansmanından çok faaliyetlerin kesintisiz devamını sağlayacak nakit akışının güvence altına alınmasıdır. Bu nedenle kredi ve destek mekanizmalarının vadeli, erişilebilir ve özellikle işletme sermayesini güçlendiren bir yapıda tasarlanması KOBİ’ler açısından kritik önemdedir."

"Desteklerde ‘tek tip çözüm’ yaklaşımı yeterli değil"

KOBİ’lerin ölçeklerine göre farklı dinamiklere sahip olduğunu ve bu sebeple tek tip destek programlarının verimli olmadığını savunan Ufluoğlu, şu ifadeleri kullandı:

Gümüş fonu getirileri 2026: Gümüş fiyatları düşerken fon yatırımcısı yüzde 100 kazandı!
Gümüş fonu getirileri 2026: Gümüş fiyatları düşerken fon yatırımcısı yüzde 100 kazandı!
İçeriği Görüntüle

"KOBİ’leri tek bir grup olarak değerlendirmek çoğu zaman sahadaki gerçek tabloyu tam olarak yansıtmıyor. Çünkü mikro, küçük ve orta ölçekli işletmelerin ihtiyaçları, karşılaştıkları riskler ve büyüme dinamikleri birbirinden oldukça farklı. Bu nedenle destek mekanizmalarında “tek tip çözüm” yaklaşımının yeterli olmadığını düşünüyoruz. Aynı destek programının farklı ölçeklerdeki işletmeler üzerinde aynı etkiyi yaratması beklenemez. Desteklerin işletmenin büyüklüğüne, faaliyet alanına ve gelişim aşamasına göre kademeli olarak tasarlanması, kaynakların daha etkin kullanılmasını sağlayacaktır."

Alternatif finansmanlarda gelişim sinyali

Finansmanda banka kredilerine olan bağımlılığın azaltılması gerektiğine işaret eden Ufluoğlu, alternatif modellerle ilgili şunu ifade etti:

"Türkiye'de KOBİ finansmanının omurgasını hâlâ banka kredileri oluşturuyor. Ancak günümüzün ekonomik koşulları, işletmelerimizin finansman kaynaklarını çeşitlendirmesini her zamankinden daha önemli hale getiriyor. Önümüzdeki dönemde özellikle tedarik çizgisinde finansmanı, alacak temelli finansman modelleri, faktoring, finansal kiralama (leasing), girişim sermayesi ve kitle fonlaması gibi alanlarda önemli bir gelişim potansiyeli görüyoruz."

"KOBİ'lerin araçlara erişimini kolaylaştıracak farkındalık artırılmalı"

Sermaye piyasalarının daha etkin kullanılması gerektiğinin altını çizen Ufluoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Halka arz, özel sektör tahvilleri ve girişim sermayesi fonları gibi araçlar henüz sınırlı ölçüde kullanılıyor. Oysa doğru yapılandırıldığında bu mekanizmalar işletmelerimize daha uzun vadeli ve sürdürülebilir kaynak sağlayabilir. Burada asıl ihtiyaç, alternatif finansman araçlarının yaygınlaştırılması kadar KOBİ'lerin bu araçlara erişimini kolaylaştıracak farkındalık ve danışmanlık mekanizmalarının güçlendirilmesidir."

Yılın geri kalanına dair öngörülerini ve kurum olarak odaklanacakları stratejik planları açıklayan Ufluoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

"Yılın geri kalanına ilişkin beklentilerimizi temkinli iyimserlik olarak özetleyebiliriz. KOBİ’lerimiz bir yandan finansman maliyetleri, iç ve dış talepteki dalgalanmalar ve küresel ekonomideki belirsizlikler gibi riskleri yakından takip ediyor. TOSYÖV olarak biz de önümüzdeki dönemde üç temel alana odaklanacağız: KOBİ'lerin finansmana erişiminin güçlendirilmesi, dijital ve yeşil dönüşüm süreçlerine uyumlarının desteklenmesi ve girişimcilik ekosisteminin geliştirilmesi. Bunun yanında özellikle kadın ve genç girişimciliğinin teşviki, aile işletmelerinin sürdürülebilirliği ve KOBİ'lerin ihracat kapasitesinin artırılması da öncelikli çalışma başlıklarımız arasında yer alacak."

Muhabir: Ahmet Çağatay Bayraktar