Ankara Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Tabiat Varlıkları Daire Başkanlığı tarafından kentin tarihi ve kültürel mirasının korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla düzenlenen Ankara Miras Konuşmaları programının konuğu Gazeteciler Cemiyeti Onur Kurulu Üyesi, TRT eski baş spikeri Mehpare Çelik oldu.
Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi’nde gerçekleştirilen etkinliğe aralarında Ankara Büyükşehir Belediyesi Proje Koordinatörü Bekir Ödemiş’in de bulunduğu çok sayıda başkentli katıldı. Yoğun ilgiyle izlenen programda Çelik, Ankara’nın tarihine, kültürüne, sanat hayatına ve kendi yaşam öyküsüne dair ayrıntılar paylaştı.

Çelik: Cumhuriyetin temelleri burada atıldı
Konuşmasında Ankaralı olmanın bir ayrıcalık olduğunu söyleyen Çelik, kentin cumhuriyetle özdeşleşen kimliğine dikkat çekti. Ankara’nın sadece bir şehir değil, aynı zamanda modern Türkiye’nin temellerinin atıldığı merkez olduğunu vurguladı.
Çocukluk yıllarına dair anılarını anlatırken geçmişteki mahalle kültürüne değinen Çelik, insanların birbirine bağlı, dayanışma içinde olduğu günleri hatırlattı. Çocukken komşularına “manevi anneannem, dedem” dediğini belirten Çelik, onların kendisine ders çalıştırdığını, kış aylarında içilen bozanın ve mahalleye gelen yoğurtçunun lezzetinin hafızasında canlılığını koruduğunu söyledi.
“İki memurun çocuğuyduk, yoksulduk ama çok mutluyduk” diyen Çelik, ailesinde edebiyatın ve düşünce dünyasının önemli bir yer tuttuğunu, evlerinde Hasan Âli Yücel ve Vedat Nedim Tör gibi isimlerin konuşulduğunu hatırlattı. Televizyonda çalışmaya başladığında Vedat Nedim Tör’den aldığı mektubun hayatında çok özel bir yeri olduğunu dile getirdi.
“Dilimizi kaybediyoruz”
Çelik, bugün gençlerin edebiyata ve ana dile olan ilgisizliğinden duyduğu kaygıyı da dile getirdi. Üniversite çağında bile Türk edebiyatından habersiz gençlerin olduğuna işaret eden Çelik, bunun dil bilincinin kaybolduğunu gösterdiğini söyledi. Kendi öğretmenlerinden aldığı eğitimin önemine vurgu yapan Çelik, ilkokul öğretmeninin güzel yazı dersinde “şapkalı a”nın şapkasını yazmadığı için ona bir hafta küstüğünü anlattı ve “Ana dil bilinci diye bir kavram vardı” diyerek bu hassasiyetin artık unutulduğunu belirtti.
“Atatürk’ün devrimleriyle ayaktayız”
Konuşmasının devamında Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimlerine değinen Çelik, bu kazanımların toplumun varlığını sürdürebilmesi için temel olduğunu söyledi. Ancak bu temelin her gün biraz daha aşındığını dile getiren Çelik, “Her gün bu sac ayağının bir ayağı kırılıyor ve kimse sesini çıkarmıyor. Artık ses çıkarmak lazım” sözleriyle yaşanan erozyona dikkat çekti.
Kendi gençliğinde üniversite yaşamının bugünden daha özgür olduğunu belirten Çelik, “Ailemin bana bıraktığı çağdaş bir ülkeyi ben kendi çocuklarıma bırakabilecek miyim bilmiyorum” dedi.

“Kültürümüze sahip çıkmak gençlerin görevi”
“Ankaralılar, Ankara’yı sadece yaşamaz, sindirirler” diyen Çelik, bu insani duyarlılıkların kuşaklar arasında aktarılıp aktarılmayacağı konusunda endişelerini dile getirdi. Son dönemde değerlerin politize edildiğini, gençlere tarihinden ve dilinden utanmayı öğretildiğini vurguladı. Dünyanın aslında bu değerleri yaşatmaya çalışan insanların sayesinde döndüğünü söyleyen Çelik, gençlere görev düştüğünü belirterek “Eski kültür değerlerimiz yok edildi. Bunları muhafaza etmek zorundayız çünkü bizi biz yapan budur. Bunun için gençlere görev düşüyor. El birliğiyle ülkemize sahip çıkmamız gerekiyor. Bunun için çabalayan çok az insan var, dünya da onların yüzü suyu hürmetine dönüyor” dedi.
Çelik, Ankara’nın kültür ve sanat hayatına da değindi. Tiyatro sanatçısı Yıldız Kenter’in Ankara seyircisine verdiği önemi hatırlatarak “Buraya geleceği için çok heyecanlanırdı. 'Ankara seyircisinin tepkisi çok önemlidir, onlar bizi alkışlamayı bilir' derdi” diye anlattı.

Ödemiş: Ankara, kurtuluşun ve kuruluşun merkezidir
Programın sonunda Ankara Büyükşehir Belediyesi Proje Koordinatörü Bekir Ödemiş, Çelik’e armağan takdiminde bulundu. Ankara’nın başkent oluşunun yalnızca fiziki bir seçim olmadığını söyleyen ödemiş, “Ankara’nın başkent oluşunu kutluyoruz. Ankara, kurtuluşun ve kuruluşun merkezidir. Burada, devletin organlarıyla birlikte bir kültür ve bir toplum yaratıldı” dedi. Çelik’in konuşmasında başkentin kuruluşunu mekânları, olayları ve felsefesiyle ortaya koyduğunu vurgulayan Ödemiş, kendisine teşekkürlerini iletti.

Mehpare Çelik kimdir?
26 Mart 1950’de Ankara’da doğan Mehpare Çelik, Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Mimarlık-Mühendislik Yüksek Okulu İnşaat Mühendisliği bölümünden mezun oldu. 1970 yılında TRT Ankara Radyosu’nun açtığı sınavı kazanarak spikerlik mesleğine başladı. Ankara Radyosu’nda çok sayıda eğitim ve kültür programının hazırlanmasında ve sunumunda görev aldı.
1990 yılında Ankara Televizyonu baş spikerliğine atanan çelik, uzun yıllar boyunca TRT’de program yapımcısı ve sunucusu olarak çalıştı. 1995’te TRT tarafından düzenlenen “Haydi Türkiye Mehmetçikle El Ele” kampanyasında 60 saat aralıksız canlı yayınla rekor kırdı. 1999 depremi sonrasında yine TRT’nin öncülüğünde bir ay süren yardım kampanyasını yürüttü.
Türkçeyi doğru ve etkili kullanması nedeniyle birçok ödül alan çelik, 2004’te Türk Standartları Enstitüsü tarafından ISO 2001 kalite belgesiyle Türkiye’nin ilk TSE belgeli spikeri oldu. 2005 yılında Karaman Türk Dili Büyük Ödülü’ne, 2007 yılında ise Radyo Yayıncıları Derneği Onur Ödülü’ne layık görüldü. Çelik, Gazeteciler Cemiyeti üyesidir.





