TÜİK’in Türkiye ekonomisinin 2026 yılının ikinci çeyreğinde yıllık bazda yüzde 2,3 büyüdüğünü açıklaması, emeklilerin ekonomik büyümeden aldığı payı yeniden gündeme getirdi. Emekli dernek ve sendika temsilcileri, ekonomideki büyümenin emeklinin sofrasına, pazar filesine ve faturasına yansımadığını belirterek, emekli aylıklarının yalnızca geçmiş enflasyon kaybını karşılamaya yönelik artırılmasının yeterli olmadığını söyledi.

Türkiye Emekliler Derneği (TİED) Basın Sözcüsü M. Emin Tangören, kamuoyunda “emekliye zam yapıldı” şeklinde ifade edilen artışların gerçekte zam ya da refah payı olmadığını söyledi. Tangören, SSK ve Bağ-Kur emeklilerine Ocak ve Temmuz aylarında yapılan altı aylık artışların temel mantığının, geçmiş altı ayda TÜFE nedeniyle oluşan kaybın aylıklara yansıtılması olduğunun altını çizdi.
“Gerçek zam, ekonomik büyümenin emekli aylıklarına yansıtılmasıdır” diyen Tangören, emeklinin önce enflasyonla karşı karşıya kaldığını, aylığındaki artışın ise aylar sonra geldiğini vurguladı.

Önce enflasyon, sonra aylık
24 Saat Gazetesi’ne değerlendirmelerde bulunan Tangören, emeklilerin altı ay boyunca yükselen gıda fiyatları, kira, elektrik, doğal gaz, ulaşım ve diğer temel ihtiyaçlardaki artışlarla mücadele ettiğini söyledi. Tangören, “Başka bir ifadeyle, emeklinin cebinden önce enflasyon alıyor, aylığı daha sonra bu kaybın peşinden geliyor” dedi.
Emeklilerin harcama kalıplarının genel TÜFE sepetinden farklı olduğuna dikkat çeken Tangören, dar ve sabit gelirli emeklilerin bütçelerinin çok daha büyük bölümünü gıda, kira, konut, sağlık, enerji ve ulaşım gibi zorunlu ihtiyaçlara ayırdığını belirtti. Tangören, bu kalemlerdeki fiyat artışlarının genel enflasyonun üzerinde gerçekleşmesi halinde, TÜFE'ye göre yapılan artışın dahi emeklinin gerçek kaybını bütünüyle karşılamadığını söyledi.

“En düşük emekli aylığı 36 bin 373 TL olabilirdi”
Ekonomik büyümeden her çeyrek pay verilmesi halinde emekli aylıklarının bugün çok daha farklı bir seviyede olabileceğini belirten Tangören, varsayımsal bir hesaplama yaptı.
“2022'nin ilk çeyreğinde 2 bin 500 TL olan en düşük SSK/Bağ-Kur emekli aylığına, normal emekli zamlarının yanında her çeyrek GSYH büyüme payı da verilmiş olsaydı bugün yaklaşık 36 bin 373 TL olurdu” diyen Tangören, bu hesabın mevcut mevzuattaki gerçek aylık hesaplama yöntemi olmadığının özellikle altını çizdi.
Bugünkü en düşük emekli aylığı olan 23 bin 552 TL ile büyüme payı verilmiş aylık arasında 12 bin 821 liralık fark bulunduğunu belirten Tangören, “Yani işçi ve Bağ-Kur emeklisinin her ay 12 bin 821 TL kaybı vardır. Tahmini hesaplamalara göre en düşük emekli aylığı alanlar için aylık gelirleri yaklaşık yüzde 54,4 daha yüksek olacaktı” dedi.
Tangören, emeklilerin yalnızca enflasyona karşı korunmayı değil, ülkenin refahından hak ettikleri payı istediklerini de söyledi.

“Büyüme mutfağımıza uğramıyor”
Dev Emekli-Sen Genel Başkanı Cengiz Yavuz da büyüme rakamlarının emeklilerin yaşamına yansımadığını belirtti.
“O büyüme rakamlarını biz emekliler sadece televizyon ekranlarında, haber bültenlerinde birer soyut istatistik olarak izliyoruz. Çünkü ne yazık ki kâğıt üstünde büyüdüğü söylenen bu ekonomi, bizim mutfağımıza, pazar filemize, faturalarımıza hiçbir zaman uğramıyor” diyen Yavuz, ülke ekonomisi büyürken emeklinin payına daha fazla yoksulluk ve geçim derdi düştüğünü savundu.
Yavuz, Temmuz ayında SSK ve Bağ-Kur emeklisine verilen yüzde 17,76, memur emeklisine verilen yüzde 13,52'lik artışların “zam, lütuf veya refah payı” olmadığını söyledi.
Yıllık resmi tüketici enflasyonunun yüzde 31,75 seviyesinde seyrettiğini belirten Yavuz, “Bize verilen bu oranlar yalnızca son altı ayda eriyip kül olan alım gücümüzün geriden gelinerek yapılan, üstelik son derece eksik bir telafisidir” dedi.

“Emekliye, ‘sen sadece geçmiş kayıplarınla yetin’ deniyor”
Ekonomi yönetiminin emeklilere pastadan yeni bir dilim vermediğini, aylar öncesinden ceplerinden çıkan ve market kasasında buharlaşan paralarının küçük bir kısmının gecikmeli olarak iade edildiğini savunan Cengiz Yavuz, şöyle konuştu:
“Ülke zenginleşiyor, milli gelir pastası büyüyor deniyor ama o pastayı yıllarca kendi emeğiyle, alın teriyle yoğuran emeklinin kapısını çalsanız ya da sokağa çıkıp pazar yerlerini dolaşsanız karşılaşacağınız manzara son derece acı. Emeklinin harcama sepeti TÜİK’in o masa başında hesapladığı yüzlerce maddelik sepete benzemez. Emeklinin sepetinde sadece barınma, enerji, temel gıda ve sağlık harcamaları var. Bu temel kalemlerdeki reel fiyat artışları resmi enflasyonun katbekat üzerindeyken, emekli aylığıyla insanca yaşamak bir yana, hayatta kalmak dahi bir mucizeye dönüştü.”

“Sağlık hakkımız dahi elimizden alınıyor”
Büyükşehirlerde ortalama ev kiralarının taban emekli aylıklarını çoktan geride bıraktığını, insanların ömrünün sonbaharında evsiz kalma korkusuyla yaşadığını aktaran Yavuz, şöyle konuştu:
“Akşam pazarlarında tezgâh altlarından çürük sebze-meyve toplayan, kasabın önünden geçerken başını öne eğen, torununa küçük bir hediye alamadığı için içine kapanan milyonlarca insan var bu ülkede. Dahası, yetmiş yaşında insanlar sırf kirasını, faturasını ödeyebilmek için güvencesiz, sağlıksız koşullarda yeniden iş aramak, kayıt dışı işlerde çalışmak zorunda kalıyor. Eczaneye adım attığımızda ödediğimiz muayene katılım payları ve sürekli artan ilaç fiyat farkları ise sağlık hakkımızın dahi elimizden alındığının en somut kanıtı.”
Sendika olarak sadaka, ulufe ya da ayrıcalık istemediklerini belirten Yavuz, “Biz bu ülkenin fabrikasında, tarlasında, okulunda, hastanesinde on yıllarca döktüğümüz alın terinin, ürettiğimiz değerin hakkını istiyoruz” dedi.

Talepleri: Büyümeden pay, insanca yaşam
Cengiz Yavuz, emeklilerin taleplerinin açık olduğunu belirterek, emekli aylıklarının yalnızca geçmiş enflasyon farkına mahkûm edilmemesini istedi.
Yavuz’un sıraladığı talepler şöyle:
-Taban emekli aylığı en az asgari ücret seviyesine çıkarılsın, kök aylık garabeti son bulsun.
-Emekli aylıkları milli gelir artışına endekslensin.
-Milyonlarca emeklinin geleceğinin masa başında tek taraflı kararlarla belirlenmesine son verilsin.
-Emeklilerin kendi kaderlerini belirleyebileceği sendikal toplu sözleşme hakkı anayasal güvence altına alınsın.

Yavuz, emeklilere de çağrıda bulunarak “Büyümeden hakkımız olan refah payını almak, insanca yaşanabilir bir taban aylığa kavuşmak ve kendi geleceğimizi masada savunabileceğimiz toplu sözleşme hakkımızı kazanmak için örgütlenelim, sesimizi birlikte yükseltelim” dedi.




