Tüketici örgütleri, bu düzenlemenin fiilen kapatma anlamına geldiğini savunuyor. Tüketici Hakları Derneği Genel Başkanı Ergün Kılıç, “Bu karar hukuken mümkün olabilir ancak tüketici açısından sonuçları ağır. Erişim zorlaşıyor, hak arama yolları daralıyor” dedi.
Tüketici Hakem Heyetlerinde büyük değişiklik
Ticaret Bakanlığı’nın aldığı yeniden yapılandırma kararı, tüketici uyuşmazlıklarında en yaygın ve erişilebilir başvuru mekanizması olan Tüketici Hakem Heyetlerini tartışmanın merkezine taşıdı. Bakanlığın açıklamasına göre, 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, il merkezlerinde birleştirme amacıyla yetki alanları yeniden düzenlenecek ve toplam 170 Tüketici Hakem Heyeti karar mercii olarak yetkilendirilecek.
Ancak bu düzenleme, özellikle büyükşehirlerdeki ilçe hakem heyetlerinin önemli bir bölümünün devre dışı bırakılması anlamına geliyor. Mevcut durumda ülke genelinde 211 olan Tüketici Hakem Heyeti sayısının 170’e düşmesi öngörülürken, yalnızca 19 büyükşehirde 64 heyetten 45’inin karar mercii niteliği sona erecek.
Ticaret Bakanlığı, süreci “kapatma” değil “yeniden yapılandırma” olarak tanımlasa da tüketici örgütleri bunun fiilen kapatma anlamına geldiğini savunuyor.

“Bu bir kanun değil, idari tasarruf”
Tüketici Hakları Derneği Genel Başkanı Ergün Kılıç, yapılan düzenlemenin bir yasa değişikliği değil, idarenin takdir yetkisine dayanan idari bir işlem olduğunu belirtiyor. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un, hakem heyetlerinin kuruluşu ve görev alanlarının belirlenmesi konusunda Bakanlığa yetki verdiğini hatırlatan Kılıç, hukuki çerçevenin tartışmalı olmadığını vurguluyor.
Ancak Kılıç’a göre asıl sorun, düzenlemenin sonuçlarında yatıyor. 2026 itibarıyla heyet sayısının azaltılmasının, özellikle ilçe düzeyindeki başvuru noktalarının ortadan kalkması anlamına geldiğini söyleyen Kılıç, “Asıl sorun bunun kapatma olarak adlandırılmaması. 2026 yılı itibarıyla Tüketici Hakem Heyeti sayısının 211’den 170’e düşürülmesi, fiilen bazı ilçe hakem heyetlerinin ortadan kaldırılması anlamına gelmektedir. Bakanlık bunu yeniden yapılandırma olarak adlandırsa da tüketici açısından sonuç değişmiyor. Erişilebilirlik azalıyor, adalete ulaşmak zorlaşıyor. İtirazımız, bu işlemin hukuki yetki çerçevesinde yapılmasından ziyade, sonuçlarının tüketici aleyhine olması ve bu sürecin şeffaf, katılımcı ve etki analizi yapılmadan hayata geçirilmesi” dedi.
Tüketici Örgütleri sürecin dışında bırakıldı
Düzenlemenin hazırlanma sürecinde tüketici örgütleriyle herhangi bir istişare yapılmaması da eleştirilerin odağında. Kılıç ne Tüketici Hakları Derneği’nin ne de diğer tüketici örgütlerinin sürece dahil edilmediğini belirterek, bunun evrensel tüketici haklarına aykırı olduğunu dile getirdi.
Temsil edilme hakkının, tüketicileri doğrudan ilgilendiren politikalarda temel bir ilke olduğuna dikkat çeken Kılıç, “Türkiye’de tüketicinin korunmasından ve piyasa gözetiminden sorumlu olan Ticaret Bakanlığı’nın, bu denli önemli bir yapısal değişikliği tüketici örgütlerinin görüşünü almadan hayata geçirmesi, bu evrensel ilkeyle açıkça çelişmektedir. Sürecin, ‘karar alındı, siz uyacaksınız’ anlayışıyla yürütülmüş olması, katılımcı yönetişimden uzak, tek taraflı bir idari yaklaşımı yansıtmaktadır. Bu durum yalnızca yöntemsel bir eksiklik değil, aynı zamanda tüketicinin kamusal kararlara katılma hakkının görmezden gelinmesi anlamına gelmektedir. Bizim asıl itirazımız da budur” sözlerine yer verdi.
Mahkemelerin yükü artacak mı?
İlçe hakem heyetlerinin kapatılmasının tüketici mahkemelerine yığılma yaratacağı yönündeki iddialara da değinen Kılıç, bu konuda kamuoyunda yanlış bir algı olduğunu söyledi. Tüketici uyuşmazlıklarında doğrudan mahkemeye başvurunun her zaman mümkün olmadığını hatırlatan Kılıç, 2026 yılı için belirlenen parasal sınıra dikkat çekti.
Yaklaşık 186 bin TL’nin altındaki uyuşmazlıklarda tüketici mahkemesine doğrudan dava açılamadığını belirten Kılıç, bu tür başvuruların zorunlu olarak Tüketici Hakem Heyetlerine yapılması gerektiğini vurguladı. Bu sınırın üzerindeki uyuşmazlıklarda ise önce zorunlu tüketici arabuluculuğuna gidiliyor.
Bu nedenle ilçe hakem heyetlerinin devre dışı bırakılmasının mahkemelere giden dosya sayısını artırmak yerine, tüketicilerin hak aramaktan vazgeçmesine yol açacağını savunan Kılıç, “Başvuru noktaları uzaklaştıkça özellikle dar gelirli, yaşlı ve dijital okuryazarlığı düşük kesimler için hak aramak daha da zorlaşacak. Bu durum, görünürde yargının yükünü azaltıyor gibi algılansa da gerçekte hak kayıplarını artıran, adalete erişimi daraltan ve sistem dışı çözümleri teşvik eden bir sonuç doğuracaktır” dedi.
Kayıt dışı ve haksız rekabet riski
Tüketici Hakları Derneği’ne göre düzenlemenin bir diğer önemli sonucu da piyasada kayıt dışı ve gri alan uygulamalarının artması riski. Kılıç, hakem heyetlerinin yalnızca tüketici için değil, aynı zamanda piyasa disiplini açısından da kritik bir işlev gördüğünü vurguladı.
Hak arama yollarının zorlaşmasının, kurallara uymayan firmaların hukuka aykırı uygulamalarının cezasız kalmasına yol açacağını belirten Kılıç, buna karşın mevzuata uygun davranan firmaların dezavantajlı duruma düşeceğini söyledi. Bu durumun haksız rekabeti artıracağını ifade eden Kılıç, “Bu karar, piyasada etik davranan firmalar ile hak ihlali yapan firmalar arasındaki dengeyi bozar. Kurallara uyan firmalar rekabet edemez hâle gelirken, ihlal yapanlar ödüllendirilmiş olur. Bu da: haksız rekabeti artırır, kayıt dışı ve gri alan uygulamalarını teşvik eder, piyasa disiplinini bozar. Sonuçta kazanan kuralsız davrananlar, kaybeden ise tüketici olur. Uzun vadede kaybeden ise ülke ekonomisi ve hukuk devleti olur. Bu nedenle bu mesele sadece bir idari düzenleme değil; piyasa adaleti, dürüst rekabet ve hukuk güvenliği meselesidir” değerlendirmesinde bulundu.

Düzenleme Danıştay’a taşındı
Dernek olarak düzenlemenin geri çekilmemesi halinde hukuki, idari ve toplumsal tüm yolların kullanılacağını açıklayan Kılıç, konunun yargıya taşındığını belirtti. Tüketici Dernekleri Federasyonu ve bağlı konfederasyon aracılığıyla düzenlemenin Danıştay’da dava konusu edildiğini aktaran Kılıç, bunun sıradan bir idari işlem olmadığını vurguladı.
Ayrıca TBMM nezdinde girişimler, siyasi partilerle temaslar ve kamuoyunu bilgilendirme çalışmaları yapılacağını ifade eden Kılıç, amaçlarının çatışma değil, tüketici lehine bir politika değişikliği olduğunu söyledi.
“Mesele hakem heyetlerinin sayısı değil, devletin tüketiciye bakışı”
Ergün Kılıç’a göre bu düzenleme, yalnızca teknik bir yeniden yapılandırma değil, tüketici politikalarında daha geniş bir yön değişikliğinin işareti. Çağdaş tüketici politikalarının yerindelik, erişilebilirlik ve güçsüz olanın korunması ilkelerine dayanması gerektiğini hatırlatan Kılıç, mevcut düzenlemenin merkeziyetçi ve bürokratik bir anlayışı güçlendirdiğini dile getirdi.
Kılıç son olarak, “Bu düzenleme; merkeziyetçi, mesafeli ve bürokratik bir anlayışı güçlendirmektedir. Bu da tüketiciyi merkeze alan bir sistemden, tüketiciyi sistemin dışına iten bir modele doğru kayıldığını göstermektedir. Bu nedenle mesele sadece hakem heyetlerinin sayısı değil; devletin tüketiciye nasıl baktığı olarak da değerlendirilebilir” dedi.





