Türkiye'de 65 yaş ve üstü vatandaşların kentsel yaşama aktif ve ekonomik bir şekilde dahil olmalarını sağlayan ücretsiz ulaşım hakkı, anayasada yer alan sosyal devlet ilkesine bağlı olarak ilk olarak 4 Mart 2014 tarihinde yürürlüğe girdi. 4736 sayılı "Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Ürettikleri Mal ve Hizmet Tarifeleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"a "Ücretsiz veya İndirimli Seyahat Kartları Yönetmeliği" eklenmesiyle hayata geçirilen uygulama kapsamında 65 yaş üstü yurttaşlar Türkiye'nin 81 ilinde belediyelere ait toplu ulaşım hizmetlerini ücretsiz kullanabiliyor. Son dönemde bazı yerel yönetimlerin 65 yaş üstü yurttaşların ücretsiz ulaşım hakkını kısıtlaması veya kaldırması yaşlı bireylerin sosyal yaşama dahil olmasının önemini tekrar gündeme getirdi. Öncelikle Elazığ Belediyesi 65 yaş üstü yurttaşların ücretsiz ulaşım hakkını 60 biniş ile sınırladı. 2018'de 65 yaş üstü ücretsiz ulaşım hakkını tamamen kaldıran Elazığ'ı Karabük izledi.
Karabük Belediyesi Ekim 2025 itibarıyla emeklilere sunulan ücretsiz ulaşım hakkına sınırlama getirdi. Yeni düzenleme ile kart sahiplerine aylık 30 biniş kotası uygulandı. Belediye Meclisi’nin Ekim ayı toplantısında gündeme gelen ve şehir içi ulaşım maliyetleri ile sosyal hizmet dengesini hedefleyen teklif, yapılan oylama sonucunda kabul edildi. AKP grubu ve Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya’nın verdiği 16 oy ile kabul edilen tasarıya muhalefet partileri 13 oyla karşı çıktı. Bir oy çekimser kalırken MHP ve Yeniden Refah Partisi (YRP) gruplarından birer üyenin toplantıya katılmadığı görüldü. Aksaray ve Burdur'da da özel halk otobüsü kooperatifleri "artık ücretsiz taşımayacağız" diyerek belediye yönetiminden bağımsız şekilde karar aldı. Kooperatifler akaryakıt ve yedek parça fiyatlarındaki artışı gerekçe göstererek bu kararı aldıklarını açıkladı.
Mahkemeden emsal iptal kararı
Elazığ 1. İdare Mahkemesi, yerel yönetimlerin 65 yaş üstü yurttaşların ücretsiz ulaşım haklarına yönelik getirdiği kota uygulamalarına dair emsal niteliğinde bir iptal kararına imza attı. Elazığ Belediyesi'nin ücretsiz ulaşımı aylık 60 biniş ile sınırlandırmasını yargıya taşıyan bir emekli yurttaşın açtığı davada mahkeme, bu kısıtlamanın sosyal devlet ilkesine aykırı olduğuna hükmetti. Kararda, belediyelerin yasalarla güvence altına alınmış sosyal hakları daraltma yetkisinin bulunmadığı, aksine bu haklara erişimi kolaylaştırıcı tedbirler almakla yükümlü oldukları vurgulandı. Bu gelişmenin, 1 Ocak itibarıyla benzer bir kota uygulamasına geçen Karabük gibi diğer iller için de hukuki bir dayanak oluşturabileceği değerlendiriliyor.
Karar yerel yönetimlerin yasalarla tanınmış hakları daraltma yetkisinin olmadığını tescil ederken, belediyelerin asıl sorumluluğunun bu haklara erişimi zorlaştırmak değil, kolaylaştırmak olduğunu belirtirken yaşlıların sosyal yaşamdaki önemini tekrar gündeme getirdi.
Yaşlılar barınma ve gıdadan ulaşıma bütçe ayıramıyor
Konuya ilişkin 24 Saat'e konuşan Türk Geriatri Vakfı Başkanı Murat Şengül, belediyeler tarafından ekonomi gerekçe gösterilerek alınan kararların yaşlıların halihazırda yetersiz olan yaşam koşullarını daha da zorlaştırdığını ifade etti. 2026 yılı itibarıyla en düşük emekli maaşının 20.000 TL'ye yükseltilmiş olmasının yüksek bir artış gibi sunulsa da, bu miktarın barınma ve gıda enflasyonu karşısındaki direncinin her geçen gün zayıfladığına dikkat çeken Şengül, ücretsiz ulaşım hakkının kota veya benzeri kısıtlamalarla engellenmesi, yalnızca bir ekonomik tasarruf tedbiri değil, aynı zamanda emekli nüfusun sosyal hayattan koparılarak "eve hapsedilmesi" riskini de beraberinde getirdiğini belirtti.
"Yaşlanan Türkiye'de yaşlılık politikaları yetersiz"
Türkiye'de artık genç nüfusun ağırlıklı olmadığını hatırlatan Şengül, "Türkiye'de 65 yaş ve üzeri nüfus, toplam nüfusun %10,2'ini yaşlılar oluşturuyor. Bu oran, 2018'de yüzde 8,8, 2000'de ise sadece yüzde 5,7 idi. Artış eğilimi kesintisiz devam ediyor. 8 milyon 722 bin 806 kişi ile yaşlı nüfusun sayısı her yıl artarken, projeksiyonlara göre 2030'da yüzde 12,9, 2040’ta yüzde 16,3, 2060'da ise yüzde 22,6'ya ulaşması bekleniyor. Tüm bunlar ortadayken Türkiye, yaşlılar için aktif bir politika uygulamaktan ziyade toplumun en kırılgan üyeleri yaşlıların haklarının kısıtlanması yolunu seçiyor" dedi.
"Ekonomik krizle yaşlı nefreti arttı"
Son dönemde yaşanan ekonomik krizle toplumda "yaşlı nefretinin" arttığına da dikkat çeken Şengül, "Yaşlıların başka bireylere bağımlı ve üretime katkısı olmayan bireyler olarak görülmesi son dönemde oldukça arttı. Sosyal devletin sunduğu imkanların kısıtlanmasına kadar giden bu durum bazı vatandaşlarda 'yaşlılara yönelik nefret söylemi' olarak kendini gösteriyor. Toplu ulaşım kullanan yaşlılara 'Mesai saatlerinde dışarıda ne işiniz var?', 'Zaten yorgunuz size mi yer vereceğiz?' gibi sözlere kadar varan yaşlı nefreti ise toplumsal yaşamımıza çözüm sunmuyor. Halbuki çözüm, belediyelerin daha nitelikli ve konforlu ulaşım ağı sunması. Bu noktada farklı yaş ve sosyo-ekonomik kesimden bireylerin de yaşlılarla aynı haklara sahip olduğunu unutmamak gerekiyor" şeklinde konuştu. Şengül, ulaşım hakkına getirilen kısıtlamanın yaşlı nefretinin politik ve sosyal anlamda somut göstergelerinden biri olduğuna dikkat çekti.
Ulaşım hakkı yaşlılık sürecini aktif kılıyor
Yaşlılar için aktif yaşlanma uygulamaları kapsamında "tazelenme üniversitelerini" örnek gösteren Şengül, "Bireyin yaşlandıkça sosyal ve psikolojik işlevlerinin sürmesi için yaşama dahil olması çok önemli. Evinde veya kısıtlı çevresiyle vakit geçiren yaşlıların zaman içinde bilişsel fonksiyonları da köreliyor. Emekli olan yaşlı bireyin gelirinin daha da daraldığını hesaplarsak ücretsiz ulaşım hakkı daha da önem kazanıyor. Bireylerin aktif bir yaşlılık geçirmeleri için çeşitli eğitimleri barındıran ve sosyalleşme olanağı tanıyan uygulamaların da artması gerekiyor" ifadelerini kullandı.





