Ankara Barosu önünde grup üyesi avukatlarla birlikte basın açıklaması yapan Hakan Erdem, Türkiye'nin 40 yılı aşkın süredir terörle mücadele ettiğini hatırlatarak devletin terör unsurlarıyla müzakere edemeyeceğini, onları yalnızca teslim alabileceğini vurguladı. Erdem, "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun"un örtülü bir "koşullu özel af" niteliği taşıdığını savundu.
"Yargı bağımsızlığı MGK vesayetine alınıyor"
Yasa teklifinde yer alan maddelerin hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını öne süren Erdem, kasten öldürme suçu kapsam dışı tutulsa dahi terör örgütü yöneticileri hakkındaki adli süreçlerin ertelenebileceğini belirterek ağır yaralanma ve kalıcı sakatlıklara yol açan eylemlere karışan örgüt üyelerinin de serbest kalmasının önünün açıldığını söyledi.
Yasanın 7. maddesinin 4. fıkrasına dikkat çeken Erdem, denetim sürecindeki örgüt mensuplarının seçilme veya atanma yoluyla kamu görevi üstlenebileceğini, oluşturulacak kurullara yargı yetkisi verilerek üyelerine cezai ve hukuki muafiyet sağlandığını iddia etti.
Erdem, "Yürütme organı olan Milli Güvenlik Kurulu'na yargı organı konumu verilmektedir. Mahkemeler terör suçluları hakkında karar verirken MGK tespitleriyle bağlanmış, bağımsız mahkemeler vesayet altına alınmıştır" ifadelerini kullandı.
Gerekçedeki "ortak vatandaşlık bilinci" ifadesinin yeni anayasa çalışmalarına dönük bir zemin hazırlığı olduğunu iddia eden Erdem, milli egemenliğin devredilemez olduğunu belirtti.
"54 milletvekili samimiyse kanunu AYM'ye taşımalıdır"
TBMM'de grubu bulunan ana muhalefet aktörlerine sorumluluk çağrısı yapan Hakan Erdem, sözlerini şöyle tamamladı:
"TBMM'de 91 milletvekili bulunan YENİ Parti grubunda 54 milletvekili bu yasaya 'ret' oyu verdi. 54 milletvekili kanunun Anayasa'ya aykırı olduğunu düşünüyorsa bir araya gelerek grup kararı almalı ve kanunu Anayasa Mahkemesi'ne taşımalıdır. İtirazlarında samimilerse iptal başvurusunu derhal yapmalıdırlar."




