Zafer Partisi Genel Merkezi ve Zonguldak İl Başkanlığı tarafından organize edilen "Atatürk’ün Kızları Toplanıyor" toplantısına katılan Ümit Özdağ, etkinlik öncesinde gündeme ilişkin değerlendirmelerini paylaştı ve basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

"Cumhuriyet en ağır tehdidi yaşıyor"

Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş ilkelerine sahip çıkılması gerektiğini belirten Özdağ, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

"Cumhuriyet kurulduğu günden bu yana karşı karşıya olduğu en ağır ve büyük tehdidi yaşıyor. Atatürk'ün kurmuş olduğu milli, üniter, laik Türkiye Cumhuriyeti ağır çekim bir yıkım süreci içerisine sokulmuş durumda. PKK terör örgütüne çıkarılan af, bu sürecin sadece bir adımını teşkil ediyor. Bundan sonra yapılması planlanan anayasa değişiklikleriyle, İstiklal Harbimizin neticesinde kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti'nin millî ve üniter devlet karakteri ortadan kaldırılmak isteniyor. Lübnan'da, Yugoslavya'da parçalanan, Suriye'de, Irak'ta yaşananların şimdi Türkiye'de yaşanması tehdidiyle Türk milleti karşı karşıya. Biz Zafer Partisi olarak, bütün gücümüzle, bütün milli ve Atatürkçü güçlerin, siyasi partilerin bir araya gelerek bu süreci durdurmak için mücadele etmesi gerektiği inancını ilk günden beri dile getiriyoruz ve dile getirmeye devam edeceğiz."

Zonguldaklılara da çağrıda bulunan Özdağ, "Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş esaslarına, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'ne sahip çıkmaları için çağrıda bulunuyoruz. Ve Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyetin, Atatürk için özür dilenerek, Atatürk'ten taviz verilerek, bölücü kavramlar ve tezler kabul edilerek korunamayacağını da hatırlatmak istiyoruz" dedi.

"Yurt dışına gayrimenkul için 12,5 milyar dolar çıktı"

Ekonomik göstergelere ve gelir dağılımına değinen Özdağ, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

Gürsel Tekin'den muhalefete eleştiri: "Milletin gerçek gündemine dönün, fukaranın kederini dinleyin"
Gürsel Tekin'den muhalefete eleştiri: "Milletin gerçek gündemine dönün, fukaranın kederini dinleyin"
İçeriği Görüntüle

"2009'dan 2026'ya kadar geçen süre içerisinde Türkiye'de sanayi sektöründe çalışan işçilerin oranı yüzde 36'dan yüzde 29'a inmiş durumda. 16 milyon 800 bin emekli, dul ve yetim açlıkla mücadele etmekle sınanıyorlar. 11 milyon asgari ücretle geçinmek zorunda bırakılan insanımız, sefalet seviyesinde hayat şartlarına zorlanıyor. Çiftçinin üretimden her geçen gün koptuğunu ve aldığı mahsulün girdi fiyatlarını karşılamakta zorlandığını görüyoruz. Türk halkının yüzde 90'ı fakirleşirken, rantiyeci yüzde 10 her geçen gün biraz daha zenginleşiyor. Böyle bir ortamda, 2026 senesinde Türkiye'den çıkan net para, döviz olarak Türkiye'ye yatırım amacıyla gelen sermayeyle karşılaştırıldığında eksi iki buçuk milyar dolardayız. Bu çok az görülen bir durumdur. Türkiye'den son birkaç yıl içerisinde yurt dışına sadece gayrimenkul satın almak için 12,5 milyar dolar para çıkmış. Bu, Türkiye'ye sermayenin duyduğu güvensizliğin ve başka ülkelere sığınarak güven arayışının bir sonucudur."

Yurt dışına aktarılan kaynakları ve planlama ihtiyacını eleştiren Özdağ, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Bu ülke ekonomisini AKP yönetemiyor. Türk halkını enflasyonun acımasız pençesinden kurtaramıyor. Sadece fakirliği yönetmeye ve rantiyeyi daha zengin yapmaya odaklanmış bir politika ısrarla izlenmeye devam ediyor. Türkiye'nin yeniden üretim ekonomisine dönmesi, ancak Devlet Planlama Teşkilatı'nın kurulması ve on yıllardır rezidans, AVM inşaatına giden paraların bundan sonra fabrikalara, atölye inşaatlarına aktarılmasıyla mümkündür. Her yıl 7 milyar dolar yurt dışına, insani yardım adı altında dünyanın değişik ülkelerine para aktarıyorlar. Türkler insan değil mi? Bu 7 milyar doları niye Türkiye içerisinde kullanmıyorsunuz? Neden emekliye, dula, yetime, neden asgari ücretliye aktarmıyorsunuz? Neden çiftçiye bu parayı aktarmıyorsunuz?"

"Komisyon toplantıları için Öcalan’ın ayağına mı gidecekler?"

Gazetecilerin "Çerçeve Yasayı nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine Özdağ, anayasa maddelerine dikkat çekerek şu yanıtı verdi:

"Çerçeve yasanın sadece PKK affı değil, aynı zamanda anayasa değişikliklerini kapsadığını gördük. Anayasa'nın 42. maddesinin değiştirilmesi planlanıyor. Anayasa'nın 66. maddesi, yani 'Türkiye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türk’tür.' maddesinin değiştirilmesi planlanıyor. Anayasa'nın girişinin değiştirilmesi planlanıyor. Anayasa'nın mahallî idarelerle ilgili 127. maddesinin değiştirilmesi planlanıyor. 160. maddenin değiştirilerek bölgesel Sayıştaylar kurulması düşüncesinin tartışıldığını duyuyoruz. Ve devrim yasalarını belirleyen 174. maddenin değiştirilmesi planlanıyor. Abdullah Öcalan kurucu öndermiş. Bir narko-terör örgütünün elebaşısı ve on binlerce insanın öldürülmesinden, şehit edilmesinden sorumlu bir eşkıya çetesinin elebaşısı şimdi bir komisyonun başkanlığını yapacakmış. Ya da o komisyonda görev yapacakmış. Bu komisyon nerede toplanacak? İmralı'da mı? Bu komisyonun yetkilileri, komisyon toplantıları için Öcalan'ın ayağına mı gidecekler? 'Abdullah Bey, çay mı içersiniz, kahve mi içersiniz?' diye mi soracaklar?"

Geçtiğimiz hafta dört partinin genel başkanıyla yapılan görüşmenin sorulması üzerine ise Özdağ, "Biz bir istişare toplantısı yaptık. Bu tür toplantıları yapmaya önümüzdeki süreçte de devam edeceğiz. Türkiye'nin bu amansız süreci aşması, Cumhuriyetin birliğini muhafaza etmek için bütün Atatürk'e inanan güçlerin bir araya gelmesine ihtiyaç vardır. Biz de bu konuda üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz" açıklamasında bulundu.

Kaynak: Anka Haber Ajansı