Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ, beraberindeki parti heyetiyle birlikte Ankara Adliyesi’ne gelerek Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ile ilgili ilçe belediyelerinin başkan ve yöneticileri hakkında resmi suç duyurusu dilekçesini savcılığa teslim etti.
"Kamu hizmetlerinin Türkçe yürütülmesi anayasal zorunluluktur"
Başvurusunun ardından adliye binası önünde basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Özdağ, Anayasa’nın 3. maddesini hatırlatarak şu değerlendirmelerde bulundu:
"Anayasa'mızın 3'üncü maddesi çok net bir şekilde Türkiye’nin ülkesi ve milletiyle bölünmezliğini ve dilinin de Türkçe olduğunu söyler. Kamu hizmetlerinin Türkçe görülmesi bir zorunluluktur. Ancak hem bölücü örgüt hem de bölücü örgütle aynı politik çizgiyi temsil eden siyasi partiler ve bu siyasi partilerin oluşturduğu belediye başkanları, yıllardan bu yana Anayasa’yı ve yasaları çiğneyerek ‘çok dilli belediyecilik’ adı altında faaliyette bulunuyorlar ve trafik levhaları başta olmak üzere birçok kamu hizmetinde Türkçe dışında dil kullanımına da gidiyorlar."
2007 tarihli Danıştay kararını hatırlattı
Konuya ilişkin yargı içtihadının açık olduğunu vurgulayan Özdağ, Danıştay 8. Dairesi'nin 2007 yılında Diyarbakır'ın Sur Belediyesi için verdiği emsal karara işaret etti:
"Oysa Danıştay’ın bu konuda almış olduğu bir karar var. Danıştay 8. Dairesi'nin 22 Mayıs 2007 tarihli, Sur Belediyesi ile ilgili alınan kararıyla bu iki dilli uygulamanın yasaklanması ve hem belediye başkanının hem de belediye meclisinin görevden alınması söz konusu olmuştu. Bu karar hâlâ geçerliyken şimdi Türkiye’nin her yerinde, Güneydoğu Anadolu’da bu tür levhaların ön plana çıkartılmaya çalışıldığını görüyoruz. Ve bu konuda yargıyı harekete geçmeye davet ediyoruz. Onun için de bu suç duyurusunda bulunduk."
"Fiili duruma hukuk kılıfı giydirilemez"
Basın mensuplarının yargı sürecinden beklentilerine yönelik sorusunu da yanıtlayan Özdağ, kanun önünde eşitlik ve anayasal ilkelerin tavizsiz uygulanması gerektiğini kaydetti:
"Yasaların uygulanmasını bekliyoruz. Anayasa’nın amir hükmünün ve bu konuyla ilgili Danıştay kararının uygulanmasını bekliyoruz. Şu anda hukuksuz bir durum söz konusu. Ve fiili duruma hukuk kılıfı giydirilmeye bile çalışılmıyor. Bu normal kabul ediliyor. Bu normal değil, bu yasaya aykırı. Yani siz bir başka noktada yasayı çiğnediğiniz zaman yargı harekete geçiyor da burada yasanın çiğnendiği, Anayasa’nın çiğnendiği açıkken neden yargı harekete geçmiyor? İşte biz yargının harekete geçmesi için bu başvuruyu yaptık, suç duyurusunda bulunduk."





