Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Merkez Yürütme Kurulu'nun 2025-2026 akademik yılına ilişkin değerlendirme raporu ile 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nın (YKS) sonuçlarına dair yayımladığı değerlendirme, yükseköğretimde bir önceki yıla kıyasla yaşanan nitelik krizine dikkat çekiyor. Örgün öğrenci sayısındaki gerilemenin yanı sıra, sınavda puanı hesaplanamayan aday sayısındaki artış, matematik ve fen testlerindeki düşük doğru cevap ortalamaları ile sınava başvurup katılmayan yüz binlerce aday, yıl içindeki olumsuz gidişatın başlıca göstergeleri arasında yer aldı.

Thumbs B C 1E455E7D340F849305B0F4C09B114F5A

Yükseköğretimdeki öğrenci sayısı bir yılda 533 bin 681 kişi azaldı

Eğitim Sen'in yıl sonu raporuna göre 2025-2026 eğitim-öğretim yılında yükseköğretim sistemindeki toplam öğrenci sayısı, bir önceki yıl 6 milyon 835 bin 115 iken 2025-2026 döneminde 6 milyon 301 bin 434'e geriledi; bu da bir yılda 533 bin 681 kişilik bir azalışa karşılık geliyor. Öğrencilerin 2 milyon 532 bini ön lisans, 3 milyon 348 bini lisans, 330 bini yüksek lisans, 89 bini doktora düzeyinde öğrenim görüyor. 2025-2026 akademik yılında yükseköğretim kurumlarına 1 milyon 393 bin 763 öğrenci yeni kayıt yaptırırken, 2024-2025 akademik yılında 874 bin 171 kişi yükseköğretim kurumlarından mezun oldu.

YKS'de bu yıl sıfır puan alanların sayısı yüzde 64 arttı: Eğitimcilerden sonuçlara tepki
YKS'de bu yıl sıfır puan alanların sayısı yüzde 64 arttı: Eğitimcilerden sonuçlara tepki
İçeriği Görüntüle

Rapor, sayısal büyüklüğün önemli bir bölümünün örgün eğitimden değil açık ve uzaktan öğretimden kaynaklandığına dikkat çekti. Açık ve uzaktan öğretime kayıtlı öğrenci sayısının 3 milyonu aştığı, yaklaşık 2 milyon öğrencinin ise ikinci üniversite kapsamında öğrenim gördüğü belirtildi. Yükseköğretimde görev yapan öğretim elemanı sayısı 189 bin 868 olarak kaydedildi; Türkiye genelinde öğretim elemanı başına düşen öğrenci sayısı yaklaşık 33 olarak hesaplandı.

Thumbs B C 06615A5F0Ed6999D7C18E8Ab84Ccc9Bc

40 soruluk matematik testinde doğru cevap ortalaması 6,4

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) son dört yıldır sürdürdüğü uygulamayı devam ettirerek bu yıl da adayların net ortalamalarını paylaşmadı, yalnızca doğru cevap sayısı ortalamalarını açıkladı. Açıklanan verilere göre Temel Yeterlilik Testi'nin (TYT) 40 soruluk Temel Matematik testinde doğru cevap ortalaması 6,4, 20 soruluk Fen Bilimleri testinde ise 3,9 düzeyinde kaldı. Alan Yeterlilik Testleri'nde (AYT) de benzer bir tablo oluştu; matematikte doğru cevap ortalaması 7,1'de kalırken fizikte 2,6'ya, kimyada 2,1'e, felsefe grubunda ise 1,8'e kadar geriledi.

ÖSYM'nin açıkladığı verilere göre, ortaöğretim son sınıf öğrencilerinin doğru cevap ortalamaları da benzer bir görünüm sergiledi: 40 soruluk Türkçe testinde 20,5, 20 soruluk Sosyal Bilimler testinde 10,2, 40 soruluk Temel Matematik testinde 6,8, 20 soruluk Fen Bilimleri testinde ise 4,3 doğru cevap ortalaması kaydedildi.

“Sıfır çeken” aday sayısı bir yılda 26 bin 269 arttı

Sınav puanının hesaplanabilmesi için gereken düzeyde doğru cevap veremeyen, kamuoyunda "sıfır çeken" olarak adlandırılan adayların sayısı da kayda değer düzeyde arttı. ÖSYM verilerine göre bu kapsamdaki aday sayısı geçen yıl 40 bin 818 iken bu yıl 67 bin 87'ye yükseldi; yalnızca bir yılda 26 bin 269 kişilik bir artış yaşandı. ÖSYM'nin uyguladığı kritere göre 40'ar soruluk Türkçe ve Temel Matematik testlerinin herhangi birinden en az 0,5 ham puan alamayan adayların TYT puanı hesaplanamıyor.

Thumbs B C 2A5D990C15666584177A7D49Ca57E28D

Yüz binlerce aday başvurduğu sınava girmedi

ÖSYM verilerine göre 2 milyon 425 bin 627 adayın başvurduğu TYT'ye 170 bin 551 aday katılmadı. 1 milyon 627 bin 970 adayın başvurduğu AYT'de bu sayı 154 bin 857, 203 bin 640 adayın başvurduğu Yabancı Dil Testi'nde (YDT) ise 60 bin 370 oldu.

Bütçenin yüzde 73,78'i öğrenci destekleri yerine personel giderine ayrıldı

Eğitim Sen raporuna göre 2025 yılında 488 milyar 405 milyon TL olan yükseköğretim bütçesi, 2026 yılında 651 milyar 20 milyon TL'ye çıkarıldı; bu artış nominal olarak yaklaşık yüzde 33'e karşılık geliyor. Rapor, bütçenin yüzde 73,78'inin personel ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) devlet primi giderlerinden oluştuğunu, bilimsel araştırma, altyapı, öğrenci destekleri ile barınma ve beslenme olanaklarına ayrılan payın sınırlı kaldığını belirtti.

KYK yurtlarında dört öğrenciden yalnızca biri barınabiliyor

Rapora göre 2025-2026 eğitim-öğretim yılında Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumuna (KYK) bağlı 880 yurt binasına 1 milyon 3 bin 259 öğrenci yerleştirilebildi. Örgün eğitimdeki 4 milyon 63 bin 774 öğrenci dikkate alındığında, yaklaşık dört öğrenciden yalnızca birinin devlet yurtlarında barınabildiği hesaplanıyor. KYK kredi ve burs miktarı 2026 yılı başında 4 bin TL'ye çıkarıldı.

Thumbs B C A8F9A8F98Fa96527550969F13Fa39694

Eğitim Sen: Gençleri sınav cenderesine sıkıştıran rekabetçi ve piyasacı eğitim anlayışı derhal terk edilmelidir

Eğitim Sen, 2026-YKS sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde genel başarı düzeyindeki gerilemenin öğrenciler veya eğitim emekçileri kaynaklı olmadığını, eğitimi sınava, sıralamaya ve rekabete endeksleyen politikaların yapısal sonucu olduğunu belirtti. Sendika, Millî Eğitim Bakanlığı'nın müfredat ve öğretim programı değişikliklerini eğitim bileşenlerinin görüşünü almadan hayata geçirdiğini, hayat pahalılığı koşullarında barınma, ulaşım ve beslenme giderlerini karşılayamayan gençlerin mezuniyet sonrasında diplomalı işsizlikle karşılaştığını, bir kısım gencin ise Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) aracılığıyla erken yaşta işgücüne dahil edildiğinin de altını çizdi.

Egitim Sen Logo-1

Değerlendirmede şu ifadelere yer verildi: “Yüz binlerce genç, sınava hiç katılmadan ya da üniversiteye yerleşme hakkı kazansa bile kayıt yaptırmadan eğitim sisteminin dışına savrulmaktadır. Bu tablonun en önemli nedenlerinden biri, gençlerin eğitim yoluyla yaşamlarını değiştirebileceklerine ve güvenceli bir gelecek kurabileceklerine dair inançlarının giderek zayıflamasıdır.

Ortaya çıkan sonuçların gerisinde, yıllardır eğitimi bilimsel ve pedagojik ölçütlerden koparan, ideolojik ve siyasi hedefler doğrultusunda biçimlendiren bir anlayış bulunmaktadır. Millî Eğitim Bakanlığı, eğitimin kronikleşmiş sorunlarına çözüm üretmek yerine müfredatı ve öğretim programlarını eğitim bileşenlerinin görüşlerini almadan, ‘ben yaptım oldu’ anlayışıyla değiştirmektedir. Bilimsel düşünceyi, eleştirel aklı ve sorgulama becerilerini güçlendirmek yerine eğitimi siyasi ve ideolojik hedeflere göre biçimlendiren her adım, mevcut sorunları daha da ağırlaştırmaktadır.

Bu politikaların faturasını en ağır biçimde emekçi halk, yoksul aileler ve dar gelirli yurttaşlar ödemektedir. Maddi olanaklardan yoksun milyonlar, kamusal eğitimin sürekli daraltılması nedeniyle daha en baştan eşitsiz bir yarışa itilmekte; önemli bir bölümü yükseköğretime erişim olanağından mahrum bırakılmaktadır. Çocuklar ve gençler, erken yaşta ucuz işgücüne dönüştürüldükleri MESEM’lere ve piyasanın insafına terk edilmektedir.

Öğrenciler açısından üniversite sınavını kazanmak da tek başına yeterli değildir. Hayat pahalılığı nedeniyle barınma, ulaşım ve beslenme gibi en temel ihtiyaçlarını karşılayamayan, mezuniyet sonrasında ise diplomalı işsizlikle karşı karşıya kalan gençler için üniversite, giderek güvenli bir gelecek umudu olmaktan çıkmaktadır. Gençlerin eğitimle yaşamlarını değiştirebileceklerine dair inancını aşındıran bu düzen sürdürülemez.

Eğitim Sen olarak bir kez daha vurguluyoruz: Gençleri sınav cenderesine sıkıştıran rekabetçi ve piyasacı eğitim anlayışı derhal terk edilmelidir. Bunun yerine öğrenciyi merkeze alan, gelişimi rekabetin önüne koyan, pedagojik ve bilimsel ölçütlere dayalı nitelikli bir eğitim anlayışı benimsenmelidir. Eğitim, tüm kademelerde yeterli kamusal kaynak ayrılarak parasız, bilimsel ve demokratik bir hak olarak sunulmalıdır.”

Muhabir: Cemre Polat