Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu 'Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi' programının konuğu Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Çağatay Çifter oldu. Programda meme kanseri, genetik yatkınlık, aile öyküsünün önemi ve risk yönetimi ayrıntılı biçimde ele alındı.

Prof. Dr. Çağatay Çifter: “Aile öyküsü sadece anne tarafıyla sınırlı değil”

Prof. Dr. Çağatay Çifter, meme kanseri riskinin yalnızca anne tarafına bakılarak değerlendirilemeyeceğini vurguladı. Baba tarafında görülen prostat kanserinin de özellikle BRCA mutasyonları söz konusuysa kadınlarda meme kanseri riskini artırabileceğini belirtti.

Birinci derece akrabalarda erken yaşta meme kanseri görülmesi ya da ikinci derece akrabalarda iki ve daha fazla meme kanseri vakasının bulunması genetik yatkınlık açısından önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Bu durumda genetik danışmanlık ve ayrıntılı risk değerlendirmesi öneriliyor.

Figen Balcı Ile Hayatın Reçetesi Çağatayçifter.jpeg

Kendi kendine muayene yanıltıcı olabilir

Kadınların kendi kendine meme muayenesine aşırı güvenmemesi gerektiğini ifade eden Çifter, bunun tek başına yeterli olmadığını söyledi.

“Kendi kendine muayene mevcut bir kitlenin atlanmasına ya da aslında sorun yokken gereksiz kaygıya yol açabilir. Bir genel cerrahi asistanı meme muayenesini 4-5 yılda öğreniyor” diyen Çifter, düzenli hekim kontrolü ve görüntüleme yöntemlerinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Meme kanseri artık daha genç yaşlarda da görülebiliyor

Klasik olarak 50 yaş sonrası daha sık görülen meme kanserinin son yıllarda 30’lu ve 40’lı yaşlara kadar indiğini belirten Çifter, tarama bilincinin genç yaşlara kadar yayılması gerektiğini ifade etti.

Angelina Jolie’nin radikal kararı ile dikkat çeken uygulama

Programda genetik risk yönetimi konuşulurken Angelina Jolie’nin koruyucu cerrahi kararına da değinildi.

Prof. Dr. Çağatay Çifter, Angelina Jolie’nin genetik risk nedeniyle koruyucu meme cerrahisi yaptırmasının dünya genelinde büyük yankı uyandırdığını ve bu sayede kalıtsal meme kanseri konusunun toplumda daha fazla konuşulmaya başlandığını ifade etti.

Çifter, koruyucu cerrahinin tıpta uzun süredir uygulandığını ancak Angelina Jolie ödeneği sonrası konunun kamuoyunda görünürlüğünün arttığını vurguladı. Bu tür kararların kişiye özel risk değerlendirmesiyle ve hekim danışmanlığıyla verilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Kalıtsal kanserlerde genlerin rolü

Kanserlerin yaklaşık yüzde 5–10’unun kalıtsal olduğunu belirten Çifter, en sık görülen kalıtsal kanser sendromlarının BRCA1 ve BRCA2 gen mutasyonlarıyla ilişkili olduğunu söyledi.

Normalde tümör baskılayıcı görev üstlenen bu genlerin DNA hasarını onardığını, mutasyon durumunda ise bu mekanizmanın bozulduğunu ve kanser gelişme riskinin arttığını ifade etti. BRCA2 geni pozitif olan kadınlarda yaşam boyu meme kanseri riskinin yüzde 90’a kadar çıkabildiğini belirten Çifter, riskin erken teşhis ve doğru planlama ile yönetilebileceğini vurguladı.

Figen Balcı Ile Hayatın Reçetesi Çağatayçifter

Risk altındaki bireyler için seçenekler

Yüksek genetik risk taşıyan kadınlar için tek seçeneğin ameliyat olmadığını belirten Çifter, yoğunlaştırılmış tarama programlarının önemine dikkat çekti. Yıllık mamografi, meme MR’ı ve düzenli klinik muayene ile erken tanı şansının artırılabileceğini söyledi.

Koruyucu amaçlı yapılan profilaktik mastektominin ise meme kanseri riskini yüzde 90–95 oranında azaltabildiğini ve modern rekonstrüksiyon teknikleri sayesinde estetik kaygıların da büyük ölçüde giderilebildiğini ifade etti.

Prof. Dr. Çağatay Çifter’den yaşam tarzı önerileri

Programda genetik riskin yanı sıra yaşam tarzının da önemine değinen Prof. Dr. Çağatay Çifter, kanıtlanmış kesin bir koruyucu yöntem bulunmadığını ancak bilimsel gözlemler ve çalışmalar doğrultusunda bazı temel önerilerin öne çıktığını söyledi.

Prof. Dr. Çağatay Çifter önerilerini şöyle sıraladı:

“İspat edilmiş kanıtlanmış herhangi bir koruyucu yöntem yok ancak gözlemler ve çalışmalar var. bunlara göre şunları söyleyebiliriz; birincisi doğal beslenme, ikincisi hayvansal yağlardan düşük beslenme, üçüncü olarak egzersiz çok önemli. Egzersiz derken çarşı pazar yürüyüşlerinden ziyade tempolu yürüyüşler ve programlı egzersizler şeklinde olmalı. Temiz hava almak önemli, alkol ve sigara kullanmamak da önemli. Östrojene maruziyet süreniz ne kadar uzunsa kansere yakalanma riskiniz artıyor. Bu bir gerçek.”

Muhabir: Nur Yıldız