Lenfödem, lenf damarlarında doğuştan ya da sonradan gelişen yetmezlikler sonucu ortaya çıkan kronik bir hastalık olarak tanımlanıyor. Daha çok kol ve bacaklarda görülse de yüz ve genital bölgede de gelişebilen hastalık, tedavi edilmediğinde ciddi deformasyonlara yol açabiliyor.

Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programında lenfödemle ilgili soruları Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Pınar Borman yanıtladı.

Prof. Dr. Borman, lenfödemin proteinden zengin sıvının dokularda birikmesiyle ortaya çıktığını belirterek, “Bu ilerleyici bir hastalık. Zamanla dokularda sertleşme, fibrozis ve yağ dokusu artışı gelişiyor. İleri dönemlerde halk arasında ‘fil ayak’ ya da ‘fil kol’ olarak tarif edilen tablo ortaya çıkabiliyor” dedi.

Whatsapp Image 2026 05 22 At 14.18.17

Doğumsal lenfödemde erken tanı büyük önem taşıyor

Lenfödemin doğuştan gelen tiplerinin bulunduğunu belirten Prof. Dr. Borman, bazı çocuklarda belirtilerin yenidoğan döneminde, bazılarında ise ergenlik ya da yetişkinlik döneminde ortaya çıkabildiğini söyledi.

“Yenidoğan döneminde ayağın üst kısmındaki şişlikler önemli bir işaret olabilir. Çocukluk çağında kollarda ve bacaklarda görülen asimetrik şişliklerin lenfödem olabileceği düşünülmeli” diyen Borman, Türkiye’de doğumsal lenfödem tanısında hâlâ gecikmeler yaşandığını ifade etti.

Çocukluk çağındaki şişliklerin zaman zaman romatizmal hastalıklarla karıştırıldığını belirten Borman, ailelerin hangi uzmana başvuracağını bilmediklerini belirterek, “Bu hastaların fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanlarına yönlendirilmesi gerekiyor. Çünkü erken tanı konulduğunda yalnızca masaj, egzersiz ve düzenli takip ile bile çok başarılı sonuçlar alınabiliyor” dedi.

Kanser tedavileri sonrası ortaya çıkabiliyor

Lenfödem yalnızca doğumsal nedenlerle gelişmiyor. Özellikle kanser cerrahileri sonrası lenf nodlarının alınması ve radyoterapi uygulanması lenfödem riskini artırıyor. Bunun yanı sıra obezite, varisler, travmalar ve yaralanmalar da hastalığın nedenleri arasında yer alıyor.

Prof. Dr. Pınar Borman, özellikle rahim, yumurtalık ve meme kanseri gibi ameliyatlarda lenf nodlarının alınmasının bazen kaçınılmaz olduğunu belirterek, “Bu hastaların tedavi öncesinde fizik tedavi uzmanları tarafından değerlendirilmesi çok önemli. Riskleri bilir ve gerekli önlemleri erken dönemde alırsak lenfödemin ilerlemesini önleyebiliyoruz” diye konuştu.

Whatsapp Image 2026 05 22 At 14.18.18 (2)

Obezite ve lipödem ile karıştırılıyor

Lenfödemin en sık obezite ve lipödem ile karıştırıldığı belirtiliyor. Özellikle kilolu bireylerde tanının gecikebildiğini ifade eden uzmanlar, bazı hastalarda lenfödem, varis ve lipödemin birlikte görülebildiğini söylüyor.

Hastalığın erken belirtileri arasında tek taraflı şişlikler öne çıkıyor. Kollardaki takıların sıkması, kıyafetlerin bir kol ya da bacakta dar gelmesi, gün içinde ağırlık hissi oluşması ya da ayakkabının tek ayağı sıkması erken belirtiler arasında yer alıyor. Hastalık ilerlediğinde ise gözle görülür asimetri ve belirgin şişlik ortaya çıkıyor.

Prof. Dr. Borman, lipödem ile lenfödem arasındaki farkı da anlatarak, “Lipödemde el ve ayaklar genellikle tutulmaz ve tablo daha simetriktir. Sosyal medyada bu konuda çok fazla yanlış bilgi dolaşıyor. Her şişlik ya da kilo problemi lipödem değildir” ifadelerini kullandı.

Lenfödemde proteinden zengin sıvı biriktiği için enfeksiyon riski artıyor, en küçük travmalar bile ciddi sorunlara yol açabiliyor. Kaşıma, çizilme, yanlış tırnak kesimi ya da sivrisinek ısırığı bile enfeksiyona neden olabiliyor.

“Hastalarımıza cilt bakımı konusunda ayrıntılı eğitim veriyoruz” diyen Prof. Dr. Borman, hastaların yaralanmalardan korunmaları, ciltlerini düzenli takip etmeleri ve gerektiğinde yara bakımı ile bandajlamayı doğru uygulamaları gerektiğini belirtti.

Lenfödemin hayat boyu takip gerektiren kronik bir hastalık olduğunu ifade eden Borman, hastaların düzenli egzersiz yapmaları, kilo kontrolünü sağlamaları ve bası giysilerini düzenli kullanmalarının tedavinin temel parçası olduğunu söyledi.

Whatsapp Image 2026 05 22 At 14.18.18

Akdeniz diyeti öneriliyor

Lenfödem ve lipödemde inflamasyonun önemli rol oynadığını belirten uzmanlar, bu nedenle Akdeniz tipi beslenmenin önerildiğini ifade ediyor.

Omega-3 içeren besinler, vişne, pancar, kırmızı meyveler, ceviz, badem, fındık, zeytin ve zeytinyağı gibi antiinflamatuar besinlerin önerildiğini belirten Prof. Dr. Borman, rafine şeker, beyaz un, paketli ve hazır gıdalardan ise uzak durulması gerektiğini söyledi.

“Kinoa, avokado ve chia tohumu gibi besinler de destekleyici olabilir ancak bizim Anadolu mutfağımızda zaten çok değerli antiinflamatuar besinler var” diyen Borman, tedavide hastanın sürece aktif katılımının başarıyı doğrudan etkilediğini vurguladı.

Muhabir: Nur Yıldız