Yapay zekâ sohbet robotlarının çocuk ve ergen psikolojisi üzerindeki etkileri, ABD'de yaşamına son veren bir gencin ailesinin OpenAI'a dava açmasının ardından tekrar gündeme geldi. Nisan ayında ABD’de 16 yaşındaki Adam Raine’in ölümünün ardından ailesi hem OpenAI'a hem de CEO Sam Altman'a dava açarak ChatGPT'nin çocuklarına intihar talimatları verdiğini ve onu gerçek hayattaki duygusal destek mekanizmalarından uzaklaştırdığını iddia etti.

Aynı dönemde Amerikan Psikiyatri Derneği’nin yayımladığı raporda, ChatGPT ve benzeri yapay zekâların özellikle intihar konularında verdiği yanıtların “tutarsız ve riskli” olduğu ortaya konuldu.

Bu olayın ardından OpenAI, modellerinin ciddi zihinsel ve duygusal problemlerde yetersiz kaldığını kabul ederek sistemlerini bu tür durumları daha iyi tanıyıp kullanıcıları uzman görüşlerine yönlendirecek şekilde güncelleyeceğini açıkladı. Şirket, geçtiğimiz hafta ebeveyn denetimi, kriz uyarıları ve mesaj geçmişini kapatma seçeneği gibi yeni güvenlik önlemleri üzerinde çalıştığını duyurdu. The Guardian ve AP News gibi gazetelerde yayımlanan haberlerde, OpenAI’ın önümüzdeki 30 gün içinde bu özellikleri devreye alacağı belirtildi.

Open A I-1

Bununla birlikte, Stanford Üniversitesi ve diğer önde gelen üniversitelerden araştırmacıların yaptığı ortak bir çalışma, ChatGPT'nin ruh sağlığı sorunları olan kişilerde sanrıları kötüleştirdiğini doğruladı. Dijital Nefretle Mücadele Merkezi'nin araştırması ise ChatGPT'nin 13 yaşındaki bir kullanıcıya nasıl sarhoş olabileceğini ya da yeme bozukluğunu nasıl gizleyebileceğini öğretebildiğini gözler önüne serdi.

AHESEN'den bakanlığa çağrı : "Yeni yönetmelik binlerce ASM çalışanını işsizlikle karşı karşıya bırakıyor"
AHESEN'den bakanlığa çağrı : "Yeni yönetmelik binlerce ASM çalışanını işsizlikle karşı karşıya bırakıyor"
İçeriği Görüntüle

Uzmanlar, yapay zekâ sohbet robotlarının gençlerin hassas dönemlerinde yanlış yönlendirmeler yapabileceği konusunda uyarıyor. Peki ebeveynler, çocuklarını bu risklerden nasıl koruyabilir? Uzman Psikolog Delil Yıldırım, 24 Saat için konuyu değerlendirdi.

“Yapay zekâ, insanın derin duygusal ihtiyaçlarını anlayacak empati kapasitesine sahip değil”

Ergenlik döneminin bireyin kimliğini bulmaya çalıştığı, duygularının yoğunlaştığı ve sosyal ilişkilerin hayatın merkezine yerleştiği çok kritik bir süreç olduğunun altını çizen Yıldırım, “Bu süreçte gençler, sık sık yalnızlık, anlaşılmama ve değer görmeme duygularıyla karşılaşır. İşte tam da bu noktada yapay zekâ sohbet robotları gençler için cazip hale gelir; çünkü yapay zekâ yargılamadan cevap verir ve geçici bir rahatlama sağlar. Ancak burada ciddi riskler vardır. Yapay zekâ, insanın derin duygusal ihtiyaçlarını anlayacak empati kapasitesine sahip değildir. Örneğin bir genç ‘Hayatın anlamı yok, intihar etmek istiyorum’ gibi cümleler kurduğunda, yapay zekâ bunu bilgi düzeyinde ele alabilir, genel önerilerde bulunabilir” dedi.

Yıldırım, yapay zekâ uygulamalarının bu ifadelerin arkasında yatan yoğun acıyı ve çaresizliği tam olarak göremeyeceği için böyle durumlarda yüzeysel bir yanıt vereceğini ya da yanlış bir yönlendirme yapabileceğini ifade etti.

Yapay

“Sağlıklı gelişim için akran ilişkileri, aile içi iletişim ve yüz yüze sosyal bağlar gereklidir”

Ayrıca, yapay zekâ robotlarının yanlış anlaşılmalara açık olabileceğini de ifade eden psikolog, “Gençlerin duyguları çoğu zaman hızlı değişir ve kendilerini ifade etme biçimleri net değildir. Bir şaka, mecaz ya da üstü kapalı bir ifade, yapay zekâ tarafından yanlış yorumlanabilir. Bu da ergenin hassas döneminde riskli davranışlara zemin hazırlayabilir.

Bir diğer risk, bağımlılık gelişimidir. Ergen, kendini yalnız hissettikçe yapay zekâya daha fazla yönelir ve bu yönelim gerçek sosyal ilişkilerin yerini almaya başlar. Oysa insanın sağlıklı gelişimi için akran ilişkileri, aile içi iletişim ve yüz yüze sosyal bağlar vazgeçilmezdir” sözlerini aktardı.

“Teknolojik güvenlik adımları tek başına bir çözüm değil”

Yapay zekâya eklenen ebeveyn denetimi, kriz uyarıları ve mesaj geçmişini kapatma gibi özelliklerin, ergenlik dönemindeki bireylerin güvenliği açısından son derece önemli adımlar olduğunu söyleyen Yıldırım, “Kriz anında, örneğin intihar düşüncesi ifade edildiğinde sistemin risk uyarısı vererek hem kullanıcıya hem de ebeveynlere bildirim göndermesi hayat kurtarıcı olabilir. Bu tür teknolojik önlemler, gençlerin yalnız olmadığını hissetmesi açısından da değer taşır.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta, bu önlemlerin tek başına yeterli olmamasıdır. Çünkü yapay zekâ, insan gibi sürekli bağ kuran, karşısındaki kişinin ruhsal durumunu bütüncül olarak değerlendirebilen bir varlık değildir.

Asıl önemli olan, ailelerin çocuklarıyla açık ve yargılamadan iletişim kurmaları, öğretmenlerin öğrencilerdeki duygu değişimlerini fark etmeleri ve gerektiğinde profesyonel ruh sağlığı desteğine başvurulmasıdır. Yapay zekâ burada sadece bir ‘erken uyarı sistemi’ rolü üstlenebilir ama insan faktörünün yerini hiçbir şekilde tutamaz” diye konuştu.

Veo3

“Devamlı yapay zekâ kullanımı sosyal becerilerinin gelişmesini engelleyebilir”

Ergenlik dönemindeki gençlerin en büyük ihtiyaçlarının anlaşılmak, dinlenilmek ve kabul edilmek olduğunu söyleyen psikolog, çoğu zaman aile içinde ya da arkadaş çevresinde bu ihtiyaçlarını karşılayamadıklarında, yapay zekâ sohbet robotlarına yönelebildiklerini ifade etti.

Yıldırım, “Yapay zekâ, kesintisiz şekilde yanıt verir, eleştirmez ve yargılamaz. Bu da gence ‘Beni anlıyor’ duygusu verir. Fakat burada dikkat edilmesi gereken önemli noktalar vardır: Yapay zekâ ile kurulan ilişki tek taraflıdır. Gerçek arkadaşlık ise karşılıklılık, empati, sabır, anlaşmazlıkları çözme ve birlikte deneyim paylaşma üzerine kurulur.

Bir genç, yapay zekâya ne kadar çok başvurursa, gerçek sosyal ilişkilerde karşılaşacağı çatışmaları ve zorlukları deneyimleme fırsatını o kadar kaybeder. Bu da sosyal becerilerinin gelişmesini engelleyebilir” dedi.

Deepseek Yapay Zeka

“Depresyon, kaygı bozukluğu ve özgüven sorunlarına yol açar”

Yıldırım, yapay zekâ ile “arkadaşlık” kuran gençlerin gerçek ilişkilerde karşılaşacağı duygusal iniş çıkışlara hazırlıksız olabileceğinin, hayal kırıklığına tahammül edemeyen, zorluklar karşısında geri çekilen ve sosyal izolasyon yaşayan bireyler olabileceklerinin altını çizdi:

“Gençler yapay zekâyı sırdaş olarak görmeye başladığında, gerçek duygularını arkadaşlarıyla ya da aileleriyle paylaşmayı ikinci plana atabilirler. Bu da onları yalnızlığa sürükleyebilir. Sosyal destek sistemlerinden uzaklaşan gençlerin depresyon, kaygı bozukluğu ve özgüven sorunları yaşama riski artar.”

Dijital sınırlar önemli: Kullanımı tamamen yasaklamak yerine ortak kurallar belirlenmeli

Konuya dair ebeveynlerin üstleneceği rolün çok önemli olduğunu vurgulayan Yıldırım, ailelerin yasaklayıcı ya da baskıcı olmaktan çok, rehberlik edici olması gerektiğini söyledi: “Kesin yasaklar, özellikle ergenlik dönemindeki çocuklarda merakı daha da artırır ve gizli kullanımı teşvik eder. Bunun yerine aileler, çocuklarının yapay zekâ ile nasıl, hangi amaçlarla ve hangi duygular içinde etkileşim kurduğunu anlamaya çalışmalıdır.

Çocuğa doğrudan ‘Ne konuştun?’ diye sorgulayıcı bir şekilde yaklaşmak yerine, merak eden ve destekleyici bir tavırla ‘Sana nasıl yardımcı oldu? Onunla konuşunca kendini nasıl hissettin?’ gibi açık uçlu sorular sorulabilir. Bu yaklaşım, hem çocuğun kendini ifade etmesini kolaylaştırır hem de ebeveynin sürece dahil olmasını sağlar.

Yapay Zeka Uygulamaları

“Güvenli dijital ortam, güvenli bir aile ile başlar”

Bunun yanı sıra, dijital sınırlamalar da önemlidir. Kullanım süresi, hangi saatlerde kullanılabileceği ve hangi amaçlarla başvurulabileceği konusunda ortak kurallar belirlenebilir. Örneğin; ders yaparken araştırma desteği almak uygun olabilir fakat duygusal sorunları sürekli yapay zekâ ile paylaşmak sağlıklı değildir. Bu noktada dengeyi kurmak ebeveynlerin sorumluluğundadır.

En önemli unsur ise güvenli aile bağlarıdır. Çünkü çocuk yapay zekâya ne kadar sık yöneliyorsa, bu çoğu zaman aile içindeki iletişim eksikliğinin bir göstergesidir. Eğer genç evde anlaşılmadığını ya da duygularının küçümsendiğini hissediyorsa, kendini daha çok teknolojiye teslim eder. Dolayısıyla güvenli dijital ortam aslında güvenli bir aile ortamıyla başlar.

Ebeveynler, çocuklarına örnek olan bir rol üstlenmelidir. Kendi telefon ve teknoloji kullanımına dikkat eden anne-baba, çocuğa sözlü uyarılardan çok daha güçlü bir mesaj verir” diye konuştu.

Gemini

“Açık ve yargılayıcı olmayan bir iletişim ortamı sağlanmalı”

Yapay zekâ sohbet robotları gençlere bazı açılardan fayda sağlasa da onların derin duygusal ihtiyaçlarını karşılayamayacağını söyleyen Yıldırım, ergenlerin en çok ihtiyaç duyduğu şeyin gerçek ve samimi insan ilişkileri olduğunu vurguladı.

Ebeveynler, öğretmenler ve toplum bu ihtiyacı karşıladıkça gençlerin teknolojiye daha sağlıklı sınırlar koyabileceğini ve ruhsal açıdan daha dengeli bir gelişim gösterebileceğini ifade eden Yıldırım, “Çocuk ve ergenlerin duygusal ihtiyaçlarını yalnızca teknoloji üzerinden gidermesi engellenmeli; aile içinde güvenli, açık ve yargılayıcı olmayan bir iletişim ortamı sağlanmalıdır.

Eğitimciler açısından ise yapay zekânın öğrenciler için bir öğrenme desteği olduğu fakat sorumlulukların devredileceği bir koltuk değneği haline gelmemesi gerektiği vurgulanmalıdır. Öğrencilere problem çözme, eleştirel düşünme ve sosyal beceri eğitimleri verilerek teknolojiyi doğru kullanma becerileri kazandırılabilir” dedi.

Grok

Muhabir: Cemre Polat