Anadolu Ajansı'na açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Ümit Kervan; sağlıksız beslenme, tütün kullanımı, yetersiz uyku ve sedanter (hareketsiz) yaşamın zamanla diyabet ve metabolik sendromu tetiklediğini, sürecin sonunda ise ilk ve en ağır hasarı kalp-damar sisteminin aldığını kaydetti.

"Baypas yapamıyor, kalp nakline mecbur kalıyoruz"

Dünya genelindeki ölümlerin yaklaşık üçte birinin kardiyovasküler hastalıklardan kaynaklandığına dikkat çeken Prof. Dr. Kervan, kronik süreçlerin kalp nakline uzanan tablosunu şu sözlerle aktardı:

Mizofoni her 8 kişiden 1'inde görülüyor: Çiğneme ve nefes alma sesleri neden rahatsız ediyor?
Mizofoni her 8 kişiden 1'inde görülüyor: Çiğneme ve nefes alma sesleri neden rahatsız ediyor?
İçeriği Görüntüle

"Obezite yalnızca fazla kilo demek değildir; metabolik ve kardiyovasküler hastalıklar demektir. Metabolik bozulmaya bağlı olarak diyabet gelişiyor, diyabet ise yaygın koroner damar tıkanıklıklarına yol açıyor. Damar yapısı ileri derecede bozulduğunda artık baypas ameliyatı dahi yapamıyor, çaresiz kalıyoruz ve tek seçenek olarak kalp nakline yönelmek zorunda kalıyoruz. Dolayısıyla kalp nakli, önlenebilir kronik ve metabolik hastalıkların nihai bir sonucudur."

Modern yaşamın getirdiği riskler: Hareketsizlik ve kilo artışı

Kısa mesafelerde dahi araç ve asansör kullanımının alışkanlık haline gelmesiyle günlük fiziksel aktivitenin ciddi oranda düştüğünü hatırlatan Kervan, risk faktörlerinin uzun yıllar kontrolsüz kalmasının kalpte geri dönüşü olmayan yapısal hasarlar bıraktığını belirtti. Kalp sağlığını korumanın en etkili yolunun riskleri henüz ortaya çıkmadan engellemek olduğunu ifade eden Kervan, "Kalbinize iyi bakmanın altın formülü obeziteden uzak durmaktır" dedi.

"Bağışlanan her kalp nakil için uygun olmayabiliyor"

Kalp yetmezliği tedavisinde donör temininin hayati bir diğer boyut olduğuna değinen Prof. Dr. Kervan, organ nakli süreçlerine ilişkin verileri paylaştı. Kervan, Türkiye'de beyin ölümü gerçekleşen vakalarda ailelerin yaklaşık dörtte birinin organ bağışına onay verdiği bildirdi.

Aile onayı verilse dahi her kalbin nakledilemediğini belirten Kervan; donörün yaşı, ölüm sebebi, travma geçmişi, kalbin durma süresi, koroner damarlardaki darlıklar, kalp kasılma fonksiyonları ve organ yağlanması gibi etkenlerin nakil uygunluğunu doğrudan belirlediğini aktardı.

Hekimlikte önceliğin zarar vermemek olduğunu hatırlatan Kervan, doğru hastaya en uygun organın nakledilmesinin operasyon başarısı ve yaşam süresi açısından zorunlu olduğunu vurguladı.

Kaynak: AA