Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, bir işçinin açtığı dava üzerinde yaptığı incelemede, işçi haklarını koruyan kritik bir emsal karara imza attı. Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına temyiz talebi üzerine dosyayı inceleyen Yüksek Mahkeme, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 56/5 maddesini hatırlatarak, yıllık ücretli izin sürelerinin hesaplanmasında hafta tatili ve genel tatil günlerinin izin süresinden sayılmayacağını tescil etti.
Dava dosyasında 4 günlük "bakiye izin" farkı
Yargıtay’ın kararına dayanak oluşturan dava dosyasındaki hesaplama, uygulamanın çalışanlar üzerindeki etkisini gözler önüne serdi:
İşveren, 28 gün yıllık ücretli izin hakkı bulunan işçinin, bu iznin tamamını kullandığını iddia ederek dosyaya belgeler sundu. Yargıtay, işçinin izin kullandığı tarih aralıklarını incelediğinde, bu süreçte 4 günlük hafta tatili olduğunu belirledi. Kanun gereği hafta tatillerinin yıllık izinden düşülemeyeceğine hükmeden Yargıtay, işçinin aslında sadece 24 gün izin kullandığını ve içeride 4 günlük bakiye izin hakkı kaldığını kesinleştirdi.
İş Kanunu'na işaret edildi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, kararının hukuki dayanağını 4857 sayılı İş Kanunu’nun 56. maddesinin 5. fıkrasına dayandırdı. Söz konusu kanun maddesinde "Yıllık ücretli izin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri izin süresinden sayılmaz" hüküm yer alıyor:
Bu hüküm doğrultusunda işverenlerin, çalışanların yıllık izin takibini yaparken hafta tatillerini izin süresinden ayrı tutması ve bunu şeffaf bir şekilde belgelemesi zorunluluk arz ediyor.
Ücrete dönüşüm için fesih şartı gerekli
Yargıtay kararında dikkat çeken bir diğer husus ise yıllık izinlerin nakdi karşılığına ilişkin oldu. Yüksek Mahkeme, "yıllık izin hakkının ücrete dönüşebilmesi için iş sözleşmesinin feshinin şart olduğunu" bir kez daha hatırlattı. Yani çalışanlar, fiilen çalışmaya devam ederken yıllık izinlerini doğrudan nakit para olarak talep edemiyor; ancak sözleşme sona erdiğinde kullanılmamış izinlerin ücretini talep etme hakkına sahip oluyor.



