Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, sigorta şirketleri tarafından oluşturulan şüpheli hasar kayıtlarının düzeltilmesi veya silinmesi taleplerinde görevli mahkemenin belirlenmesine ilişkin önemli bir karara imza attı.

Resmî Gazete’de yayımlanan karara konu olayda, trafik kazasına karışmadığını ileri süren bir araç sahibi, adına oluşturulan Sigorta Suistimalleri Bilgi Paylaşım Sistemi (SİSBİS) kaydının düzeltilmesi veya kaldırılması talebiyle dava açtı.

İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin verdiği karar, Adalet Bakanlığının kanun yararına temyiz başvurusu üzerine Yargıtay tarafından incelendi. Yargıtay, uyuşmazlığın tüketici işleminden kaynaklandığını belirterek davada tüketici mahkemesinin görevli olduğu sonucuna vardı.

Trafik kazasına karışmadığını ileri sürerek dava açtı

Dava, bir araç sahibinin otomobiline ilişkin gerçeğe aykırı trafik kazası kaydı oluşturulduğunu iddia etmesi üzerine açıldı.

Davacı, aracının belirtilen kazaya karışmadığını ancak sigorta şirketi nezdinde hasar dosyası açıldığını ve SİSBİS'e kayıt işlendiğini öne sürdü.

Söz konusu kayıt nedeniyle sigorta şirketlerinin değerlendirmelerinde olumsuzluk yaşadığını belirten araç sahibi, kaydın hukuka aykırı olduğunun tespit edilmesini ve düzeltilmesini veya tamamen kaldırılmasını talep etti.

Asliye Ticaret Mahkemesi SİSBİS kaydının düzeltilmesine karar verdi

İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, dosya kapsamında yapılan inceleme ve bilirkişi değerlendirmesinin ardından davayı kabul etti.

Mahkeme, aracın belirtilen tarihteki trafik kazasına karıştığını gösteren yeterli delil bulunmadığı değerlendirmesiyle sigorta şirketi tarafından oluşturulan SİSBİS kaydının düzeltilmesine hükmetti.

İlk derece mahkemesinin kararı kesin olarak verildi. Ancak uyuşmazlığın hangi mahkemenin görev alanına girdiği konusu, Adalet Bakanlığının kanun yararına temyiz başvurusuyla Yargıtay gündemine taşındı.

Adalet Bakanlığı kanun yararına temyiz başvurusu yaptı

Adalet Bakanlığı, ilk derece mahkemesinin uyuşmazlığın esasına girerek karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle kanun yararına temyiz yoluna başvurdu.

Başvuruda, uyuşmazlığın davacının kendi adına kayıtlı araca ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında sigorta şirketiyle yaşadığı ilişkiden kaynaklandığı belirtildi.

Uyuşmazlığın 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve davaya tüketici mahkemesinin bakmasının uygun olacağı ileri sürüldü.

Yargıtay: Uyuşmazlık tüketici işleminden kaynaklanıyor

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığın niteliğini değerlendirirken 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerini esas aldı.

Yüksek Mahkeme, davalı sigorta şirketinin kanun kapsamında sağlayıcı, davacı gerçek kişinin ise tüketici sıfatını taşıdığını belirtti.

Uyuşmazlığın, sigorta hizmeti kapsamında oluşturulan bir kaydın hatalı olduğu iddiasıyla düzeltilmesi veya kaldırılması talebinden doğduğuna dikkat çekildi. Bu nedenle davanın tüketici işleminden kaynaklandığı sonucuna ulaşıldı.

Sigorta uyuşmazlıklarında tüketici mahkemesi vurgusu

Yargıtay kararında, sigorta işlemlerinin Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenmiş olmasının, uyuşmazlığın tüketici işlemi olarak değerlendirilmesine engel olmadığı vurgulandı.

6502 sayılı Kanun'un 83. maddesine de atıfta bulunulan kararda, başka kanunlarda düzenleme bulunmasının tüketici mevzuatının uygulanmasını engellemeyeceği belirtildi.

Bu değerlendirmeler doğrultusunda, somut uyuşmazlıkta görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğu ifade edildi.

Asliye Ticaret Mahkemesinin kararı kanun yararına bozuldu

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin davaya bakma görevi bulunmadığına hükmetti.

Görev konusunun kamu düzenine ilişkin olduğunu belirten Yüksek Mahkeme, bu hususun yargılamanın her aşamasında mahkemeler tarafından kendiliğinden dikkate alınması gerektiğini kaydetti.

Kararda, ilk derece mahkemesinin görevsizlik kararı vermesi gerekirken uyuşmazlığın esasına girerek hüküm kurmasının usul ve yasaya aykırı olduğu sonucuna varıldı.

Adalet Bakanlığının başvurusu kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararı, sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına bozuldu.

Kanun yararına bozma kararı davanın sonucunu değiştirmiyor

Yargıtayın kararı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 363. maddesi kapsamında yapılan kanun yararına temyiz incelemesi sonucunda verildi.

İstanbul'da iş yerlerini hedef alan çeteye operasyon: 12 gözaltı
İstanbul'da iş yerlerini hedef alan çeteye operasyon: 12 gözaltı
İçeriği Görüntüle

Kanun yararına bozma, kesinleşmiş mahkeme kararının taraflar bakımından doğurduğu hukuki sonucu ortadan kaldırmıyor. Bu nedenle söz konusu karar, somut davada verilen hükmün sonucunu değiştirmeden görevli mahkemeye ilişkin hukuki değerlendirmeyi ortaya koyuyor.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2025/12146 esas ve 2026/3403 karar sayılı ilamının 30 Mart 2026 tarihinde oy birliğiyle kabul edildiği belirtildi.

Kaynak: Haber merkezi