ABD hisse senedi piyasalarında son yıllarda görülen yüksek getiriler, yatırımcıların portföylerindeki risk dağılımını yeniden değerlendirmesine neden oldu. Yatırımcıların risk iştahı değişirken, geleneksel yatırım araçlarının yerine faiz hareketlerinden daha az etkilenen kısa vadeli seçenekler öne çıkmaya başladı. Para piyasası ETF'leri ile ultra kısa vadeli tahvil fonlarına yönelen milyarlarca dolarlık kaynak, 2026'da güvenli liman arayışındaki değişimi ortaya koydu.
Uzun vadeli tahviller yatırımcıların ilgisini kaybediyor
Uzun vadeli tahviller, enflasyon ve ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz politikasına ilişkin belirsizliklerin etkisiyle yatırımcılar açısından daha fazla oynaklık taşıyan araçlar arasında yer aldı. Son beş yıllık dönemde uzun vadeli tahvil fonlarında yaşanan kayıplar da yatırımcıların bu araçlara yönelik ilgisinin azalmasında etkili oldu.
Faiz hareketlerinden daha sınırlı ölçüde etkilenen kısa vadeli yatırım araçları ise portföylerde daha fazla yer bulmaya başladı. Yatırımcıların özellikle vadesi kısa menkul kıymetlere yatırım yapan fonlara yöneldiği görüldü.
Ultra kısa vadeli tahvil fonlarına bir ayda 12,8 milyar dolar aktı
Ultra kısa vadeli tahvil ETF'leri, yatırımcıların yeni yöneldiği araçlar arasında öne çıktı. Morningstar Direct verilerine göre, bu fonlara yalnızca temmuz ayında 12,8 milyar dolarlık giriş gerçekleşti.
Söz konusu fonlar ağırlıklı olarak vadesi bir yıldan kısa olan menkul kıymetlere yatırım yapıyor. Bu araçlar para piyasası fonlarına kıyasla bir miktar daha fazla risk barındırırken, yatırımcılara yüzde 0,75 ile yüzde 1,10 arasında ek getiri sağlayabiliyor.
Bu gelişmeyle birlikte yatırımcıların portföylerinde daha kısa vadeli ve nakde yakın araçların ağırlığı artmaya başladı.
Yatırımcıların portföylerinde nakit benzeri araçların payı yükseliyor
Bazı yatırım şirketleri de piyasa riskini azaltmak amacıyla portföylerindeki nakit benzeri varlıkların oranını artırdı. Brookwood Investment Group, haziran ayında yaklaşık yüzde 2 seviyesinde bulunan nakit oranını yüzde 5'e yükseltti.
Şirketin bu süreçte Hazine bonoları ile ultra kısa vadeli ETF'lere yöneldiği belirtildi. Hyphen Wealth Management ise mevcut piyasa koşullarında uzun vadeli faiz riskine maruz kalmak yerine kısa vadeli tahviller ve para piyasası fonlarını tercih etti.
Bu tercihler, yatırım araçları arasında kısa vadeli seçeneklere yönelik ilginin arttığını gösterdi.
Para piyasası ETF'lerine 18,7 milyar dolarlık giriş
Yatırımcıların yöneldiği bir diğer alan ise para piyasası ETF'leri oldu. Bu fonların toplam büyüklüğü temmuz ayının sonunda 24 milyar dolara ulaştı.
Morningstar Direct tarafından paylaşılan verilere göre, ocak-temmuz döneminde para piyasası ETF'lerine toplam 18,7 milyar dolar net giriş kaydedildi. Aynı dönemde en büyük fon konumundaki ProShares GENIUS Money Market ETF'nin yönettiği varlıkların büyüklüğü 17,4 milyar dolara yükseldi.
Para piyasası ETF'lerine gerçekleşen girişler, yatırımcıların portföylerinde likiditesi yüksek ve kısa vadeli araçlara daha fazla yer vermeye başladığını ortaya koydu.
Borsadaki yükseliş portföy dağılımını değiştirdi
Kısa vadeli yatırım araçlarına yönelik ilginin artmasının yalnızca borsada olası bir düşüş beklentisinden kaynaklanmadığı belirtildi. Hisse senetlerinde yaşanan güçlü yükselişler, bazı yatırımcıların portföylerinde hisse ağırlığının yükselmesine yol açtı.
Bu durumun ardından yatırımcıların elde ettikleri kazançların bir bölümünü para piyasası fonları ve ultra kısa vadeli tahvil fonlarına aktardığı ifade edildi. Yakın zamanda kullanılacak kaynakların da piyasa hareketlerinden daha az etkilenmesi amacıyla kısa vadeli araçlarda tutulduğu aktarıldı.
Yatırımcılar tamamen nakde geçmiyor
Daha düşük riskli yatırım araçlarına yönelik ilgi artmasına rağmen, veriler hisse senedi piyasalarından toplu bir çıkış yaşanmadığına işaret etti. Morningstar verilerine göre fon varlıklarının yüzde 64'ü halen hisse senetlerinde bulunuyor.
"Uzmanlardan "tamamen nakde geçmeyin" uyarısı" başlığı altında aktarılan değerlendirmelerde ise yatırımcıların tüm varlıklarını nakde çevirmesi yerine kendi hedefleri ve risk toleransları doğrultusunda portföy dağılımlarını yeniden düzenlemeleri gerektiği belirtildi.
Böylece güvenli liman arayışı kapsamında kısa vadeli tahvil, para piyasası fonları ve nakit benzeri araçlara yönelik ilgi artarken, hisse senetlerinin yatırımcı portföylerindeki ağırlığını koruduğu görüldü.




