YENİ Parti Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında parti genel merkezinde toplandı. Toplantının ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Parti Sözcüsü Zeynel Emre, gündemdeki fon soruşturmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Adalet Bakanı'nın, 100 milyon liranın üzerinde haksız kazanç sağladığı belirtilen 214 kişiye ilişkin açıklamalarını gündeme getiren Emre, söz konusu kişilerin isimlerinin kamuoyuyla paylaşılmamasını eleştirdi.
AKP Grup Başkanı Abdullah Güler'in isimlerin açıklanmamasını “lekelenmeme hakkı” ile gerekçelendirmesine tepki gösteren Emre, adli süreçlerde çifte standart uygulandığını ileri sürdü:
"Listenin ellerinde olduğunu biliyoruz çünkü açıkladığımız isimleri inkar edemiyorlar. İsimleri neden açıklamıyorsunuz dediğimizde 'lekelenmeme hakkı' diyorlar. Ne zamandan beri masumiyet karinesini hatırlar oldunuz?
Sanatçılar, toplumun tanıdığı isimler uyuşturucu iddialarıyla gözaltına alınıp basına servis ediliyor; 20 kişi alınıp teste sokuluyor, 3'ü pozitif çıkıyor. O zaman nerede kalıyor masumiyet karinesi? Dilek İmamoğlu'nun ağabeyini uyuşturucu ve fuhuş iddialarıyla tüm manşetlere taşıdınız, yapılan testler negatif çıktı.
Sıra kendi soygunu yapan arkadaşlarınıza geldiğinde mi lekelenmeme hakkı aklınıza geliyor? Burada kendi hırsızını koruma iradesi ve açık bir ikiyüzlülük vardır. Bu iktidar artık milletin değil, Fatma Betül Sayan Kayaların partisidir."
“90 milyar dolarlık fon kriziyle karşı karşıyayız”
Fon soruşturmasının kapsamına dikkat çeken Zeynel Emre, krizin ülkeye dolaylı zararlarıyla birlikte 90 milyar doları aştığını iddia etti.
Soruşturmayla bağlantılı olduğunu öne sürdüğü bazı isimlerin iktidarla ilişkilerine dikkat çeken Emre, Fatma Betül Sayan Kaya'nın da açıklığa kavuşturulması gereken isimler arasında bulunduğunu savundu.
Emre, söz konusu kişi hakkında para iadesine ilişkin görüşmeler yapıldığını ve geçtiğimiz hafta ifadesine başvurulduğunu ileri sürdü:
"Türkiye'de bugün 50 bin - 100 bin lira ile suçlananlar dahi polis eşliğinde başları bastırılarak basına teşhir edilirken, 2 milyarın üzerinde yolsuzluk iddiasında adı geçen bu şahsın ve eşinin adliyeye girişine dair tek bir kare fotoğraf dahi görülmedi. Çağlayan Adliyesi'nde kendilerine VIP muamele yapıldı; kapılardan kimseye gösterilmeden savcının odasına alınıp aynı şekilde çıkarıldılar" ifadelerini kullandı.
Hayati Yazıcı'nın oğluna ilişkin iddiaları gündeme getirdi
Zeynel Emre, fon soruşturması kapsamında AKP'li Hayati Yazıcı'nın ailesiyle ilgili iddialara da değindi.
Emre, borsada yüksek miktarda işlem yaptığı öne sürülen bir kişinin mal varlığına tedbir konulduğunu, ancak bu tedbirin yaklaşık bir saat içinde kaldırıldığını iddia etti:
"Bir genel başkan yardımcısının oğlunun borsada çok yüksek miktarda işlem yaptığı, soruşturma kapsamında Sayın Hayati Yazıcı'nın oğlu ve ortağı olarak bilinen kişinin mal varlıklarına tedbir konulduğu ortaya çıktı. Ancak konulan o tedbir sadece bir saat içerisinde kaldırıldı. Dahası, geçtiğimiz hafta bu soruşturmada ismi geçen şahıs bir aracın içerisinde ölü bulundu. Bu şüpheli ölümün dikkatle üzerine gidilmelidir."
Fon soruşturması için Meclis araştırması talebi reddedildi
Fon soruşturmasının Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından araştırılması amacıyla verilen önergenin AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildiğini belirten Emre, kararın soruşturmanın şeffaflığı açısından eleştirilmesi gerektiğini savundu.
Farklı toplumsal sorunlarda Meclis araştırma komisyonlarının kurulabildiğini söyleyen Emre, iddiaların iktidarla bağlantılı olduğu durumlarda benzer adımların atılmadığını ileri sürdü:
"Cin şişeden çıktı; listeler önünüzde, bu soygunu kapatamazsınız dedik. Olayın aydınlatılması için Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını istedik. Ancak Cumhur İttifakı'nı oluşturan AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla bu talep reddedildi.
“SPK, Borsa İstanbul ve BDDK göz yumdu” iddiası
Fon soruşturmasının yalnızca bireysel bir olay olarak değerlendirilemeyeceğini savunan Zeynel Emre, denetleyici kurumların sorumluluğunun da araştırılması gerektiğini söyledi.
Emre, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Borsa İstanbul ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) süreçte gerekli denetimleri yapmadığını iddia etti:
"Bu vurgun, Türkiye'nin yönetilemediğinin tescilli belgesidir. Bunu bireysel bir soygun olarak değerlendiremeyiz. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) göz yummuştur. Borsa İstanbul göz yummuştur. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) göz yummuştur. İktidar partisi ise bu sürecin doğrudan içinde yer almış, bu soygunun fiili ortağı olmuştur."
Gazetecilere yönelik adli işlemleri eleştirdi
Zeynel Emre, fon soruşturmasıyla ilgili haber yapan gazetecilerin karşı karşıya kaldığı adli işlemleri de gündeme taşıdı:
"Parti sözcüsünün yakın arkadaşının dahil olduğu ilişkiler ağını açıkladık; bunu reddedemediler, inkar edemediler. Bunun yerine 'Cumhurbaşkanımıza, bakanlarımıza, genel başkan yardımcılarımıza yönelik saldırılara karşı en yüksek mücadele moduna geçiyoruz' diyerek konuyu genişletip kusurlarını örtmeye çalıştılar.
Demokratik bir ülkede bu yolsuzlukları açıklamak muhalefete kalmaz; tarafsız yargı soruşturur, bağımsız basın ortaya çıkarır. Ancak bugün öyle bir noktadayız ki, bırakın araştırmacı gazeteciliği, doğruluğu kesinleşmiş vakaları haberleştiren medya mensupları dahi tutuklanma tehdidiyle karşı karşıya kalıyor."
Gazeteciler Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı'nın tutuklandığını, Murat Ağırel ve İsmail Saymaz hakkında ise ev hapsi kararı verildiğini belirten Emre, basın özgürlüğü ve haber alma hakkı açısından yaşanan gelişmeleri eleştirdi:
"Olay doğru mu? Doğru. İnkar eden var mı? Yok. Ne ile suçlanıyorlar? 'Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak'. Gazeteciler Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı tutuklandı; Murat Ağırel ve İsmail Saymaz hakkında ise ev hapsi kararı verildi. Yıllardır trolleriyle kadın milletvekillerinin iffetine dil uzatanlar, Mersin soruşturmasında bir kadının gece kıyafetiyle evindeki görüntülerini ifşa edenler, siyasetçilerin özel ve ticari hayatına iftira atanlar bugün 'halkı yanıltıcı bilgi' kavramının arkasına sığınıyor."
“Birden fazla bakan yardımcısı ve bürokrat hakkında iddialar var”
Fon soruşturmasına ilişkin çalışmalarını sürdürdüklerini açıklayan Emre, kendilerine birden fazla bakan yardımcısı, siyasetçi ve bürokrat hakkında iddialar ulaştığını söyledi.
İddiaları doğrulamadan kamuoyuyla paylaşmayacaklarını vurgulayan Emre, isim benzerliği gibi durumların yaşanabileceğini belirterek açıklamalarda dikkatli hareket ettiklerini ifade etti:
"Soruşturma genişledikçe çok daha fazla isim göreceğiz. Tarafımıza birden fazla bakan yardımcısı, siyasetçi ve bürokrata ilişkin iddialar iletilmektedir; kimin hangi tarihte bu sisteme girdiği, kimin neyi olduğu anlatılmaktadır. Bizler emin olduğumuz anda bunları yeniden açıklayacağız.
Esenyurt Belediyesi'ndeki kayyım yönetimine yönelik iddialar
Zeynel Emre, belediyelere yönelik operasyonları değerlendirirken Esenyurt Belediyesi'ndeki kayyım yönetimini de eleştirdi.
Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'in tutuklanmasının ardından belediyenin atanmış yöneticiler tarafından yönetilmesine tepki gösteren Emre, ilçedeki uygulamaların seçmen iradesi açısından sorun oluşturduğunu savundu.
Emre, kayyım yönetiminde görevlendirilen Bünyamin Bulutaş'ın yolsuzluk soruşturması kapsamında gözaltına alındığını belirterek, evinde yapılan aramada yüksek miktarda döviz, Türk lirası, ziynet eşyası ve lüks saatler bulunduğunu iddia etti.
Emre'nin açıklamasına göre aramada 450 bin 854 dolar, 31 bin 815 avro, 2 milyon 590 bin lira, çok sayıda bilezik, kolye, küpe ve yüzüğün yanı sıra Rolex marka saatler de ele geçirildi.
Bulutaş'ın kız kardeşinin hesabına 212 milyon lira aktarıldığını ve belediye ihalelerinde yüzde 20 komisyon alındığı yönünde iddialar bulunduğunu da öne süren Emre, konunun ayrıntılı biçimde araştırılması gerektiğini söyledi.
Ataşehir Belediyesi üzerinden seçmen iradesi tartışması
Emre, Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel'in tutuklanmasının ardından yaşanan gelişmeleri de değerlendirdi.
Ataşehir'deki belediye yönetimine ilişkin süreçte siyasi dengelerin değiştirilmeye çalışıldığını ileri süren Emre, belediye başkanının görevden uzaklaştırılması ve sonrasında yaşanan gelişmelerin seçmen iradesine müdahale niteliği taşıdığını savundu.
Emre, yerel yönetimlere yönelik operasyonların yalnızca belediye başkanlarını değil, o belediyelerde oy kullanan vatandaşların tercihlerini de etkilediğini ifade etti.
Yahşihan Belediyesi'ndeki mal varlığı iddiaları
Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki yolsuzluk soruşturmasını da gündeme getiren Zeynel Emre, belediyede görev yapan bazı kişilerin mal varlıklarına ilişkin dikkat çekici iddialar paylaştı.
Emre'nin aktardığı iddialara göre bir belediye başkan yardımcısının üzerine kayıtlı 1.630 tapu bulunurken, iki encümen üyesinin toplam 54 tapusu olduğu öne sürüldü.
İmar müdürünün eşi ve kayınvalidesi adına kayıtlı taşınmazlar bulunduğunu iddia eden Emre, ayrıca lüks otomobiller, Bodrum'da bir villa ve marinada bir yatla ilgili iddiaları da gündeme taşıdı.
Emre, söz konusu mal varlıklarının nasıl edinildiğinin açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirterek, kamu görevlilerine ilişkin iddiaların araştırılmasını istedi.
“Seçilmişleri görevden uzaklaştırmak sorunları çözmüyor”
Belediye başkanlarına yönelik tutuklama ve görevden uzaklaştırma kararlarını eleştiren Emre, Mersin'deki gelişmelere de değindi.
Seçilmiş yerel yöneticilerin görevlerinden uzaklaştırılmasının vatandaşların ekonomik ve sosyal sorunlarını çözmediğini savunan Emre, narenciye üreticilerinin, esnafın ve işsiz vatandaşların sorunlarının gündemde tutulması gerektiğini söyledi.
Emre, yaşanan sürecin yalnızca belirli bir siyasi partiye yönelik bir mesele olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, seçmen iradesinin korunmasının önemine dikkat çekti.
Karadeniz'de gemilere yönelik saldırılar için çağrı
Dış politikaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Zeynel Emre, Karadeniz'de Türk bayraklı ve Türk işletmecilerle bağlantılı gemilere yönelik saldırıları gündeme getirdi.
Emre, son aylarda 9'u Türk bayraklı, 45'i Türk işletmeciler ve personelle bağlantılı olmak üzere toplam 54 geminin insansız hava araçları ve insansız deniz araçlarıyla saldırıya uğradığını öne sürdü.
Rusya ve Ukrayna makamlarıyla doğrudan temas kurulması gerektiğini belirten Emre, gemilerin güvenliği için Romanya, Bulgaristan ve NATO ile koordinasyon sağlanmasını önerdi.
Türkiye'nin savaşa taraf olmaması gerektiğini vurgulayan Emre, ülkenin denizcilerini ve ticari gemilerini korumak için gerekli diplomatik ve idari adımların atılması çağrısında bulundu.
Okullarda şiddet ve ücretsiz yemek tartışması
Eğitim alanındaki sorunlara da değinen Zeynel Emre, farklı illerde yaşanan okul içi şiddet olaylarını gündeme taşıdı.
Okullarda güvenliğin artırılması amacıyla 65 bin uzman çavuşun görevlendirilmesini önerdiklerini belirten Emre, öğrencilere bir öğün ücretsiz yemek verilmesi için sundukları kanun teklifinin de reddedildiğini söyledi.
Ekonomik sorunların aileler üzerindeki etkisine dikkat çeken Emre, çocukların güvenliği, beslenmesi ve gelişimi için daha kapsamlı politikalar uygulanması gerektiğini savundu.
YENİ Parti'den yeni anayasa açıklaması
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın yeni anayasa sürecine ilişkin açıklamalarını da değerlendiren Emre, mevcut koşullarda anayasa müzakerelerine katılmayacaklarını belirtti.
Anayasanın toplumsal uzlaşma temelinde hazırlanması gerektiğini ifade eden Emre, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması, yargı bağımsızlığı, basın özgürlüğü ve temel hakların korunması konularındaki eleştirilerini dile getirdi.
Emre, bu konularda gerekli koşulların bulunmadığını düşündüklerini belirterek, yeni anayasa sürecine katılmalarının söz konusu olmadığını söyledi.
TBB Başkanvekilliği seçimi ve ittifak tartışmaları
Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) başkan vekilliği seçimine ilişkin soruları da yanıtlayan Zeynel Emre, henüz belirlenmiş bir adaylarının bulunmadığını açıkladı.
TBB'de görev yapan seçilmiş belediye başkanlarının tutuklanmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Emre, yerel yönetimlerde yaşanan gelişmelerin demokratik temsil açısından tartışılması gerektiğini ifade etti.
Tarsus Belediye Başkanı üzerinden gündeme gelen ittifak iddialarına da yanıt veren Emre, seçmen iradesini yok saydığını düşündükleri siyasi yapılarla iş birliği yapmayacaklarını belirtti.
YENİ Parti kurultayı için 14-15 Kasım hedefi
Partisinin kurultay takvimine ilişkin bilgi veren Zeynel Emre, ilçe kongrelerinin tamamlandığını ve il başkanlıkları için ön yoklama ve ön seçim sürecinin başlayacağını duyurdu.
İl süreçlerinin tamamlanmasının ardından genel başkan seçimi için kesin tarihin belirleneceğini kaydeden Emre, hedeflerinin 14-15 Kasım tarihlerinde kurultayı gerçekleştirmek olduğunu söyledi.
Emre, takvimde herhangi bir aksama bulunmadığını ve resmi kararın önümüzdeki günlerde alınacağını ifade etti.




