YENİ Parti İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu tarafından yayımlanan 2026 Türkiye Raporu'nu değerlendirdi. Sosyal medya hesabı üzerinden "Gazeteciler, muhalefet, kaybolan özgürlükler ve Halk TV! İşte AB raporunda Türkiye'nin ağır tablosu" başlığıyla yazılı bir açıklama yapan Karabat, raporda yer alan tespitleri doğrudan aktararak iktidarın politikalarını eleştirdi.

"Tarihe AKP'nin utanç belgesi olarak geçen bu rapor..."

Açıklamasına uluslararası raporlara ve AB'nin tespitlerine dikkat çekerek başlayan Karabat, şu ifadeleri kullandı:

"AKP’nin Türkiye’yi demokrasiden uzaklaştırıp otoriter bir ülke haline getirdiği, uluslararası tüm araştırma ve raporlarda yer alıyor. En son AB'nin yayımladığı 2026 Türkiye Raporu, Türkiye'de demokrasi ve ekonominin nasıl yok edildiğini gözler önüne seriyor. Gelin hep birlikte, tarihe AKP’nin utanç belgesi olarak geçen bu raporun ayrıntılarına bakalım."

"Önce TELE1, ardından Halk TV... Bağımsız medyanın faaliyet alanı dramatik biçimde daraldı"

Raporda bağımsız medya kuruluşlarına kayyum atanması ve gazetecilere yönelik yargı süreçlerinin yer aldığını belirten Karabat, şunları kaydetti:

"Muhalefete yargı baskısı, seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınması, muhalif medyaya kayyım. AB’nin raporunda cumhurbaşkanlığı sisteminin güçler ayrılığını ciddi biçimde zayıflattığı belirtiliyor. AKP’nin yaptıkları tek tek anlatılıyor. Önce TELE1, ardından Halk TV... Rapora göre Ekim 2025'te TELE1'e, genel yayın yönetmeninin casusluk soruşturmasında tutuklanmasının ardından kayyım atandı. Ekim 2026'da Halk TV'ye TMSF tarafından el konuldu, kayyım atandı ve yayın durduruldu. Avrupa Komisyonu'nun tespiti açık. Bağımsız medyanın faaliyet alanı dramatik biçimde daraldı. Gazetecilik yapmak giderek daha ağır bir bedel gerektiriyor. AB raporuna göre gazeteciler gözaltı, tutuklama, kovuşturma ve mahkumiyetlerle karşılaşıyor. Dezenformasyon, hakaret ve terör suçlamalarının geniş yorumlanması eleştiriliyor. Hükümet ve kamu kurumlarına ilişkin yolsuzluk iddialarını haberleştiren gazetecilerin de yargı süreçleriyle karşılaştığı belirtiliyor."

"Sandık var ama siyasi rekabet yok ediliyor"

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin denge ve denetleme mekanizmalarını aşındırdığını ifade eden Karabat, siyasi alana dair rapordaki tespitleri şu sözlerle paylaştı:

"AB’nin raporunda AKP’nin demokrasiyi nasıl yok ettiği ayrıntılarıyla anlatılıyor. Sandık var ama siyasi rekabet yok ediliyor. Avrupa Komisyonu, muhalefet partileri ve siyasetçiler üzerindeki yargı baskısının siyasi rekabeti giderek daralttığını söylüyor. Seçilmiş muhalif belediye başkanlarının görevden alınması ve yargılanması da raporda yer alıyor. Demokrasi, seçmenin iradesinin yalnızca iktidarın kabul ettiği sonuçlarda geçerli olması değildir. Meclis zayıflıyor, denetim mekanizmaları aşınıyor. AB raporuna göre, merkeziyetçi cumhurbaşkanlığı sistemi, TBMM'nin yetkilerini ve güçler ayrılığını ciddi biçimde zayıflattı. Cumhurbaşkanlığı çok sayıda düzenleyici kurum üzerinde yetki sahibi. Komisyon, seçimler dışında hükümeti hesap vermeye zorlayacak etkili denge ve denetleme araçlarının bulunmadığını belirtiyor."

"Yolsuzlukla mücadelede ilerleme yok, Türkiye başlangıç aşamasında"

Yolsuzlukla mücadele ve kamu ihalelerine ilişkin AB Komisyonu değerlendirmelerini aktaran Karabat, açıklamasına şöyle devam etti:

"Yolsuzlukla mücadelede ilerleme yok. Bu siyasi bir slogan değil, Avrupa Komisyonu'nun rapordaki değerlendirmesi. Türkiye hâlâ başlangıç aşamasında. Kapsamlı reform stratejisi ve eylem planı bulunmuyor. Yolsuzluk davalarına siyasi müdahaleyi önleyecek yeni güvenceler de getirilmemiş. Rapora göre, kovuşturmalar ağırlıklı olarak muhalefet bağlantılı yerel siyasetçileri hedef alıyor. Kamu kaynakları nasıl dağıtılıyor? Denetim neden güçlendirilmiyor? AB raporu, kamu ihalelerindeki istisnalara, pazarlık usulünün aşırı kullanımına ve şeffaflık sorunlarına dikkat çekiyor. Kamu parasının harcanmasında rekabet ve denetim hayati önemde. Hesap verebilirliğin zayıflaması yalnızca siyasi bir sorun değil, kamu kaynaklarının kullanımı açısından da ciddi risk."

"Ekonomide güven sorunu sürüyor, çocukların yüzde 36,8'i yoksulluk riski altında"

Merkez Bankası bağımsızlığı ve sosyal göstergelere değinen Karabat, rapordaki verileri şu ifadelerle açıkladı:

"Ekonomide güven sorunu devam ediyor. Rapora göre enflasyon, sıkı para politikasına rağmen yüzde 5'lik hedefin çok üzerinde. Merkez Bankası bağımsızlığının kurumsal güvencelerine ilişkin kaygılar sürüyor. Cumhurbaşkanı’nın Merkez Bankası Başkanı ve kurul üyelerinin atanmasındaki geniş yetkileri özellikle eleştiriliyor. Ekonomik güvenin temelinde bağımsız kurumlar var. İşte Türkiye'nin sosyal tablosu. 2025 yılında geniş tanımlı atıl iş gücü oranı yüzde 29,7. Kayıt dışı istihdam yüzde 25,6. Çocukların yüzde 36,8'i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında. Rapora göre sosyal yardımların kapsamı ve yeterliliği de sınırlı. Bu rakamların arkasında geçim mücadelesi veren milyonlarca insan var."

"Türkiye'nin sorunu yalnızca ekonomi değil, kurumların işleyişi"

Özgür Karabat, açıklamasını şu değerlendirmeyle tamamladı:

"Türkiye'nin sorunu yalnızca ekonomi değil, kurumların işleyişi. AB raporu, yargı bağımsızlığından basın özgürlüğüne, yolsuzlukla mücadeleden sosyal politikalara kadar ağır sorunlar tespit ediyor. Muhalefetin susturulması, gazeteciliğin baskılanması ve denetimin zayıflatılması demokratik düzenin geleceğini ilgilendiriyor. AKP ise kurduğu vurgun düzeninin devam etmesiyle ilgileniyor."

Bakan Işıkhan: Emeklimizi memnun edeceğiz, asgari ücrette en yüksek rakamı hedefliyoruz
Bakan Işıkhan: Emeklimizi memnun edeceğiz, asgari ücrette en yüksek rakamı hedefliyoruz
İçeriği Görüntüle

Kaynak: ANKA Haber Ajansı