YENİ Parti İstanbul Milletvekili Namık Tan, ABD'de yapılacak ara seçimlerin olası sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerini sosyal medya hesabından paylaştı.
ABD'de dört yıllık başkanlık dönemlerinin ortasında gerçekleştirilen ara seçimlerde, genellikle iktidardaki başkanın mensubu olmadığı partinin avantaj elde ettiğini belirten Tan, bu seçimlerin Donald Trump açısından kritik bir döneme denk geldiğini ifade etti.
Trump'ın küresel ölçekte tartışmalı bir figür haline geldiğini savunan Tan, Cumhuriyetçilerin Senato'daki çoğunluğu kaybetme ihtimalinin de bulunduğuna dikkat çekti.
"Demokratlar kazanmıyor, cumhuriyetçiler kaybediyor"
Ara seçimlerde seçmen davranışlarının belirleyici olacağını belirten Namık Tan, Cumhuriyetçi seçmenlerin önemli bölümünün parti değiştirmek yerine sandığa gitmemeyi tercih edebileceğini söyledi.
Tan, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
"Esasen klasik bir değerlendirme çerçevesinde Demokratlar kazanmıyor ama Cumhuriyetçiler kaybediyor: Başka anlatımla Cumhuriyetçi seçmen kitlesel olarak taraf değiştirmiyor ama sandığa gitmeyerek oyunu kullanacak gibi görünüyor."
Demokrat Parti'nin de Trump karşısında henüz güçlü ve ortak bir siyasi alternatif oluşturamadığını belirten Tan, parti içerisinde farklı siyasi eğilimler arasında mücadele yaşandığını kaydetti.
Namık Tan: Trump "Topal ördek" konumuna gelebilir
Ara seçimlerin ardından ABD'de başkanlık yarışının fiilen başlayacağını ifade eden Tan, Trump'ın Kongre'deki çoğunluğu kaybetmesi halinde siyasi hareket alanının daralacağını savundu.
Tan, özellikle Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğun kaybedilmesinin Trump'ın yönetim gücünü önemli ölçüde etkileyebileceğini belirterek, bu durumun ABD siyasetinde "topal ördek" olarak tanımlanan süreci başlatabileceğini dile getirdi.
Trump'ın seçim sonrasında daha saldırgan ve öngörülemez bir tutum sergileyebileceğine yönelik değerlendirmelere de değinen Tan, Kongre'deki siyasi baskının başkanın hareket alanını sınırlayabileceğini ifade etti.
Trump'ın servetindeki artış gündeme gelebilir
Namık Tan, açıklamasında Donald Trump'ın kişisel servetindeki artışa da dikkat çekti.
Forbes dergisinin hesaplamalarına atıfta bulunan Tan, Trump'ın başkanlık döneminde kişisel servetinin 2,3 milyar dolardan 6,5 milyar dolara yükseldiğini belirtti.
Tan, başkanlık döneminin ikinci yarısında Trump'ın yanı sıra ailesinin ve yakın çevresindeki isimlerin de mercek altına alınabileceğini savundu.
Bu kapsamda Jared Kushner, Trump'ın oğulları, Steve Witkoff, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack ve Savunma Bakanı Pete Hegseth gibi isimleri de değerlendirmesine dahil etti.
ABD ara seçimlerinin Ukrayna ve Rusya savaşına etkisi
ABD'deki ara seçimlerin yalnızca ülkenin iç siyaseti açısından değil, uluslararası gelişmeler bakımından da önem taşıdığını belirten Tan, Ukrayna savaşına dikkat çekti.
Ukrayna meselesinin ABD'deki seçim kampanyasında ön plana çıkmadığını ifade eden Tan, seçim sonuçlarının Rusya'nın işgaline karşı Ukrayna'nın yürüttüğü mücadeleyi yakından ilgilendirdiğini kaydetti.
Namık Tan'dan İran ve İsrail-Gazze değerlendirmesi
Tan, İsrail-Gazze meselesinin de ABD'deki ara seçimlerde Demokrat Parti içerisinde görüş ayrılıklarına neden olduğunu belirtti.
İran'a yönelik yeni bir saldırı ihtimalinin belirsizliğini koruduğunu ifade eden Tan, ABD Başkanı Trump'ın da bu konuda nasıl bir politika izleyeceğinin netleşmediğini savundu.
"Enerji fiyatları Türkiye ekonomisine ek yük getirecek"
Namık Tan, açıklamasında ABD'nin Orta Doğu politikasının Türkiye ekonomisine olası etkilerini de değerlendirdi.
İran savaşı nedeniyle enerji maliyetlerinde yaşanabilecek artışın Türkiye açısından önemli risk oluşturduğunu belirten Tan, petrol fiyatlarının yüksek seyretmesinin enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabileceğini ileri sürdü.
Tan, ham petrol fiyatlarının gelecek yılın nisan-mayıs aylarına kadar yüksek seviyelerde kalabileceğini öngörerek, enerji girdilerindeki artışın Türkiye ekonomisine ek yük getireceğini ve enflasyonla mücadele programını olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.
YARIN YAPILACAK ABD ARA SEÇİMLERİ - KISA DEĞERLENDİRME ABD’de Senato’nun üçte birinin ve Temsilciler Meclisi’nin tamamının yenileneceği ara seçimler yarın yapılacak. Dört yıllık başkanlık dönemlerinin tam ortasına denk gelen ara seçimlerde her zaman muhalefetteki, yani başkanın mensup olmadığı partinin kazanması 250. yaşına geçtiğimiz 14 Temmuz’da basan Amerikan demokrasisinin alışageldik özelliği. Ancak bu defaki ara seçimler Trump’ın adeta “küresel tehdit” haline dönüşmesiyle özellikle kritik. Senato’daki çoğunluğu da yitirmesi olası gözüken Trump kendi Cumhuriyetçi partisine öyle bir yenilgi tattırabilir ki senatörler 6 yıl için seçildiği cihetle 50-50 zeminine oturan denge uzun vadeli Demokratlar lehine dönebilir. Esasen klasik bir değerlendirme çerçevesinde Demokratlar kazanmıyor ama Cumhuriyetçiler kaybediyor: Başka anlatımla Cumhuriyetçi seçmen kitlesel olarak taraf değiştirmiyor ama sandığa gitmeyerek oyunu kullanacak gibi görünüyor. Çünkü Demokratlar “Trump fenomeni” karşısında ve arkasında iyi hatıralar bırakmayan Biden sonrasında halen kendi yolunu bulabilmiş, kendi siyasal çözümlerini üretebilmiş, temel yönelimini, ana eksenini belirleyebilmiş değil. Ara seçimlerin ardından bu defa iki yıl boyunca başkanlık kampanyası dönemi fiilen başlamış olacak ve aday adayı kalabalığında ayrışan, öne çıkan bir Demokrat isim de yok. Demokratlar Amerikan tarzı “demokrat sosyalistler”, yeni kuşak ilericilerle koltuklarını bırakmaya niyetli olmayanlar ve (başkanlık seçiminde başarıyı da önceleyen) daha orta yolcular arasında parti içi çekişmeye sahne oluyor. Bu bağlamda ABD sisteminde Demokrat ve Cumhuriyetçi partilerin bizim bildiğimiz Avrupa sistemi anlamında siyasal partiler değil, içlerinde çok çeşitli ve çok yerel siyasal akımları, kişilikleri barındıran “geniş çadırlar” oldukları da akılda tutulmalı. Trump her hal ve kârda, yalnızca Temsilciler Meclisi’ndeki çoğunluğunu da yitirse, “topal ördek” konumuna gelmiş olacak: Bu baskının 80 yaşına gelen Trump’ı daha da saldırgan ve öngörülemez kılacağını iddia edenler olsa da zarar verme kapasitesi görece körelmiş olacak. Üstelik Forbes dergisinin hesaplamasına göre başkan olduğundan bu yana geçen iki yıllık sürede Trump’ın kişisel serveti 2.3 milyar dolardan 6.5 milyar dolara çıkmış ve bu olağandışı durum başkanlık döneminin ikinci yarısında kesinlikle büyüteç altında olacak. Bu inceleme onunla birlikte Trump galaksisinin tamamını, “güneşe yakın” gezegenlerden yani damat Kushner ve oğulları gibi aile fertlerinden başlayarak “hem başkanın özel temsilcisi hem eski iş ortağı/yeni küresel girişimci” şapkalı Witkoff ve Ankara’daki Büyükelçisi Barrack gibileri kapsayacağı gibi başta “Savaş Bakanı” Hegseth olmak üzere diğer bazı isimlere de yönelecek. Çatışma alanlarına gelince: Ukrayna ara seçim kampanyasında öne çıkan hatta radara giren bir konu bile değil belki ama seçimin sonucu Rusya’nın işgal savaşına karşı Ukrayna’nın direnişini yakından ilgilendiriyor. İsrail-Gazze dosyası genel anlamda ara seçimler için bir ölçüt olmaktan çok yine Demokratların kendi içinde bir bölünme yaratıyor. İran’a yeniden saldırı olup olmayacağını - 3 Kasım’dan hemen önce 27 Ekim’de yapılan İsrail seçimlerinin de Netanyahu’nun siyasal geleceği üzerinde derin belirsizlik yaratmasıyla birlikte düşünüldüğünde - bugünden kestirebilmek güç ve Trump’ın da ne yapacağına karar veremediği anlaşılıyor. Her hal ve kârda İran savaşı nedeniyle artan enerji girdi fiyatlarının gelecek Nisan-Mayıs aylarına dek yüksek devam etmesi, ham petrol varil fiyatının 100 dolarların altına inmemesi beklenmeli ve bu durumun zaten zor durumdaki ülkemiz ekonomisi üzerine ek yük bindirerek yıllardır süren sözde enflasyonla mücadele programının başarısızlığını kalıcılaştıracağını öngörmek mümkün.
— Namık Tan (@NamikTan) November 2, 2026




