Yeşil Etki Derneği, dernek kurucusu ve başkanı tarım yazarı Mine Ataman tarafından yazılan “Birinci Açlık Savaşı” kitabının lansmanı kapsamında, Agrifirm tarafından hazırlanan “Tarladan Sofraya Gıda Değer Zinciri Raporu”nun bulgularını açıkladı. Tarım, gıda ve sürdürülebilirlik alanlarında faaliyet gösteren dernek, Türkiye'nin tarım/gıda alanında stratejik bir merkez olmasına katkı sunmak amacıyla “Tarım Diplomasisi Forumu” gibi etkinlikler düzenlemişti. Türkiye’nin tarım–gıda ekonomisindeki kronik sorunlarını görünür kılmayı amaçlayan rapor bağlamında gıda enflasyonunun yapısal ve psikolojik nedenleri ortaya konuldu.
Rapor kapsamında konuşan Ataman, gıda enflasyonunu tetikleyen psikolojik “endişe enflasyonu” ve zincirdeki şeffaflık eksikliğinin Türkiye’yi çıkmaza sürüklediğini vurguladı. Ataman, Türkiye’de yıllardır sürdürülen tartışmanın, gerçek nedenleri görünmez kılan “suçlu kahramanlar yaratma” alışkanlığına dönüştüğünü belirtti. Ataman, “Türkiye tarım ve gıda ekonomisi, son yıllarda gerçek nedenleri gölgeleyen, çözümü imkânsızlaştıran bir suçlu kahramanlar anlatısına hapsolmuş durumda. Çiftçi, tüccar, market, aracı, ithalatçı, ihracatçı sırasıyla dönemsel ‘günah keçisi’ ilan ediliyor, gıda enflasyonunu derinleştiren bir psikolojik yanılsama yaratılıyor. Herkes bir sonrakini suçluyor, takip edilebilirlik azalıyor, fiyatlar karanlıkta yükseliyor. Tüketici ‘çözümsüzlük psikolojisine’ sokularak panik davranışına zorlanıyor” dedi.

Ataman’a göre bu durum, zincirdeki her aktörü sırayla hedef haline getirirken takip edilebilirliği azaltıyor, fiyatları ‘karanlıkta’ yükseltiyor ve tüketicide çözümsüzlük duygusu ile panik davranışını tetikliyor.
Tarladan Sofraya Psikolojik Fiyat Baskısı
Toplantıda en dikkat çeken başlıklardan biri de gıda fiyatlarını tetikleyen “endişe enflasyonu” oldu. Ekonomistlerin “Endişe enflasyonu (anxiety inflation)” olarak adlandırdığı bu durum, yalnızca maliyet artışlarıyla değil, belirsizlik duygusuyla hızla şişen fiyatları tarif ediyor. Ataman, davranışsal ekonomi kuramcısı Daniel Kahneman’dan ve Harvard’ın 2023 tarihli araştırmasından örnekler vererek, “Belirsizlik risk algısını artırır; risk algısı da fiyatları yukarı iter. Harvard School’un 2023 araştırmasına göre, ‘ekonomik aktörler belirsizlik hissettiğinde, geleceğe dair öngörü kaybı fiyat baskısına neden oluyor.’ Gıda değer zincirindeki ‘panik satın almalara dayalı fiyat şişmesi, depolama davranışının değişmesi, aracıların maliyet hesaplarken risk primi eklemesi, çiftçinin üretim kararını kısa vadeye sıkıştırması, tüketicinin kendini sistemin dışında hissederek öfkeyi yanlış adrese yönlendirmesine’ neden oluyor” bilgisini verdi.
Bu psikolojik baskının, tarladan markete uzanan zincirin her halkasında etkisini hissettirdiğini belirten Ataman, tüketicinin öfkesini yanlış adrese yönlendirdiğini de ekledi.
“Tarla–market arasındaki gereksiz kim?” algısı
Ataman, Türkiye’de en yaygın yanılgılardan birinin “aradaki maliyetlerin gereksiz olduğu” algısı olduğunu söyledi. 2024 sonrası küresel gıda ekonomisine dikkat çeken Ataman, birçok üründe ham madde değerinin toplam maliyet içindeki payının yüzde 10–20’ye kadar düştüğünü hatırlattı. Ataman buna ilişkin, “Bu yapının anlaşılmaması, zincirde kimin ne kadar pay aldığına dair yanıltıcı tartışmalara neden oluyor” tespitinde bulundu.

Aylık “Gıda Değer Zinciri Şeffaflık Raporu”nun yayınlanması şartı
Toplantının en somut önerilerinden biri ise her ay TÜFE ve ÜFE gibi açıklanan bir ‘Gıda Değer Zinciri Şeffaflık Raporu’ yayımlanması çağrısı oldu. Bu raporda tarladan sofraya tüm maliyetlerin şeffaf biçimde paylaşılması gerektiği vurgulandı: (gübre, mazot, enerji, sulama, lojistik, depolama, paketleme, perakende payı).
Ataman, böyle bir raporun şeffaf biçimde yayınlanmasının “Zincirin hangi aşamasında aşırı kâr oluşuyor?”, “Hangi maliyet kalemleri yapısal düzenleme gerektiriyor?”, “Fiyat hangi noktada şişiyor?” şeklindeki sorulara yanıt vereceğini ifade etti. “Şeffaflık suçlu yaratma kültürünü bitirir, çözüm üretme kültürünü başlatır” diyen Ataman, sorunun görünür kılınması halinde müdahalenin hem ucuzlayacağını hem hızlanacağını belirtti.
“Çiftçi Acil Durum Fonu” önerisi
Türkiye’nin yalnızca kıtlık dönemlerini değil, bolluk dönemlerini de yönetemediğini belirten Ataman, üretim arttığında fiyatların çökmesiyle çiftçinin sektörden koptuğunu; birkaç yıl sonra yeniden kıtlık riski yaşandığını söyledi. Ataman, bu kırılgan döngünün değişmesi için “Çiftçi Acil Durum Fonu”nun kurulmasını önerdi. Fonun; devlet, üretici örgütleri ve sektör katkısıyla oluşacak bir yapıda olması gerektiğini belirten Ataman, mekanizmanın çiftçinin gelir kaybını telafi eden ve üretimde sürekliliği güvence altına alan bir model olması gerektiğini söyledi.
Toplantıda ayrıca Aylık Gıda Değer Zinciri Şeffaflık Raporu ve Çiftçi Acil Durum Fonu hayata geçirilmedikçe Türkiye’nin gıda enflasyonuyla mücadelesinin mümkün olmayacağı belirtildi. Ataman son olarak, Türkiye’nin ancak değer zincirini şeffaflaştırarak, psikolojik panik enflasyonunu doğru yöneterek, suçlu aramayı bırakıp çözüm ortaklığına yönelerek, gerçek maliyetleri görünür kılarak çıktığı çıkmazdan kurtulabileceğini belirtti.



