9 günlük bayram tatili seferberliği sürüyor. Durumu iyi olan ya da ödeme gücü olduğunu düşünüp kredi kartına yaslanan 8-9 milyonluk şanslı bir grup memleketinde ya da sahillerde keyif yapıp cennet yurdumuzun tadını çıkarıyor.

Utku Şensoy

Bir o kadar da yabancı turist hareketliliği var. Ha bir de unutmadan ne yaptıklarını bilmediğimiz sayıları on milyonu aşan mültecilerin ülkede kendilerine has dolaşım hali olunca neredeyse toplam 25 milyona yakın bir güruhun seferberlik hali ortaya çıktı! Bu 25 milyonu götürün Yunanistan, Bulgaristan ya da Hollanda ölçeğinde bir ülkeye, istilaya uğradık diye ulusal seferberlik ile birlikte OHAL ilan eder kapılarını kapatır, AB’den, BM’den asker yardımı isterler!

Mültecilerle birlikte 95 milyona varan ülkemizde bu 25 milyonu yollarda gören, tatil beldelerinin girişlerinde 20 kilometreye varan araç kuyruklarına bakan ülkede her şeyin süt liman olduğunu, refah seviyesinin hayli yüksek olduğunu söyleyebilir. Aslında son çeyrek yüzyılda paranın el değiştirip kendine has türedi bir güruhun eline geçtiği gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bu “Tuzu Kurugiller” ve etraflarındaki yardakçı takımı gerçekten de hesabını bilemeyecek kadar yüklü bir para elde ettiler. Hak ederek mi? İşte orası tartışılır! Ortalıkta gezip ülke içinde aşırı sirkülasyon yaratan, daireleri de araçları da üçer beşer alıp, arsaları dönüm, dönüm kapatanlar bu yeni dünya düzeninin zengin tayfasından başkası değil! İhaleler onlarda, arpalıklar da… Birkaç yerden huzur hakkı alanlar da bu kesim. Aylık gelirleri üç-beş yüz bin liradan başlayan bu güruhun yaşam tarzına bakarak ülke fotoğrafını çekmek aldatıcı olur. Ülkenin gerçek yüzünü cami önlerinde ya da parklardaki banklarda oturan emekliden, çarşı pazarda güç bela iki torba yemeklik sebze alabilen dar gelirliye bakarak veya emekli olup 10-12 bin lira maaşla geçinemediği için 60’ına merdiven dayayan yaşına rağmen iş arayanlarda görmek lazım. Dahası da var emekli ya da asgari ücretle geçinmeye çalışan, dar gelirli bu kesimin sayıları o kadar fazla ki siz deyin 25-30 ben diyeyim 40 milyon! Bu kadar insanı, Almanya’ya, Fransa’ya, Japonya’ya götürüp koysanız ülkenin kimyası bozulur!

60’lı yıllarda devletten emekli olan ebeveynlerimizi, aile büyüklerini düşünüyorum. O yıllarda bırakın insanca yaşayıp, gezip tozacak seviyedeki maaşlarını, emekli ikramiyeleriyle ev, araç satın alabiliyorlardı! Hadi emekliyi gözden çıkardınız, “Bizden olmayan pek çoğu Kemalist değerlere tutkun, bu posası çıkmışlara zırnık yok” dediniz bunu anladık, peki ya çalışan öğretmenlere “Kamudan fonlandırılıyorlar” demek de neyin nesi? Ne fonu, zor şartlarda özveriyle çalışan zaman zaman darp edilen bu emekçi öğretmenler, “Aldıkları üç kuruş maaşı da hak etmiyor biz onlara ulufe dağıtıyoruz” mu demek istiyorsunuz? Bu nasıl bir zihniyet? Bu Avrupa’da söylense güçlü sendikalar anında yanıtını verip bakanı fonlayıp paketler görevden alınmasını sağlardı!

Depremzede dertli

11 ili yerle bir eden, on binlerce yurttaşımızın yaşamını yitirdiği 6 Şubat Kahramanmaraş depremzedelerinin sorunları bitmiyor. Yaşadıkları büyük acılara rağmen yaşama tutunmaya çalışan insanlarımıza devlet yardım eli uzattı ancak pek çoğu bu yardımdan hak ettiği payı alamamaktan yakınıyor.  Bunların başında kırsalda yaşayıp, ağır hasar alan evlerini yıkıp yeniden yapamayacak durumdakilerle, TOKİ’ye yazılıp onun taksitlerini ödeyecek gücü olmayan yurttaşlar geliyor. Onların çaresizliği, depremden beter kabusları sürüyor. 

Bu arada, 6 Şubat depremlerinde evlerini kaybettikten sonra konteyner kente yerleştirilen yurttaşlara göçebe muamelesi yapılıp oradan oraya yerleştirme kararları pes dedirtiyor. Hatay’da deprem sonrası AFAD tarafından ödenmeye başlayan elektrik faturalarının artık ödenmeyip, depremzede esnafın elektriklerinin kesilmesi deprem bölgesinde bir başka mağduriyet tablosu yaşattı.

6 Şubat depremlerinde annesini, kız kardeşini, ağabeyi ve yeğenini kaybeden Döne Kaya ve beraberindeki depremzedelerin Konur Sokak'taki İnsan Hakları Anıtı önündeki "Adalet Nöbeti" ne polis müdahalesi yürekleri sızlattı. Hatay Antakya’da 65 kişi yaşamını yitirdiği Fuat Koku Sitesi’nde yaşayan annesini, kız kardeşini, ağabeyi ve yeğenini kaybeden Döne Kaya, adil yargılama ve adalet talebiyle başlattığı Adalet Nöbetinde müdahale de neyin nesi? 
Adalet arayan bir depremzedenin masum talebi kimi rahatsız etmiş olabilir? Hani bir olup, birlik olup yaraları saracaktık? Hani suçluların kulaklarından tuttuğumuz gibi adalete teslim edecektik? Ne oldu da hak arayana suçlu muamelesi yapılıyor! Unutmayın, halktan bu kadar kopmanın, halkın sesine kulak vermemenin, sokağı anlayamamanın er ya da geç mutlak bir bedeli olur bu ülkede.