Spor yayını yapan TV’lerin dikkatine

Ergun MENGİ

Dr. (E) Tuğamiral Ergun MENGİ

Bu haftadan itibaren spor dolu bir döneme giriyoruz. Süper Lig başladı, Ankara’da Filenin Sultanları Avrupa Kadınlar Voleybol Şampiyonasında mücadele ediyor. 26 Ağustos Pazartesi
Amerika Açık Tenis Turnuvası başladı. Hafta sonu ise 12 Dev Adam Dünya Basketbol Şampiyonasında sınav verecek.
Bu karşılaşmalar ve ilave onlarca spor etkinliği bizi ekranlara kilitleyecek. Ancak yakın çevremdeki sporseverlerin, hemen hepsi maç anlatanlardan şikâyetçi. Şikâyet genel olarak, katma değer sağlamayan konularda çok konuşulması, gereksiz tekrarların yapılması, abartılı konuşmaları ve en önemlisi tenis, voleybol maçı devam ederken, hakemin seyircileri sükûnete davet ettiği ortamda, konuşmaya devam etmeleri ve maçın önüne geçmeleri şeklindedir.
Salon veya stattaki bir sporsever maçın yarattığı atmosferde maçı izler ona maçı anlatan kimse yoktur. Radyodan naklen yayınlar farklıydı, ancak şimdi yayın radyodan değil, TV’den yapılıyor. Bu kadar çok konuşmaya gerek var mı? “Sağına attı, çok şiddetli vurdu, hatalı pas verdi, top autta, aman allahım, maç böyle biterse taraflar birer puanı paylaşacak“ gibi ifadeler kaliteyi düşürmektedir.
Diğer yandan kullanılan spor terimleri halkımızın anlayacağı Türkçe’den olmadığı gibi, kabul edilme sınırlarının çok ötesindedir. Hâlbuki spor yorumcularının Türkçe terimler bulma ve kullanma konusunda ulvi bir sorumlulukları vardır.
Teniste İngilizce karşılama anlamına gelen ritörn (return) kelimesini kullanmakta ve “iyi ritörnleyemedi” veya “maça mishit (vuruş kaçırma) ile başladı” şeklinde tamamen özenti kokan terimler kullanmaktadırlar. Basket ve voleybol maçlarında ise kenardan gelen oyuncular için “benç katkısı” ifadelerinin kullanılması sporda gelecek günler için görünen ışığı karartmaktadır. Diyeceksiniz ki sesi kapat. Olmuyor, o zaman da sessiz film gibi oluyor. Saha ve tribün sesleri de gidiyor.
1996’larda Belçika’daki bir TV kanalı canlı yayınladığı maçlarda sahanın heyecanını stada kurduğu mikrofonlarla TV’ye yansıtmakta, ama anlatıcı kullanmamaktaydı. Sanki salonda veya statta seyrediyorsun. Stadyumdaki taraftarın gözünden izlenen bu canlı yayınlar inanılmaz bir keyifti. En azından anlatıcılar sadece, oyun durduğu zaman yorumlarını yapsa ve öyle bir yorum yapsa ki seyirciler “iyi ki bu anlatıcı var” diyebilmeliler. Hele bazı anlatıcılar sanki kendilerini eğlendiriyorlar. TV Spor Yayını Müdürleri bu uygulamayı bir masaya yatırsa da, canlı maç anlatmakta yeni bir çığır açsak.