Bugünkü köşemde sizlere 100 yıl önce çıkarılan Kabotaj Kanunu ve Denizcilik Bayramıyla ilgili az bilinen bir olayı paylaşacağım.
Kısaca, Kabotaj "Egemenliğimizin Mavi Vatanda" uygulanmasıdır.
Kapitülasyonlar* Lozan tartışmalarında Batı ülkelerinin en çok direndiği konulardan birisidir. Bundan dolayı ara verilen Lozan müzakerelerinin devamında, Türkiye, Lozan Barış Antlaşmasının “Madde 28- Bağıtlı Yüksek Taraflar Türkiye’de Kapitülasyonların tümü ile kaldırılmasını, her biri kendisi ile ilgili olarak, kabul ettiklerini açıklarlar’’ maddesiyle kapitülasyonlardan kurtulmuştur.
*TDK’da “bir ülkede yurttaşların zararına olarak yabancılara verilen ayrıcalık hakları” olarak tanımlanır
Kabotaj Kanunu 19 Nisan 1926
• Lozan sonrasında, Kabotaj hariç tüm kapitülasyonlar ve Duyunu Umumiye kaldırılmıştır.
• Kabotaj hakkı kısaca Egemenliğin Mavi Vatanda uygulanmasıdır.
• Ancak yetişmiş personel ve sermaye olmadığından kabotaj kanunu gecikmiştir.
• Nihayetinde, 19 Nisan 1926’da, (1 Temmuz 1926 tarihinde yürürlüğe girecek) Kabotaj Kanunu (Türkiye karasuları dahilinde, sahillerinde ve limanlarında denizcilik sanat ve ticaret hakkındaki kanun) kabul edilmiştir. Türkiye limanlarını ve deniz ulaştırmasını sadece Türk gemi ve şirketleri işletebilir.
Kanun Çıkınca; Fransız, Alman, Yunan, İngiliz, İtalyan ve Amerikan gemicilik ve liman şirketlerinden çok itiraz geldi. ‘’Yapamazsınız, beceremezsiniz‘’ dediler. Mustafa Kemal ATATÜRK “Siz hele şirketlerinizi ve gemilerinizi satılığa çıkarın; belki bir Türk yatırımcı alır, belki devlet alır, o da olamazsa söküp götürebilirsiniz” demiştir.
Cumhuriyetin ilanı ve Ankara’nın başkent olmasından sonra, birçok Yabancı ülke Büyükelçiliklerini Başkent Ankara’ya taşımadı. Büyükelçilikler, Sanayi ve Cemiyet İstanbul’daydı. Hepsinden Sn. Cumhurbaşkanı M.Kemal Atatürk’e davet üzerine davet geliyordu. Ancak, Yabancı ülkeler, sanayi ve cemiyetten gelen ısrarlı davetlere; Atatürk ‘’yurt içi gezilerimi tamamladıktan sonra İstanbul’a gideceğim’’ demiştir.
• Sene 1927’ye geldiğinde, Mustafa Kemal Atatürk, yaveri Cevat Abbas’ı çağırır ve bu sene yaz aylarında İstanbul planının yapılmasını ister. İstanbul’dan ayrıldığı 16 Mayıs 1919 tarihinden 8 yıl sonra, Cumhuriyetin Kurulmasından sonra 4 yıl sonra ilk kez İstanbul’a gelecekti.
• İstanbul ayaktaydı, herkes programın peşindeydi, protokoller, tüm elçilikler davet yarışı içindeydi. Ancak program çıkmıyordu. Cumhurbaşkanı Valinin programlarına cevap vermeyince Haziran sonunda pes eden İstanbul Valisi, “Haydarpaşa’da karşılama, programın kalanı Paşamın emirlerine maruzdur’’ diyerek son noktayı koymuştur.
• Durumu aktaran emir subayına Gazi’nin cevabı “ben Haydarpaşa gitmeyeceğim, boşuna beklemesinler” olmuştur. Daha da şaşıran yaverine “Ben 01 Temmuz sabahı, Anadolu Ekspresinden İzmit’te ineceğim. Ertuğrul yatını İzmit’te hazır etsinler, İstanbul’a denizden gideceğim. Beni Denizde karşılasınlar” direktifini vermiştir.