33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali, ulusal ve uluslararası yarışma filmleri, usta yönetmenlerin buluşmaları, yapay zekâ kısa film yarışması ve farklı başlıklarda düzenlenen yan etkinlikleriyle geride kaldı. Bir festivalin hikâyesi, yalnızca ödül töreninde açıklanan isimlerden ya da perdede anlatılan öykülerden ibaret değil. Kimi zaman bir filmin ardından salonda başlayan tartışmada, kimi zaman iki gösterim arasına sığdırılan kısa bir sohbette, kimi zaman da seyircinin yönetmene yönelttiği soruda devam ediyor. Adana’da günler boyunca filmlerin çevresinde kurulan bu ortaklık, sinemanın yalnızca izlenen değil, üzerine düşünülen, konuşulan ve yeniden anlamlandırılan bir sanat olduğunu bir kez daha hatırlattı. Dolu salonlar, gösterim kuyrukları ve filmlerin ardından süren sohbetler, festivalin kentle kurduğu ilişkinin de en görünür parçaları arasındaydı.

Aylar süren hazırlık sürecinin ardından sinemacıları, sinema yazarlarını ve seyirciyi aynı çatı altında buluşturan Altın Koza, bu yıl da Adana’nın sinemayla kurduğu güçlü bağı salonlara ve kentin sokaklarına taşıdı. Bir yanda yıllardır sinemanın hafızasında yer etmiş yönetmenler ve filmler, diğer yanda yeni anlatı biçimlerine kapı aralayan yapay zekâ yarışması, bir yanda bağımsız sinemanın üretim koşulları, diğer yanda genç seyircinin merakı ve soruları vardı. Festivalin programı, geçmişin birikimiyle geleceğin arayışlarını yan yana getirirken sinemanın değişen dünyada nasıl bir alan açabileceği sorusunu da gündeme taşıdı.

Festivalin ardından 24 Saat’e konuşan 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali Program Direktörü Esin Küçüktepepınar, bu yıl Adana’da eski dönemlerin festival atmosferini yeniden yakaladıklarını belirterek seyircinin ilgisinin beklentilerinin de ötesine geçtiğini söyledi. Asghar Farhadi’nin ustalık sınıfından yapay zekâ alanındaki yeni girişimlere, ekolojik temalı yan etkinliklerden bağımsız sinemanın karşılaştığı üretim güçlüklerine uzanan değerlendirmelerinde Küçüktepepınar, festivalin hem bu yıl ortaya koyduğu tabloyu hem de önümüzdeki döneme ilişkin hedeflerini anlattı. Altın Koza’nın Türkiye sinemasındaki yerini yalnızca filmlerin gösterildiği bir platform olarak değil, sinemanın belleğini taşıyan ve yeni üretimlere alan açan bir buluşma noktası olarak tanımlayan Küçüktepepınar, “Altın Koza, sinemamızın yalnızca bir vitrini değil aynı zamanda onun hafızası ve geleceği” sözleriyle festivallerin bağımsız sinemaya sahip çıkma sorumluluğunu vurguladı.

“Eski dönemlerin festival atmosferini yeniden yakaladık”

Küçüktepepınar, bu yılın kendileri açısından umut verici geçtiğini belirterek festivalin atmosferini şöyle anlattı:

Adı üzerinde, tam 'festival' yani kutlama havasında geçti. Mutluyuz gercekten çok dinamik ve sinema adına son derece umut verici filmler izledik. Dolayısıyla naçizane iyi bir festivali geride bıraktığımızı düşünmek isterim. Elbette sadece film izlenmedi, salonda bitmeyen filmler olduğu için çıkışında bolca sohbetler, iki film arası kahve eşliğinde heyecanlı yorumları dinlemek çok keyifliydi. Bir de Adana'ya gelmişken kebap olayı var tabii. Şalgam suyu ile kebap ikilisi olmadan Adana'daydım denemez."

Adana’nın sokaklarında ve salonlarında eski dönemlerin festival atmosferini yeniden yakaladıklarını vurgulayan Küçüktepepınar, dolu salonların ve gösterim kuyruklarının kentin sinemayla kurduğu ilişkinin bir parçası olduğunu söyledi:

"Kentin sokaklarında ve salonlarında tam anlamıyla eski dönemlerin festival atmosferini yeniden yakaladık, kuyruklar ve dolu dolu salonlar zaten Adana'nin alameti farikası. Seyirci her zaman şahanedir bu coğrafyada. Sinemayı her boyutuyla tartışabildiğimiz bir buluşma oldu."

33 Adana Altin Kozanin Kazananlari Belli Oldu

“Sinemacıları ve seyirciyi en iyi koşullarda buluşturmak hedefimizdi”

Aylar süren hazırlık sürecinin ardından festival ekibinin emeğinin karşılığını seyircinin ilgisinde gördüklerini belirten Küçüktepepınar, organizasyonun temel hedefinin sinemacıları, sinema yazarlarını ve Adanalı seyirciyi bir araya getirmek olduğunu dile getirdi:

"Seyircinin ilgisi, büyük bir emekle yaptıkları filmleri seyirciyle buluşan sinemacının mutluluğu en önemlisi. Hazırlık dönemini, seçkiyi oluştururken kurduğumuz hayalleri düşününce umarım herkese iyi gelen bir şeyler çıkmıştır diyoruz. Sinemacıların, sinema yazarlarının ve Adanalı seyirciyi en iyi seyir koşullarında bir araya getirmek hedefimizdi. Böylesine devasa bir organizasyonda eksiklikler ve hatalarımız olmuştur kuşkusuz, bağışlayın.

Böylesine büyük bir organizasyonda eksikliklerin yaşanabileceğini de belirten Küçüktepepınar, “Böylesine devasa bir organizasyonda eksiklikler ve hatalarımız olmuştur kuşkusuz, bağışlayın” sözleriyle değerlendirmesini sürdürdü.

Farhadi’nin ustalık sınıfı ve yapay zekâ yarışması öne çıktı

Festivalin kendi açısından öne çıkan iki başarısı bulunduğunu belirten Küçüktepepınar, bunlardan ilkinin İranlı yönetmen Asghar Farhadi’yi Adana’da ağırlamak ve ustalık sınıfında genç seyircinin yoğun ilgisine tanıklık etmek olduğunu söyledi.

İki Oscar ödüllü yönetmenin ustalık sınıfında salonun dolup taşmasının kendisini ayrıca mutlu ettiğini belirten Küçüktepepınar, Farhadi’nin de özellikle gençlerin ilgisinden ve sorularından memnuniyet duyduğunu aktardı:

Yarışma filmleri, ögrenci buluşmaları gibi sayısız başlık var ama kendi adıma iki büyük şey öne çıkıyor. İlki, iki Oscar ödüllü usta yönetmen Asghar Farhadi’yi Adana’da ağırlamak ve onu ustalık sınıfı (masterclass) etkinliğinde salonun dolup taşmasına tanık olmak. O da çok sevindi özellikle genç seyircinim ilgisine ve sorularına. Yıllar içerisinde dört ayrı kez söyleşi yaptım kendisiyle ama hep sinema yazarı kimliğiyle olmuştu, sadece filmleriyle ilgili konuşmuştuk mecburen. Bu kez festivalci olarak ağırladığımızda zarafeti ve mütevazılığına daha yaķından tanık olduk. İkincisi ise, Türkiye’de ilk kez böylesine büyük bir festivalde düzenlenen Yapay Zekâ Kısa Film Yarışması ile dijital anlatının ve sinemanın geleceğine dair cesur ve öncü bir adım atmış olmamızdı. Yeni bakışlara ve yaratımlara açık olmak festivaller açısından çok önemli.

Küçüktepepınar’ın ikinci önemli başlığı ise Türkiye’de büyük ölçekli bir festival kapsamında ilk kez düzenlenen Yapay Zekâ Kısa Film Yarışması oldu. Dijital anlatı biçimlerinin ve sinemanın geleceğinin tartışılmasına alan açan yarışmayı öncü bir adım olarak değerlendiren Küçüktepepınar, festivallerin yeni bakışlara açık olması gerektiğini vurguladı.

“Adana seyircisinin beklentilerimizin ötesine geçtiğini gördük”

Adana’nın sanatçı ve yaratıcı gelenek bakımından güçlü bir kent olduğunu belirten Küçüktepepınar, bu birikimin seyircinin sinemaya yaklaşımında da karşılık bulduğunu söyledi. Yılmaz Güney ve Yaşar Kemal başta olmak üzere çok sayıda sanatçının yetiştiği kentin kültürel belleğinin sinema seyircisini de beslediğini dile getirdi.

"Bu topraklar adı üzerinde 'bereketli topraklar'. Sanatçı ve yaratıcı geleneği açısından da bereketli. Sadece Yılmaz Güney veya Yaşar Kemal de değil, sayısız sanatçı yetiştirmiş. Onlarla beslenen Adana seyircisi de zaten sinemaya olan tutkusu ve sadakatiyle bilinir. Yine de bu yıl beklentilerimizin de ötesine geçildi. Hem ulusal yarışma filmlerinde hem de dünya sineması seçkilerinde salonlar tıklım tıklım doluydu."

Hem ulusal yarışma filmlerinde hem de dünya sineması seçkisinde salonların dolduğunu aktaran Küçüktepepınar, gösterim sonrası soru-cevap oturumlarındaki katılımın da seyircinin filmlerle kurduğu ilişkiyi ortaya koyduğunu belirtti.

"Gösterim sonrası soru-cevap seanslarındaki nitelikli katılım, izleyicinin filmleri ne kadar derinden sahiplendiğini gösterdi. Bu sinerji bizleri çok mutlu etti."

Yapay zekâ ve yeni anlatı biçimleri programa taşınacak

Bu yıl ilk kez düzenlenen Ulusal Yapay Zekâ Kısa Film Yarışması’nda Çağatay Dörtyıldız’ın “Başka Türlü” filminin en iyi film ödülünü aldığını hatırlatan Küçüktepepınar, yarışmanın ortaya koyduğu yaratıcı olanaklara dikkat çekti.

Yapay zekânın dünya genelinde tartışmalara yol açtığını belirten Küçüktepepınar, uluslararası başarı elde eden Alkan Avcıoğlu ve Vikki Bardot’nun da katıldığı panelde konunun sektörel boyutuyla ele alındığını ifade etti.

Erdinç Akkoyunlu ile yeni romanı "Boğaz’ın Kıyameti" üzerine: "1979’un kanlı cinneti içinde bir başka cinneti yazdım"
Erdinç Akkoyunlu ile yeni romanı "Boğaz’ın Kıyameti" üzerine: "1979’un kanlı cinneti içinde bir başka cinneti yazdım"
İçeriği Görüntüle

"Bu yıl ilkini gerçekleştirdiğimiz Ulusal Yapay Zekâ Kısa Film Yarışması’nda Çağatay Dörtyıldız’ın “Başka Türlü” filmi en iyi film ödülünü aldı ve diğerlerine de bakınca çok güzel bir vizyon görüyoruz. Yapay Zeka konusu dünyada tatışmalar yaratıyor malum. Uluslararası da başarı yakalayan Alkan Avcıoğlu ve Vikki Bardot'nun katıldığı yapay zekâ panelimizde de bu tartışmayı genişçe konuştuk, sektörel boyuta taşıdık. Teknoloji ve dijital anlatı biçimleri değiştikçe Altın Koza da bu dönüşüme kayıtsız kalamazdı. Gelecekte de yenilikçi sinema dillerine alan açmaya devam edeceğiz."

“Adana’nın dört bir yanı sanatsal tartışma alanına dönüştü”

Festivalin yalnızca yarışma filmlerinden oluşmadığını vurgulayan Küçüktepepınar, yan etkinliklerin de programın temel bileşenlerinden biri olduğunu belirtti. Bu yıl “Plastiksiz Bir Dünya” teması etrafında ekolojik bir yaklaşım benimsediklerini söyleyen Küçüktepepınar, özel gösterimlerle tarih, çatışma ve günümüz dünyasının huzursuzlukları arasında bağ kurmayı amaçladıklarını ifade etti.

Zamansız kaybedilen Lübnanlı yönetmen Jocelyne Saab’ın restore edilen Beyrut Üçlemesi gösterimleri, “Hiçbiryerde” filminin 25. yılı kapsamında düzenlenen ve Zuhal Olcay ile Tayfun Pirselimoğlu’nun da katıldığı ekip söyleşisi, Onur Ödülü sahibi Ferzan Özpetek’in ustalık sınıfı, sektörel paneller ve açık hava gösterimleri festivalin öne çıkan etkinlikleri arasında yer aldı.

Küçüktepepınar, programın çeşitliliğini şu sözlerle özetledi:

"Çeşitlilik ve yaşadığımız dünyaya yakından bakış. Bu yıl festivalimizin "Plastiksiz Bir Dünya" teması etrafında şekillenen ekolojik bir duruşu da vardı ve bu duruş yan etkinliklerimize de yansıdı. Ayrıca içinde debelendiğimiz çatışmalar ve huzursuzlukların kökenini, tarihin maalesef ve sürekli tekerrür ettiğinin altını özel programlarla çizmek istedik. Zamansız kaybettiğimiz Lübnanlı Jocelyne Saab’ın restore edilen efsanevi Beyrut Üçlemesi gösterimleri, Hiçbir Yerde'nin 25. Yılı vesilesiyle başta Zuhal Olcay ve Tayfun Pirselimoğlu'nun da katıldığı ekip söyleşisi, Onur Ödülü alan Ferzan Özpetek ustalık sınıfı, sektörel paneller ve tabii ki gelenekselleşen açık hava gösterimlerimizle Adana’nın dört bir yanı sanatsal bir tartışma ve üretim alanına dönüştü."

“Altın Koza, sinemamızın hafızası ve geleceği”

Türkiye’de bağımsız sinema üretmenin giderek zorlaştığı bir dönemde festivallerin sorumluluğunun daha da önemli hale geldiğini belirten Küçüktepepınar, Altın Koza’nın yalnızca filmlerin gösterildiği bir platform olmadığını vurguladı.

"Altın Koza, sinemamızın yalnızca bir vitrini değil; aynı zamanda onun hafızası ve geleceği. Ekonomik krizlerin ve bağımsız sinema yapmanın zorlaştığı bu dönemde, sinemacılara alan açan, genç yetenekleri keşfeden ve onlara omuz veren en köklü etkinliklerden biri. Üretim güçlüklerine rağmen sinemanın direnişini ve sürekliliğini kutladığımız çok değerli bir platform burası."

Küçüktepepınar’a göre festivallerin görevi, ana akım yapımların genişleyen hâkimiyeti karşısında özgün ve bağımsız filmlere alan açmayı sürdürmek.

"Tüm festivallerin de bu görevi üstlenmesi gerekiyor aslında. Ana akımın her yere ve platforma iyice yerleştiği ve diğerlerine yer bırakmadığı bu zamanda festivallerin özgün ve bağımsız yapımlara alan açma görevi ayrıca önemli."

Gelecek yılın hedefleri: Uluslararası iş birlikleri ve kadın yönetmenler...

33. festivalin ardından gelecek yılın hazırlıklarına ilişkin hedeflerini de paylaşan Küçüktepepınar, uluslararası iş birliklerini genişletmek, yapay zekâ ve yeni nesil sinema araçlarını programa daha fazla entegre etmek istediklerini belirtti.

Kadın yönetmenlerin üretim süreçlerinde karşılaştıkları güçlükleri gözeten yeni sektörel alanlar yaratmayı da hedeflediklerini söyleyen Küçüktepepınar, dünya sinemasının güncel ve cesur örneklerini Adana seyircisiyle buluşturmayı sürdüreceklerini ifade etti:

"33. festivalin enerjisi henüz çok taze ama hayaller ve fikirlerin sonu yoktur malum. Gelecek yıl, uluslararası iş birliklerimizi daha da genişletmeyi, yapay zekâ ve yeni nesil sinema araçlarını programımıza daha entegre bir şekilde sunmayı hedefliyoruz. Ayrıca kadın yönetmenlerimizin üretim güçlüklerine destek olacak yeni sektörel alanlar yaratmak ve dünya sinemasının en güncel, cesur keşiflerini Adana’ya taşımaya devam etmek gerekli."

Muhabir: Nur Yıldız