Ankara Kent Konseyi (AKK) tarafından düzenlenen "SözOnda-Deneyim Paylaşım Platformu" söyleşilerinin konuğu, eski Başbakan ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu oldu. Gençlik Parkı Etkinlik Alanı’nda gerçekleştirilen programda Davutoğlu; Ankara’nın tarihi, kent kültürü ve idari yapısı üzerine değerlendirmelerde bulundu. Yoğun katılımla gerçekleşen etkinlikte, kentin geçmişten bugüne uzanan tarihsel gelişimi ele alındı.

Ankara Kent Konseyi, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) başkanlarını ve siyasi parti genel başkanlarını başkentlilerle buluşturduğu söyleşi serisine devam ediyor. Bu kapsamda düzenlenen programın moderatörlüğünü AKK Başkanı Halil İbrahim Yılmaz üstlendi. Toplantıya çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi, yerel yönetici ve başkent sakinleri katılım gösterdi.
Söyleşide Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu'nun yaşamı, akademik kariyeri, siyaset ve devlete bakış açısının yanı sıra Türkiye'nin yakın tarihi ile kültürel geçmişi masaya yatırıldı. Katılımcı demokrasi, kent yönetimi, çevre ve iklim politikaları ile toplumsal dayanışma gibi başlıkların incelendiği etkinlikte, Davutoğlu’nun mimarlık ve toplumsal yapıyla bağdaştırdığı "Altın Oran" kavramı üzerinde duruldu.

"Ankara’nın çok güçlü bir şehir kültürü var"
Ahmet Davutoğlu, Ankara'nın sadece stratejik gerekçelerle başkent seçilmediğini, kentin derin bir tarihi ve kültürel geçmişe sahip olduğunu ifade etti. Ankara’nın antik dönemlerden bu yana köklü bir şehir kültürü barındırdığını dile getiren Davutoğlu, kentin Selçuklu ve Osmanlı dönemlerindeki idari ve toplumsal yapısına dikkat çekti.
Davutoğlu, Ankara'nın tarihsel süreçteki önemini şu sözlerle aktardı:
“Ankara'nın başkent olması tesadüfi ya da sıradan bir karar değildir. Genelde İstanbul’un işgal tehlikesi altında bulunması nedeniyle Ankara’nın güvenlik gerekçesiyle merkez seçildiği düşünülür. Bu durum bir gerekçe olabilir ancak kentin tarihine bakıldığında, köklerinin Hititlere ve antik döneme kadar uzandığı görülür. Ankara, özellikle Anadolu İslam ve Türk kültürünün kriz dönemi olan, 1243 Kösedağ Savaşı sonrasındaki İlhanlı egemenliği döneminde çok önemli bir rol oynamıştır. Bu dönemde İlhanlılar bölgeye hakim olsa da Ankara, Amasya ve Tokat gibi şehirler kendi kendilerini yönetme eğilimi göstermiştir. Ankara, o yıllardan itibaren kendi kendini yönetebilen, şehir kültürü son derece güçlü bir merkezdir.
Nitekim Ankara Kalesi’ndeki kitabede İlhanlıların vergi fermanı yer alsa da içerideki asıl düzeni yerel kurallar belirlemiştir. Merkezi otoritenin zayıfladığı o kriz döneminde halk, Ahi Hüsamettin ve Ahi Şerafettin liderliğinde, Ahi kültürüyle kendi kaderini kendi eline almıştır. Kent zamanla Hacı Bayram-ı Veli ve Osmanlı dönemiyle birlikte Ulus bölgesine, Cumhuriyet dönemiyle birlikte de bugünkü Kızılay’a doğru genişleyerek gelişimini sürdürmüştür.”

AKK Çevre ve İklim Meclisi, Engelli Meclisi ve Ankara Katılımcı Yönetim Derneği iş birliğiyle gerçekleştirilen programa, eski Ulaştırma Bakanı Feridun Bilgin, AKK Genel Koordinatörü Ömer Şan, Ankara Büyükşehir Belediyesi Yayın Koordinatörü Fatih Tekeci, AKK Yüksek İstişare Kurulu Üyesi ve eski Milletvekili Feramuz Üstün, AKK Engelli Meclisi Başkanı Yıldıray Çınar, AKK Kültür Sanat Meclisi Başkanı Alper Kaya, AKK Bisiklet Meclisi Başkanı Murat Görücü, AKK Yürütme Kurulu Üyeleri, AKK Meclisleri ve Çalışma Grupları temsilcileri, TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkan Yardımcısı Oğuzhan Bozdağ, Ankara Katılımcı Yönetim Derneği Temsilcileri, STK Temsilcileri ve çok sayıda Başkentli katıldı.



