Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "MYK-MDK ve Milletvekilleri Ortak Toplantısı” ardından açıklamalarda bulundu. İl ve ilçe kongrelerinin tamamlandığını belirten Bahçeli, MHP’nin 15. Olağan Büyük Kurultayı’nın 7 Şubat2027 Pazar günü yapılmasının kararlaştırıldığını açıkladı.

MHP’nin Türkiye’nin bekasını, milletin huzur ve refahını, devletin bağımsızlığını ve Türk dünyasının birliğini temel öncelikleri arasında gördüğünü belirten Bahçeli, partinin bu doğrultuda çalışmalarınısürdüreceğini ifade etti.

Bahçeli’den Türkiye için “stratejik kuşatma” uyarısı

Türkiye’nin yakın coğrafyasında yaşanan gelişmeleri değerlendiren Bahçeli, Doğu Akdeniz’den Kuzey Afrika’ya, Orta Doğu’dan Kafkasya ve Türkistan’a uzanan geniş bölgede yaşananların Türkiye’nin güvenliğini ve egemenlik haklarını doğrudan etkilediğini savundu.

Türkiye’nin çok yönlü bir stratejik kuşatmaya maruz bırakılmak istendiğini öne süren Bahçeli, ülkeyi bölgesel gelişmelerin dışında tutmayı amaçlayan girişimlerin Türkiye’nin devlet tecrübesini ve milletin iradesini hesaba katması gerektiğini söyledi.

Bahçeli, Türkiye’nin ulusal güvenliğini korumak ve milli haklarını savunmak için gerekli adımları atabilecek kapasiteye sahip olduğunu belirtti.

Bahçeli’den Libya ile yapılan mutabakata destek

Bahçeli’nin açıklamasında Türkiye ile Libya arasında deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkinmutabakat da öne çıktı.

Libya Temsilciler Meclisi’nin mutabakatı onaylamasını önemli bir gelişme olarak değerlendiren Bahçeli,anlaşmanın Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki haklarının ve bölgesel iş birliğinin korunması açısındanönem taşıdığını ifade etti.

Mutabakata yönelik itirazların bölgedeki çıkar mücadelelerini ve nüfuz hesaplarını ortaya koyduğunu savunan Bahçeli, Türkiye’nin deniz yetki alanlarındaki haklarını korumaya devam edeceğini söyledi. Bahçeli, Ankara’nın gerektiğinde diplomatik, hukuki ve siyasi araçları kullanacağını da vurguladı.

Bahçeli'den “Türkiye’siz Türk Dünyası” yaklaşımlarına tepki

Türk dünyasına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Bahçeli, Türkiye’yi dışarıda bırakan bölgesel projelere tepki gösterdi.

Türk devletleri arasındaki ilişkilerin yalnızca güncel siyasi ve jeopolitik hesaplarla açıklanamayacağınıbelirten Bahçeli, bu ilişkilerin ortak tarih, kültür, karşılıklı güven ve kardeşlik temelinde geliştiğini kaydetti.

Ankara’da düzenlenecek Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’nin önemine değinen Bahçeli, zirvenin ortak gelecek iradesini yansıttığını ifade etti.

AK Parti Grup Başkanı Güler'den partililere 'fon krizi' mesajı
AK Parti Grup Başkanı Güler'den partililere 'fon krizi' mesajı
İçeriği Görüntüle

Erdoğan ve Aliyev’in görüşmesine ilişkin mesaj

Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’i Ankara’daki zirveye davet etmesini de değerlendirdi.

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin günlük siyasi gelişmelerin ve geçici anlaşmazlıkların ötesinde olduğunu belirten Bahçeli, iki ülke arasındaki güvenin korunmasının Türk dünyasının geleceği açısındanönemli olduğunu söyledi.

Devletler arasında görüş ayrılıklarının yaşanabileceğini kaydeden Bahçeli, sorunların karşılıklı anlayışve doğrudan diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğini vurguladı.

Bahçeli’den Cumhur İttifakı vurgusu

Açıklamasının son bölümünde Cumhur İttifakı’na ilişkin mesajlar veren Bahçeli, MHP mensuplarının ittifakın siyasi sorumluluğunun farkında olduğunu belirtti.

Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığının ve egemenliğinin korunmasını temel öncelik olarak nitelendiren Bahçeli, milli birlik ve beraberliğin güçlendirilmesi, milletin huzur ve refahının artırılması ve Türk dünyasının geleceğine katkı sunulmasının önemini vurguladı.

Bahçeli, MHP’nin Türkiye’nin sorunlarına çözüm üretmeye ve Türk milletinin geleceğine hizmet etmeye devam edeceğini ifade etti.

Bahçeli'nin açıklamasının tamamı şöyle:

"Milliyetçi Hareket Partisi, köklü tarihinden aldığı güç, zamanla edinmiş olduğu önemli tecrübelerle ile milletinden aldığı emanete duyduğu sarsılmaz sorumlulukla, Türkiye’nin geleceğine yürüyüşünü kararlılıkla sürdürmektedir.

15.Olağan Kongre süreci için, İl ve ilçe kongrelerimizi büyük bir olgunluk, birlik ve kardeşlik iklimi içerisinde tamamlamış bulunuyoruz.

22 Ekim tarihinde gerçekleştirilen İl Başkanları Toplantımızın ardından, bugün Merkez Yönetim Kurulu ve Merkez Disiplin Kurulu üyelerimizin ve Milletvekillerimizin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz toplantıda; ülkemizde ve bölgemizde meydana gelen siyasi, sosyal ve jeopolitik gelişmeler bütün yönleriyle ele alınmış, Türkiye’nin önündeki fırsatlar ve karşı karşıya bulunduğu meseleler kapsamlı biçimde değerlendirilmiştir.

Milliyetçi Hareket Partisi, tarih boyunca taşıdığı milli sorumluluğun şuuruyla, dün olduğu gibi bugün de Türkiye’nin bekasını, milletimizin huzur ve refahını, devletimizin bağımsızlığını ve Türk dünyasının birlik ve dirliğini temel mesele olarak görmektedir.

Bizim yürüyüşümüz, aziz milletimizin iradesinden beslenen, Türk milletinin tarihinden güç alan ve Türkiye’nin geleceğine yönelen kutlu bir yürüyüştür.

Milliyetçi Hareket Partisi, milleti tarafından kendisine tevdi edilen sorumluluğun gereğini yerine getirmekten hiçbir şart altında geri durmayacaktır.

Türkiye’nin önündeki her türlü engelin aşılması, milli birlik ve beraberliğimizin daha da güçlendirilmesi, ülkemizin bölgesel ve küresel ölçekte daha güçlü bir konuma taşınması ve Türk dünyasının ortak geleceğinin inşası için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.

Milliyetçi Hareket Partisi, dün olduğu gibi bugün de milletinin emrinde, Türkiye’nin hizmetinde ve Türk milletinin istikbalinin yanındadır.

Bu anlayış ve sorumlulukla, Partimizin 15. Olağan Büyük Kurultayı’nın 7 Şubat 2027 Pazar günü gerçekleştirilmesi kararlaştırılmıştır.

Bu kutlu yürüyüşün önümüzdeki dönemde üstleneceği sorumlulukları ve Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu meseleleri değerlendirirken, millî irademizi, devletimizin bekasını ve milletimizin istikbalini ilgilendiren gelişmeleri bütün yönleriyle ele almaktayız.

Türkiye’nin Akdeniz havzasındaki komşuları ve yakın çevresi üzerinden çok yönlü bir stratejik kuşatmaya maruz bırakılmak istendiğini dikkatle takip ediyoruz.

Doğu Akdeniz’den Kuzey Afrika’ya, Orta Doğu’dan Kafkasya’ya ve Türkistan’a uzanan geniş jeopolitik sahada yaşanan gelişmeler, Türkiye’nin milli güvenliğini, egemenlik haklarını ve bölgesel sorumluluklarını doğrudan ilgilendirmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti, güçlü devlet geleneği, kurumsal hafızası ve devlet tecrübesiyle karşı karşıya bulunduğu gelişmeleri bütün boyutlarıyla değerlendirmekte ihtiyaç duyulan tedbirleri zamanında almakta, milli menfaatlerini koruma iradesini kararlılıkla ortaya koymaktadır.

Türkiye’yi kendi coğrafyasında edilgen bir konuma sürüklemek, hareket alanını daraltmak ve bölgesel gelişmelerin dışında tutmak isteyen hesaplar, devletimizin tarihi birikimini ve milletimizin iradesini hesaba katmak zorundadır.

Bizim coğrafyamızla kurduğumuz bağ, yalnızca haritalarla ve sınırlarla açıklanabilecek bir bağ değildir.

Son günlerde; Mekke Antlaşması ile başlayan, Bedir Mutabakatı ile taçlanan tarihi yürüyüşümüz; inancımızın, dayanışma anlayışımızın ve medeniyet tasavvurumuzun gönül coğrafyamızdaki sorumluluğuna işaret etmektedir.

Bu tarihi mirasın yüklediği vazife, milletimizin iradesinden alınan yetkiler ve devletimizin imkânları çerçevesinde, uluslararası hukukun ve meşruiyetin gerekleri gözetilerek yerine getirilmektedir.

Türkiye, ihtiyaç duyulan her durumda kendi güvenliğini koruyacak, milli haklarını savunacak ve bölgesel istikrarın tesisine katkı sunacak güçlü bir iradeye sahiptir.

Öte yandan; Libya ile deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakatın Libya Temsilciler Meclisi tarafından onaylanması, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki meşru hakları ve bölgesel iş birliği bakımından önemli bir gelişmedir.

Bu gelişmenin bazı çevrelerde rahatsızlık meydana getirmesi, Doğu Akdeniz’deki çıkar mücadelelerinin ve nüfuz hesaplarının mahiyetini bir kez daha ortaya koymuştur.

Türkiye, uluslararası hukuktan doğan haklarını korumakta, deniz yetki alanlarındaki meşru menfaatlerini savunmakta ve kendi geleceği hakkında başkalarının karar vermesine müsaade etmemektedir.

Türkiye, gerektiğinde diplomatik imkânlarını kullanan, gerekli hukuki ve siyasi adımları atan, millî güvenliğini ilgilendiren meselelerde sorumluluğunu yerine getiren bir devlettir.

Diğer taraftan, Türkiye’yi Türk dünyasından ayrı değerlendiren, Türkiye’siz bir Türk dünyası hesabını hayata geçirmeye çalışan yaklaşımları da dikkatle izliyoruz.

Türk devletleri arasındaki ilişkiler, dışarıdan kurgulanacak siyasi projelere, jeopolitik hesaplara ve ayrıştırıcı tasarımlara indirgenemeyecek kadar derin bir tarihi zemine sahiptir.

Türk dünyasının geleceği; bağımsız devletlerimizin egemenliğine, karşılıklı saygıya, eşit ortaklığa, güvene ve kardeşlik hukukuna dayanmaktadır.

Önümüzdeki hafta Ankara’da gerçekleştirilecek Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi, işte bu tarihi sorumluluğun ve ortak gelecek iradesinin önemli bir tezahürü olacaktır.

Türk dünyasının gücünü karşılıklı güven ve dayanışma içerisinde bulması gerektiği açıktır. Bu birlikten rahatsızlık duyanların beklentileri, kardeş devletlerimizin ortak iradesi karşısında karşılık bulamayacaktır.

Sayın Cumhurbaşkanımızın Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’i Ankara’daki zirveye davet etmesi, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin taşıdığı tarihi ve stratejik değerin muhafazası bakımından ayrıca önemlidir.

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağlar, günlük siyasi gelişmelerin ve geçici anlaşmazlıkların ötesinde ortak tarih, dil, kültür, karşılıklı güven ve milletimizin gönül birliği üzerinde yükselmektedir.

Devletler arasında farklı değerlendirmeler ve çözüm bekleyen meseleler elbette ki ortaya çıkabilir. Asıl önemli olan, bu meseleleri kardeşlik hukukunu zedelemeden, karşılıklı anlayış ve doğrudan diyalog yoluyla çözüme kavuşturacak iradeyi gösterebilmektir.

Türkiye ile Azerbaycan’ın birbirine duyduğu güvenin korunması; iki devlet arasındaki dayanışmanın sürdürülmesi ve Türk dünyasının müşterek geleceğinin güvence altına alınması bakımından vazgeçilmezdir.

Bir diğer taraftan; tekrar hatırlatmak isterim ki: Türkiye’nin sosyal ve ekonomik sorunlarının çözümsüzlüğe mahkûm edilmiş bir ülke olduğu düşüncesi, Türkiye’nin sahip olduğu devlet tecrübesi, siyasi irade ve çözüm üretme kapasitesiyle bağdaşmamaktadır.

Türkiye’de son zamanlarda gündemde tutulmak istenen meselelerin, asıl gelişmeleri gölgelemek ve kamuoyunun dikkatini başka yönlere çevirmek amacıyla kullanıldığını da göz ardı etmiyoruz.

Bu nedenle, ülkemizin önceliklerini gölgeleyebilecek her türlü gelişmeyi dikkatle değerlendirmek ve milli meseleler karşısında sorumluluk bilinciyle hareket etmek büyük önem taşımaktadır.

Milliyetçi Hareket Partisi, bu şuurla hareket etmektedir.

Allah’a Şükür ki her bir mensubumuz, Cumhur İttifakı’nın taşıdığı siyasi sorumluluğun ve milletimize karşı üstlendiğimiz tarihi vazifenin idrakindedir.

Bizim için esas olan, Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını ve egemenliğini korumaktır.

Millî birlik ve beraberliğimizi güçlendirmek, milletimizin huzur ve refahını yükseltmek temel önceliklerimiz arasındadır.

Türk dünyasının geleceğine kalıcı katkılar sunmak da tarihî sorumluluğumuzun ayrılmaz bir parçasıdır.

Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye’nin geçirmiş olduğu kritik süreçlerde edindiği önemli tecrübeleriyle, Türkiye’nin bugünkü meselelerine çözüm üretmeye, geleceğin şartlarını okumaya ve Türk milletinin istikbaline hizmet etmeye devam edecektir.

Tarihimizin yüklediği sorumluluğu, milletimizin bize emanet ettiği vazifeyi ve geleceğe karşı taşıdığımız mesuliyeti yerine getirmeyi azim ve kararlılıkla sürdüreceğiz.

Bugün yapılan MYK-MDK ve Milletvekilleri ortak toplantısına katılan dava arkadaşlarıma teşekkür ediyor başarılar diliyorum.

Bu vesileyle aziz milletimi, gönül ve kültür coğrafyalarımızda yaşayan kardeşlerimi hürmetle selamlıyorum."

Muhabir: Nur Yıldız