Bakır, vücutta enerji üretimi, demir metabolizması, kan yapımı ve sinir sisteminin işleyişi gibi birçok biyolojik süreçte rol oynayan temel mineraller arasında yer alıyor.

Günlük ihtiyaç çoğunlukla dengeli beslenmeyle karşılanırken, bazı hastalıklar, cerrahi işlemler ve yüksek dozda çinko kullanımı bakır eksikliği riskini artırabiliyor. Öte yandan bakırın fazlası da vücutta birikerek çeşitli sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

İSTAHED Bilim Komisyonu Üyesi Uzm. Dr. Selda Handan Karahan, günlük bakır ihtiyacının dengeli beslenmeyle karşılanabildiğini belirtirken, eksikliğin belirli hastalık ve durumlarda ortaya çıkabildiğine dikkat çekti. Karahan, bakır bileklik ve yüzük gibi takıların ise vücuttaki bakır düzeyini artırdığına yönelik bilimsel kanıt bulunmadığını ifade etti.

Uzm. Dr. Selda Handan Karahan-2

Bakır, vücutta birçok enzimin çalışmasına katkı sağlıyor

Uzm. Dr. Selda Handan Karahan, bakırın vücutta pek çok enzimin çalışmasına yardımcı olan önemli bir mineral olduğunu belirtti.

İstanbulda forex soruşturması: 211 şüpheli adliyeye sevk edildi
İstanbulda forex soruşturması: 211 şüpheli adliyeye sevk edildi
İçeriği Görüntüle

Bakırın temel görevleri arasında hücrelerin enerji üretmesine destek olmak, demirin vücutta kullanılmasını ve hemoglobin (kanda oksijen taşıyan protein) üretimini sağlayan enzimlerin çalışmasına katkıda bulunmak, kollajen ve elastinin (cilt ve bağ dokusunun yapısında bulunan proteinler) oluşumuna katkı sağlamak, sinir sistemi ve sinir hücreleri arasındaki iletişimde görev alan maddelerin üretimine yardımcı olmak ve hücreleri hasara karşı koruyan antioksidan enzimlerin yapısında yer almak bulunduğunu ifade etti.

Sağlıklı bir yetişkin için önerilen günlük bakır alımının ortalama 0,9 mg (900 mikrogram) düzeyinde olduğunu aktaran Karahan, gebelik döneminde bu miktarın yaklaşık 1,0 mg/güne, emzirme döneminde ise yaklaşık 1,3 mg/güne çıktığını söyledi.

Günlük bakır ihtiyacı dengeli beslenmeyle karşılanabiliyor

Karahan çeşitli ve dengeli bir diyet uygulayan sağlıklı bireylerde ek bakır takviyesine ihtiyaç duyulmadığını belirterek, günlük bakır ihtiyacının dengeli beslenmeyle karşılanmasının mümkün olduğunu söyledi.

Bakır açısından oldukça zengin besin kaynaklarının sakatatlar (karaciğer, böbrek), deniz ürünleri (istiridye, kabuklu deniz canlıları), sert kabuklu yemişler (fındık, ceviz, badem, kaju), tohumlar (susam, ayçekirdeği), tam tahıllar ve baklagiller (nohut, mercimek) olduğunu ifade etti. Karahan, bitter çikolata ve kakaoda da bakır bulunduğunu belirterek, Akdeniz tipi beslenmeyle günlük bakır ihtiyacının karşılanabildiğini aktardı.

Dengeli Besinler

Bakır takıların tıbbi faydasına ilişkin klinik kanıt bulunmuyor

Karahan bakır bileklik, yüzük veya benzeri takıların tıbbi bir rolü olmadığını belirtti. Bakır takıların geleneksel ve alternatif yaklaşımlarda farklı iddialarla kullanıldığını ifade eden Karahan, klinik araştırmaların bu takıların sistemik bakır düzeylerini artırmada veya hastalıkları tedavi etmede tıbbi bir faydası olmadığını gösterdiğini söyledi. Karahan, bu konuda PLOS ONE çalışmasına da işaret ederek, "Plasebo etkisinin ötesinde anlamlı bir klinik kanıt bulunmamaktadır" dedi.

Karahan, bakır metal formdayken cildin en dış tabakasından belirgin bir şekilde sistemik dolaşıma geçmediğini belirtti. Teri oluşturan amino asitler ve laktat ile temas eden metalik bakırın oksitlenerek yeşilimsi veya mavi bir renk bırakabileceğini ifade eden Karahan, yüzeysel deride çok küçük ve ihmal edilebilir miktarlarda iyonik tutulum olabileceğini söyledi.

Bakır Takılar

Ancak bu miktarın kan dolaşımına anlamlı bir düzeyde geçerek vücudun günlük bakır ihtiyacını karşılayamayacağını ve besinsel alımın yerini tutamayacağını kaydetti. Karahan, bilimsel kanıtların metal olan bakırın deri yoluyla sistemik biyoyararlanıma geçişinin yetersiz olduğunu gösterdiğini aktardı.

Uzm. Dr. Selda Handan Karahan, sağlıklı kişilerde beslenmeye bağlı bakır eksikliğinin oldukça nadir olduğunu belirtti. Bakır eksikliğinin daha çok gastrointestinal cerrahi geçirenlerde, malabsorpsiyon sendromlarında, yüksek çinko takviyesi alanlarda ve Menkes hastalığında görülebildiğini ifade etti.

Bazı cerrahi işlemler ve bağırsak hastalıkları bakır eksikliğine yol açabiliyor

Karahan, bariatrik cerrahi (tüp mide, gastrik bypass) veya geniş bağırsak rezeksiyonu geçiren bireylerde emilim yüzeyinin azalması nedeniyle bakır eksikliği gözlenebileceğini söyledi. Çölyak hastalığı, Crohn veya ülseratif kolit hastalarında ise emilim bozukluğu gerçekleştiği için eksiklik görülebileceğini aktardı.

Yüksek çinko takviyesi alanlara da değinen Karahan, uzun süre yüksek doz çinko hapı kullananlarda aşırı çinko alımının bağırsak hücrelerinde metalotionein adı verilen ve bakıra bağlanabilen bir proteinin üretimini artırdığını belirtti. Bu proteinin bakırı bağlayarak emilimini engellediğini ve aksine bakır eksikliğine yol açtığını ifade etti.

Menkes hastalığının (kalıtsal bakır taşıma bozukluğu) nadir görülen, X'e bağlı genetik bir bakır taşıma bozukluğu olduğunu belirten Karahan, bakır eksikliğinde demir tedavisine yanıt vermeyen anemi ile B12 eksikliğini taklit eden subakut kombine dejenerasyon tablosunun (ataksi, parestezi, yürüme güçlüğü, duyu kaybı) görülebileceğini söyledi. Ayrıca beyaz kan hücrelerinde azalma ve enfeksiyonlara yatkınlık artabildiğini aktardı.

Karahan, bakır eksikliğinin kollajen çapraz bağlanma bozukluğuna bağlı osteoporoz ve kemik kırılganlığında artışa yol açabileceğini belirtti. Enzim eksikliğine bağlı olarak saç renginde açılma veya solma görülebileceğini de ifade etti.

Fazla bakır alımı vücutta toksik etkilere neden olabiliyor

Karahan, bakırın vücut için esansiyel olmasına rağmen fazlasının toksik (zehirli) olduğunu söyledi. Yetişkinler için güvenli üst sınırın günlük 10 bin mikrogram, yani 10 miligram olarak belirlendiğini ifade etti.

Vücutta aşırı bakır birikmesinin dokularda oksidatif strese (hücrelere zarar verebilen serbest radikaller ile vücudun antioksidan savunması arasındaki dengesizlik) ve hücresel hasara yol açtığını belirten Karahan, akut zehirlenmede, örneğin bakır kaplardan veya sudan yüksek doz alımında, şiddetli bulantı, kusma, karın ağrısı ve kanlı diyare görülebileceğini dile getirdi. İleri vakalarda tübüler nekroz, renal yetmezlik ve hemolitik anemi görülebileceğini aktardı.

Kronik aşırı birikim veya aşırı dozda bakırın karaciğerde birikerek siroz ve karaciğer yetmezliğine yol açabileceğini belirten Karahan, beyinde birikmesi halinde ise tremor (istemsiz titreme), bazal ganglion hasarı (hareketlerin kontrolünde görev alan beyin bölgelerinde hasar) ve nörodejeneratif semptomlara (sinir hücrelerinin hasar görmesiyle ortaya çıkan belirtiler) neden olabileceğini ifade etti. Wilson hastalığının, genetik bir mutasyon sonucu bakırın safra yoluyla vücuttan atılamaması ve bunun sonucunda karaciğer, beyin ve gözde birikmesiyle ortaya çıkan bir hastalık olduğunu söyledi.

Gözde bakır birikiminin ise gözün renkli kısmının çevresinde Kayser-Fleischer halkası (kahverengi, altın veya yeşilimsi renkli halka) oluşumuna yol açabildiğini kaydetti. Karahan, bakır metabolizmasında klinik açıdan en kritik noktanın çinko-bakır dengesi olduğunu belirtti.

İki elementin bağırsaktan emilim sırasında aynı taşıyıcı mekanizmaları kullandığını ve birbirlerinin emilimini yarışmalı olarak engellediğini ifade etti. Kontrolsüz veya bilinçsiz şekilde kullanılan yüksek doz çinko takviyelerinin, tedaviye bağlı bakır eksikliğinin en sık karşılaşılan nedenlerinden biri olduğunu belirten Karahan, bu tür element takviyeleri planlanırken çinko ve bakır arasındaki doğru dengenin daima göz önünde bulundurulması gerektiğini söyledi.

Çinko Desteği

Bakır eksikliği B12 eksikliğiyle benzer nörolojik bulgular gösterebiliyor

Karahan, bakır eksikliği ve B12 vitamini eksikliğinin sinir sistemi açısından birbirine oldukça benzer belirtilere yol açabildiğini belirtti.

Sinirlerde hasar veya işlev bozukluğu (nöropati), denge ve koordinasyon bozukluğu (ataksi) ve omurilikte etkilenme (spinal kord tutulumu) gibi bulguların görülebileceğini ifade eden Karahan, B12 tedavisine rağmen düzelmeyen sinir sistemi belirtileri veya tedaviye yanıt vermeyen anemisi (kansızlığı) bulunan hastalarda kandaki bakır ve seruloplazmin (bakırın vücutta taşınmasına yardımcı olan protein) düzeylerinin değerlendirilmesinin tanı açısından oldukça önemli olduğunu söyledi.

Karahan, bakır takıların vücuttaki bakır dengesine katkı sağladığı veya bakır seviyesini artırdığına ilişkin bilimsel herhangi bir kanıt bulunmadığını belirtti.

Muhabir: Şilan Eylül Kandemir