İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesi’nde son günlerde çekirgelerin evlere kadar girmesi ve kent merkezlerinde daha sık görülmesi kamuoyunda endişeye neden oldu. Sosyal medyada peş peşe paylaşılan görüntüler kısa sürede geniş kitlelere ulaşırken, birçok kullanıcı yaşanan durumu ‘çekirge istilası’ olarak yorumladı.
Uzmanlar ise popülasyondaki artışın bilimsel veriler ışığında değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Artışın nedenine ilişkin farklı ihtimaller bulunsa da mevcut bulgular, sıcaklık ve yağış koşullarının çekirgelerin üreme sürecini hızlandırdığına işaret ediyor.
Öte yandan uzmanlar, çekirgelerin insan sağlığı açısından tehdit oluşturmadığını, doğadaki ekolojik dengenin önemli bir parçası olduğunu ve yetkisiz ilaçlama gibi müdahalelerin faydadan çok zarar getirebileceğini vurguluyor.
“Mevcut tabloyu istila olarak değerlendirmek doğru olmaz”
Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cem Özkan, son günlerde gözlenen popülasyon artışının tek başına ‘istila’ anlamına gelmediğini belirterek, “İnsanlar çekirgeleri görüyor, evlerine kadar girdiklerini söylüyor. Dolayısıyla popülasyonda bir artış olduğu gerçek. Ancak bunun nedenini doğru değerlendirmek gerekiyor. Bir görüş Balkanlar’dan göç ettikleri yönünde. Diğer görüş ise ülkemizde bulunan yerli türlerin sıcaklık ve yağış nedeniyle hızla çoğaldığı yönünde. Şu an elimizdeki veriler ikinci ihtimali daha güçlü gösteriyor. Bu nedenle mevcut tabloyu istilacı tür olarak değerlendirmek doğru olmaz” ifadelerini kullandı.
Çekirgelerin yaşam döngüsünün iklim koşullarından doğrudan etkilendiğini aktaran Özkan, bu yıl yaşanan hava şartlarının üremeyi hızlandırdığına dikkat çekerek, “Sıcaklık arttığında böceklerin gelişme süresi kısalıyor. Gelişme süresi kısaldıkça üreme hızları da artıyor. Bu yıl hem sıcaklıkların yüksek seyretmesi hem de yağışların uygun koşulları oluşturması nedeniyle popülasyonda artış yaşandı. Uygun çevre koşullarını bulan böcekler çok kısa sürede çoğalabiliyor” diye konuştu.
İstilacı tür kavramının bilimsel ölçütleri bulunduğunu hatırlatan Özkan, mevcut durumun bu kapsamda değerlendirilmesinin doğru olmayacağını vurgulayarak, “Bir canlının istilacı tür olarak değerlendirilebilmesi için bulunduğu bölgenin doğal faunasına ait olmaması, dışarıdan gelmesi ve ekonomik ya da ekolojik açıdan ciddi zarar oluşturması gerekir. Şu an elimizde bunu gösterecek herhangi bir veri bulunmuyor. O nedenle yaşanan artışı çekirge istilası olarak nitelendirmek bilimsel açıdan doğru değil” değerlendirmesinde bulundu.

“İnsan sağlığı açısından risk oluşturan bir durum söz konusu değil”
Vatandaşların paniğe kapılmasını gerektirecek bir durum olmadığını ifade eden Özkan, çekirgelerin insan sağlığı açısından tehlike oluşturmadığını kaydederek, “Bu canlılar insanlara zarar veren ya da zehirli canlılar değil. Alışık olunmayan bir yoğunluk görüldüğü için insanlar doğal olarak endişeleniyor. Ancak insan sağlığı açısından risk oluşturan bir durum söz konusu değil. Bilgi kirliliği yerine bilimsel açıklamalara kulak verilmesi gerekiyor” dedi.
Çekirgelerin doğadaki besin zincirinin önemli halkalarından biri olduğunun altını çizen Özkan, ekolojik dengenin korunması gerektiğini belirterek, “Çekirgeler birçok kuş türü için önemli bir besin kaynağıdır. Doğada hiçbir canlı sebepsiz var olmaz. Her böceği zararlı olarak görüp ortadan kaldırmaya çalışırsanız bu kez biyolojik dengeyi bozarsınız. Doğa kendi dengesini büyük ölçüde kurabiliyor” ifadelerini kullandı.
Geçmişte yapılan yoğun ilaçlamaların olumsuz sonuçlar doğurduğunu anımsatan Özkan, yetkisiz müdahalelerden kaçınılması gerektiğini vurgulayarak, “Kahverengi kokarca ile mücadelede yoğun ilaçlamalar yapıldı ve bunun sonucunda arılar başta olmak üzere birçok faydalı canlı zarar gördü. Aynı hataları tekrar etmemeliyiz. Yetkili kurumlar zaten süreci takip ediyor. Vatandaşların paniğe kapılmasına gerek yok. Eve giren çekirgeleri öldürmek yerine dışarı bırakmaları bile yeterli olacaktır” uyarısında bulundu.
“Üreticilerden olağanüstü bir bildirim gelmedi”
Konuya ilişkin bir diğer değerlendirme de Tarım Platformu Sözcüsü Cahit İncefikir’den geldi. İncefikir, son günlerde kamuoyunda oluşan endişenin tarımsal üretime yansıyan bir tablo oluşturmadığını belirterek, “Şu ana kadar üreticilerimizden ya da Ziraat Odalarından çekirgeler nedeniyle olağanüstü bir zarar yaşandığına ilişkin bize ulaşan herhangi bir bildirim olmadı. Eğer tarımsal üretimi etkileyecek boyutta bir sorun olsaydı bunu çok daha önce duyardık” ifadelerini kullandı.
Çekirge görüldüğü her durumda tarımsal tehditten söz etmenin doğru olmayacağını vurgulayan İncefikir, “Toplumda çekirge denildiğinde bütün türlerin aynı olduğu düşünülüyor. Oysa doğada çok sayıda çekirge türü var ve bunların tamamı zararlı değil. Hatta bazı türler diğer zararlı böceklerle beslenerek doğal dengeye katkı sağlıyor. Bu nedenle her çekirgeyi tarım zararlısı olarak değerlendirmek doğru olmaz” diye konuştu.
Yetkili kurumların sahadaki gelişmeleri yakından takip ettiğini ifade eden İncefikir, gerekli görülmesi halinde müdahalenin gecikmeden yapılacağını kaydederek, “Tarım ve Orman Bakanlığının il ve ilçe teşkilatları sürekli arazi çalışmaları yürütüyor. Ekonomik zarar eşiğini aşan bir durum oluşması halinde gerekli mücadele yöntemleri zaten uygulanacaktır. Şu an için üreticileri paniğe sevk edecek bir tablo bulunduğunu söyleyemeyiz” değerlendirmesinde bulundu.
“Doğal yaşamın bir parçası”
Ormancılar Derneği Başkanı Hüsrev Özkaya ise, bu yıl görülen çekirge yoğunluğunun iklim koşullarının etkisiyle ortaya çıkmış olabileceğini belirterek, “Son dönemde özellikle yağışların ardından oluşan nemli ortam ve yüksek sıcaklıklar birçok böcek türü için uygun üreme koşulları oluşturdu. Çekirgelerde görülen artışı da bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Kentleşmenin doğal yaşam alanlarını daraltmasının insanlarla yabani canlıların daha sık karşılaşmasına neden olduğunu vurgulayan Özkaya, “Eskiden kırsal alanlarda kalan birçok canlı artık şehirlerin çeperlerinde ya da yerleşim alanlarının hemen yakınında görülebiliyor. Bu nedenle insanlar geçmişe göre çekirgelerle daha fazla karşılaşıyor. Bu durum her zaman popülasyonda olağanüstü bir artış olduğu anlamına gelmeyebilir” diye konuştu.
Doğadaki canlı popülasyonlarının dönemsel olarak artış ve azalış gösterebildiğini ifade eden Özkaya, “Ekosistem kendi içinde sürekli bir denge kurmaya çalışır. Bazı yıllar belirli türlerde artış görülmesi doğanın olağan süreçlerinden biridir. Bu tür gelişmeleri değerlendirirken bilimsel verileri esas almak gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.
Bakanlık: Yerli tür, ekonomik zarar eşiği yok
Tarım ve Orman Bakanlığı da konuya ilişkin yaptığı açıklamada, son günlerde görülen çekirgelerin Türkiye’de doğal olarak yaşayan bir çekirge türü olduğunu bildirdi.
Açıklamada, söz konusu türün istilacı olmadığı belirtilirken, tarımsal üretimde ekonomik zarara yol açacak bir yoğunluk tespit edilmediği ifade edildi. Bakanlığın 81 ilde yürüttüğü izleme ve saha inceleme çalışmaları kapsamında gelişmelerin yakından takip ettiği, mevcut verilere göre olağanüstü bir durumun bulunmadığı vurgulandı.




