CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, TBMM’de yaptığı açıklamada zeytinlik alanları madenciliğe açacak yasa teklifine tepki göstererek "Biz bu yasayı geçirtmeyeceğiz. Kazanan yine zeytinler olacak" dedi.

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında zeytinlik alanların madenciliğe açılmasını öngören yasa teklifine karşı çıktı. Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu’nda kabul edilen teklif için Emir, “Bu bir çevre kıyımıdır, zeytin katliamıdır” dedi.

“Zeytinlikler Vahşi Şirketlerin Kâr Hırsına Feda Edilemez”

Emir, yasa teklifinin doğrudan madencilik şirketlerinin çıkarına hizmet ettiğini belirtti ve “Konu, AKP’nin ve onun destekçisi vahşi şirketlerin kâr etme hırsına zeytinliklerimizin feda edilmesidir. Buna asla izin vermeyeceğiz" ifadelerini ekledi.

İzmir Körfezi'ndeki kirlilik üzerine yetkili kurumlara yaptırım çağrısı
İzmir Körfezi'ndeki kirlilik üzerine yetkili kurumlara yaptırım çağrısı
İçeriği Görüntüle

Emir, söz konusu düzenlemenin ÇED raporu zorunluluğunu ortadan kaldırdığını, denetimleri etkisizleştirdiğini ve kömür çıkarımını artıracak adımlar içerdiğini ifade ederek “Zeytin ağaçları bin yıldır oradalar, AKP yokken de oradalardı. Bu tehlikeyi savuşturabilirsek bin yıl daha kalacaklar" dedi.

“Savunmayı Tutukladınız!”

Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan’ın tutuklanmasına da değinen Emir, bu durumu “Savunma hakkının tutuklanması” olarak tanımladı. Başsavcılığın elinde hiçbir somut delil olmadığını öne sürdü ve şunları kaydetti

"Başsavcılığın Ekrem İmamoğlu dosyasıyla ilgili olarak bir çaresizliği vardır. Dosyanın içerisine somut delil koyamıyorlar, para hareketi koyamıyorlar, MASAK raporları temiz çıkıyor, sebepsiz zenginleşme bulamıyorlar. Birilerinin iddiaları ve iftiralar üzerinden bir soruşturma yürütüyorlar. Bunun için tanıklara baskı yapıyorlar, iftiracı olmalarını sağlamaya çalışıyorlar, bu da olmayınca savunmayı parçalamaya çalışıyorlar. Kimi tutukluların başka hapishanelere gönderilmeleri, kimi tutukluların olmadık koğuşlarda yer yatağında yatmaya mecbur bırakılmaları, hepsi aslında savunma hakkını zedeleyen, savunmayı parçalayan, kişilerin adil yargılanma hakkına saldırı niteliğindeki işlemlerdir.

Niye? Çünkü dosya boş. Dosyanın içerisinden hiçbir şey çıkmıyor. Ancak ve ancak, 'avukatları korkutabilirsem, avukatları tutuklayabilirsem, avukatları sindirebilirsem, avukatlar arasındaki iletişimi koparabilirsem başarılı olabilirim' diyen bir başsavcılık makamı var. Eğer Ekrem İmamoğlu’nun avukatı olmak suçsa, tamam. Ekrem İmamoğlu’nun avukatı olmak ne zamandan beri suç? Mehmet Pehlivan’ı tutukluyorsunuz, sanıyorsunuz ki Ekrem İmamoğlu’nun savunması çökecek. Yüzlerce Mehmet Pehlivan var. Ala ala bitiremeyeceksiniz.

Herkes biliyor ki, böylesine bir yolsuzluk soruşturmasında ancak maddi delillerin varlığında kişiler suçlanabilirler. İtiraflar, iftiralar ancak yan delil olabilir. Yargıtay içtihatları ortada. Siz onları bulamadıkça kendinize iftiracı bulmaya çalışıyorsunuz. Ve bizim de 'Baskıyla, tehditle ifadeler alınıyor' dememizi suç sayıyorsunuz.

Panik halindesiniz ve bu paniğinizi de gizleyemeyecek bir noktaya geldiniz. Yapılacak iş, bir an evvel tutuksuz yargılanmalarıdır. Bir an evvel iddianamenin hazırlanmasıdır. Varsa somut delilin dosyanın içine konmasıdır. Ve gerçeklerin ortaya çıkması için yargılamanın TRT ekranlarından yapılmasıdır."

"RTÜK, AKP’nin Basın Organı Gibi Çalışıyor"

RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin hakkında da sert ifadeler kullanan Emir, kurumun iktidarın kontrolüne girdiğini belirterek “Ebubekir Şahin, RTÜK’ü bir akraba çiftliğine dönüştürdü. Kurumu AKP’nin yan organı gibi çalıştırıyor. Basın özgürlüğü söylemleri de samimiyetsiz" dedi.

Muhabir: Nur Yıldız