CHP Parti Meclisi Üyesi Sencer Solakoğlu, hayvancılıkta bulaşıcı hastalıklarla mücadele, brusella aşıları ve Tarım ve Orman Bakanlığı'nın politikalarına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Sosyal medya hesabından yayımladığı videoda konuşan Solakoğlu, Türkiye'de brusella ve tüberkülozun yaygın olduğunu belirterek mevcut uygulamaların hem üreticiyi hem de halk sağlığını tehdit ettiğini söyledi.

"Temiz işletme sayısı yalnızca bin 300"

Türkiye'de brusella ve tüberkülozdan ari olduğu bilinen işletme sayısının yalnızca yaklaşık bin 300 olduğunu belirten Solakoğlu, bunun dışındaki çok sayıda işletmede hastalık görülme riskinin yüksek olduğunu savundu.

Hastalığın çoğu zaman kayıt altına alınmadığını ifade eden Solakoğlu, işletmelerin karantina ve kapatma endişesi nedeniyle vakaların gizlendiğini öne sürdü. Brusellanın uzun süreli tedavi gerektiren ve kalıcı sağlık sorunlarına yol açabilen ciddi bir hastalık olduğuna dikkat çeken Solakoğlu, Türkiye'nin insan brusella vakalarında dünyada ilk altı ülke arasında yer aldığını söyledi:

"Türkiye'de brusella ve tüberküloz açısından çiftliğindeki hayvanların temiz olduğu bilinen bin 300 tane işletme var. Diğer işletmelerin, on binlerce, belki yüz binlerce işletmenin hiçbirinde böyle bir durum yok. Hepsinde tüberküloz ve brusella olma olasılığı çok yüksek ve büyük bir kısmında da olduğunu biliyoruz. Hayvan sayısını bile bilmediğimiz, ne yazık ki saymadığımız, ülkemizde onların da sayısını bilmek mümkün değil. Çünkü herkes gizliyor. Bugün bir işletmede verem veya brusella çıktığı, bir şekilde devlet tarafından kayıt altına alınırsa işletmeniz kapatılıyor, karantinaya alınıyor; aslında yok ediliyorsunuz. Dolayısıyla bu, halının altına süpürülen bir mesele. Ama brusella ve verem, özellikle de brusella çok büyük bir problem. Çünkü tedavisi çok uzun sürüyor ve kalıcı hasar bırakabilen bir hastalık. Dünyada en çok insan vakası görülen ilk altı ülkenin içindeyiz.

Solakoğlu'ndan pastörize edilmemiş süt uyarısı

Vatandaşlara da çağrıda bulunan Solakoğlu, pastörize edilmemiş süt ve süt ürünlerinin tüketilmesinin sağlık açısından ciddi risk oluşturduğunu dile getirdi.

Özellikle iyi kaynatılmamış süt ve pastörize edilmemiş sütten yapılan peynirlerin brusella bulaşma riskini artırdığını belirten Solakoğlu, halk arasında "peynir hastalığı" olarak da bilinen brusellanın önlenmesi için gıda güvenliğine daha fazla önem verilmesi gerektiğini ifade etti:

"25 yıldır AK Parti tarımı yönetmeye çalışıyor, hayvancılığı yönetmeye çalışıyor. Bizim gibi işini elinden geldiğince buna uygun ve düzgün bir şekilde yapan, daha idealist yaklaşan işletmelere her türlü baskı yapılırken, diğer işletmelerle ilgili hiçbir şey konuşulmuyor. Ben size net bir şekilde söylüyorum. Sütünüzü pastörize etmeden sokaktan alıp yoğurdunuzu yapıyorsanız risk altındasınız. Eğer iyi kaynatılmamış veya pastörize edilmemiş sütten yapılmış bir peyniri tüketiyorsanız çok büyük risk altındasınız. Brusella, halk arasında aynı zamanda 'peynir hastalığı' olarak da bilinen bir hastalıktır. Bu ayıpların hiçbirini konuşmayıp da benim gibi ve diğer işletmeler gibi elinden geldiğince, insani olarak mümkün olan en üst standartlarda işini yapmaya çalışan insanların üzerine gelmek yerine, bu işi nasıl toparlarız diye çalışmıyorlar."

"Yanlış aşı politikası uygulanıyor"

Brusella ile mücadelede kullanılan aşılara da değinen Solakoğlu, Türkiye'de uygulanan S19 aşısının artık eski bir yöntem olduğunu savundu.

UBS Küresel Servet Raporu yayımlandı: Türkiye dolar milyoneri sayısını en hızlı artıran ikinci ülke oldu
UBS Küresel Servet Raporu yayımlandı: Türkiye dolar milyoneri sayısını en hızlı artıran ikinci ülke oldu
İçeriği Görüntüle

Modern ülkelerde RB51 aşısının tercih edildiğini öne süren Solakoğlu, bu aşının lisans sorunu bulunmadığını ve Türkiye'de de üretilebileceğini iddia ederek mevcut uygulamanın değiştirilmesi gerektiğini söyledi:

"Türkiye'de brusella diye bir hastalık var ve Türkiye'de kullanılan S19 aşısı, Amerika'nın birçok eyaletinde yasaklanmış durumda. Onun yerine bedava olan, ülkenin ücretsiz üretebileceği, lisans sınırı olmayan ve modern dünyanın tercih ettiği RB51 aşısını kullandırmıyorlar. Milyonlarca dolarımızı S19'a verdirtiyorlar. Bu, prevalans yarattı ve uygulayan ülkelerde de insan vakalarının sayısının çok arttığını gördüğümüz demode, eski bir aşı. Biz hâlâ 21. yüzyılda bu 3. dünya hastalığını ülkemizde yaşıyorsak bir şeyleri yanlış yapıyoruz. Bu işi beceremiyorsunuz. Tarımın T'sinden anlamayan, tarımla uzaktan yakından alakası olmayan insanların bu sektörde ahkâm kesiyor olmaları, fikirleriyle karar veriyor olmaları ülkeye çok büyük zarar veriyor. Eğer bugün et konusunda dünyanın en pahalı kırmızı etlerinden birini yiyorsak, Sayın Tarım Bakanı, bu sizin suçunuz. Sizin altınızdaki ekipten de siz sorumlusunuz. İşi bilmeyen, beceremeyecek insanlara yetki veriyorsunuz. Bilmediğiniz için de mantıklı gelen her şeye inanıyorsunuz. Bu yasal olmamalı, bu yasak olmalı. Bir ülkede liyakatsiz bir insanın böyle bir pozisyonda olması asla kabul edilebilir bir şey değil."

"Dünyanın en pahalı etini tüketiyoruz"

Türkiye'deki kırmızı et fiyatlarına da değinen Solakoğlu, yanlış yönetim nedeniyle vatandaşların dünyanın en pahalı etlerinden birini tüketmek zorunda kaldığını öne sürdü.

Tarım ve Orman Bakanı'nı ve bakanlık yönetimini eleştiren Solakoğlu, tarım politikalarında uzman isimlerin görev alması gerektiğini belirterek, liyakatin esas alınmadığı sürece hayvancılıkta yaşanan sorunların çözülemeyeceğini savundu.

Kaynak: Haber merkezi