Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde ekonomive enerji uzmanları, Türkiye’nin yeşil dönüşüm sürecine ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Brand Weekİstanbul kapsamında düzenlenen “COP31 Gerçekleri” panelinde, Avrupa Birliği’nin karbon düzenlemelerininTürkiye’nin ihracat maliyetlerini artırabileceği belirtilirken, yenilenebilir enerji yatırımlarının enerji bağımsızlığıve ekonomik rekabet açısından taşıdığı öneme dikkat çekildi.
Türkiye'de marka, iletişim ve yaratıcılık sektörlerinin temsilcilerini buluşturan Brand Week İstanbulkapsamında, 1984 Derneği (D84) tarafından “COP31 Gerçekleri” başlıklı panel gerçekleştirildi.
Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen panelde iklim politikalarının Türkiye'nin ekonomik büyümesi,sanayi stratejisi, dış ticaret dengesi ve enerji bağımsızlığı üzerindeki etkileri ele alındı.
AB’nin karbon düzenlemesi Türkiye’ye milyarlarca avro ek maliyet getirebilir
Panelde konuşan D84 Genel Direktörü Dr. Enes Özkan, Avrupa Birliği'nin Yeşil Mutabakat ile çevrepolitikasını aynı zamanda sanayi ve ticaret politikasına dönüştürdüğünü söyledi.
AB'nin 1 Ocak 2026 itibarıyla kesin uygulama dönemine geçen Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nınTürkiye açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini belirten Özkan, düzenlemenin çelik, alüminyum,çimento, gübre, elektrik ve hidrojen sektörlerinde faaliyet gösteren ihracatçılara karbon beyanı vesertifika yükümlülükleri getirdiğini hatırlattı.
Türkiye'nin ihracatının yaklaşık yüzde 40'ını Avrupa Birliği ülkelerine gerçekleştirdiğine dikkat çekenÖzkan, yeni düzenlemenin ekonomik etkilerinin yakından takip edilmesi gerektiğini ifade etti.
Özkan, söz konusu mekanizmanın Türkiye'ye 2026 yılında 400 ila 770 milyon avro, 2032 yılında iseyıllık yaklaşık 2,5 milyar avro ek maliyet getirebileceğini söyledi.
“COP31 Türkiye için kuralları belirleme fırsatı”
COP31'in yalnızca uluslararası bir iklim zirvesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten EnesÖzkan, Türkiye'nin küresel iklim politikalarındaki konumunu güçlendirebileceğini ifade etti.
Özkan, Türkiye'nin yalnızca uluslararası kuralları uygulayan ülkeler arasında kalmaması, bu kurallarınoluşturulmasında da söz sahibi olması gerektiğini vurguladı.
“Sanayi politikası olmadan iklim politikası olmaz”
cambridge üniversitesi şehir ve bölge ekonomisti prof. dr. özge öner, Türkiye'nin enerji yoğun üretimyapısına dikkat çekerek iklim politikalarının kapsamlı bir sanayi stratejisiyle birlikte ele alınmasıgerektiğini söyledi.
Türkiye'deki üretim yapısının ve bölgeler arasındaki ekonomik farklılıkların dikkate alınmasının öneminivurgulayan Öner, her sektöre ve bölgeye aynı dönüşüm modelinin uygulanmasının başarılı sonuçlarvermesinin güç olduğunu belirtti.
Öner, iklim hedeflerinin yalnızca tamamlanan çalışmaların sıralandığı bir kontrol listesine dönüşmemesigerektiğini ifade ederek, ekonomik ve sanayi politikalarıyla uyumlu bir dönüşüm sürecine ihtiyaç olduğunudile getirdi.
Fosil yakıt ithalatı dış ticaret açığını büyütüyor
Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA) Direktörü Bengisu Özenç, enerjidönüşümünün Türkiye ekonomisine sağlayabileceği üç temel kazanıma dikkat çekti.
Özenç'e göre yenilenebilir enerjiye geçiş; dış ticaret açığının azaltılması, enerji maliyetlerindeöngörülebilirliğin sağlanması ve uluslararası rekabet gücünün artırılması açısından önem taşıyor.
Türkiye'nin fosil yakıt ithalatına bağımlılığının ekonomiyi küresel enerji fiyatlarındaki dalgalanmalarakarşı kırılgan hale getirdiğini belirten Özenç, 2022 yılında fosil yakıt ithalatının ülkenin dış ticaret açığınınyaklaşık yüzde 90'ına karşılık geldiğini aktardı.
Güneş, rüzgâr ve batarya teknolojilerindeki maliyet düşüşlerinin enerji dönüşümünü ekonomik açıdandaha önemli hale getirdiğini belirten Özenç, AB'nin karbon düzenlemelerinin de ihracatçı sektörlerüzerindeki dönüşüm baskısını artırdığını söyledi.
Yenilenebilir enerjiye geçiş tek başına yeterli değil
Ember Türkiye ve Kafkaslar Bölge Lideri Ufuk Alparslan, elektrik üretiminde yenilenebilir enerji kaynaklarınınpayının artırılmasının ekonominin tamamını karbonsuzlaştırmak için tek başına yeterli olmayacağını ifade etti.
Ulaşım, ısınma ve sanayi alanlarında fosil yakıt kullanımının elektrik enerjisiyle değiştirilmesi anlamınagelen elektrifikasyonun önemine dikkat çeken Alparslan, bu dönüşümün enerji ithalatını azaltma veverimliliği artırma potansiyeli taşıdığını söyledi.
Türkiye'nin petrol tüketiminde yaklaşık yüzde 85, doğal gaz tüketiminde ise yüzde 90'ın üzerindeithalata bağımlı olduğunu belirten Alparslan, enerji dönüşümünün yalnızca elektrik üretimiyle sınırlıtutulmaması gerektiğini vurguladı.
2035 hedefi için ulaşım, sanayi ve ısınmada dönüşüm gerekiyor
Alparslan, COP31 gündeminde yer alan 2035 yılına kadar nihai enerji tüketiminde elektriğin payınınyüzde 35'e çıkarılması hedefinin kapsamlı bir dönüşüm gerektirdiğini belirtti.
Bu hedefe ulaşılabilmesi için elektrik üretiminin yanı sıra ulaşım, sanayi ve ısınma alanlarında daelektrifikasyonun yaygınlaştırılması gerektiğini ifade eden Alparslan, yenilenebilir enerji yatırımlarınındiğer sektörlerle birlikte değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti.
Panelde yapılan değerlendirmelerde, Türkiye'nin COP31 sürecini ekonomik rekabet gücünü artıracak,sanayisini dönüştürecek ve enerji ithalatına bağımlılığını azaltacak politikalar geliştirmek için değerlendirmesi gerektiği vurgulandı.




