DEM Parti tarafından organize edilen ve iki gün sürecek olan "Uluslararası Barış ve Demokratik Toplum Konferansı", İstanbul Bakırköy'deki Cem Karaca Kültür Merkezi’nde başladı. Konferansın açılışında DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan'ın yanı sıra, terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın İmralı’dan tahliye edilen koğuş arkadaşı Veysi Aktaş konuşma yaptı. Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Başkanı İlham Ehmed ise toplantıya uzaktan bağlantı ile katıldı.

Yüreğir Belediye Başkanvekilliği seçiminde yürütmenin durdurulması kararı
Yüreğir Belediye Başkanvekilliği seçiminde yürütmenin durdurulması kararı
İçeriği Görüntüle

Tülay Hatimoğulları, açılış konuşmasında küresel çatışmalardan Suriye'deki duruma, Abdullah Öcalan'ın çağrılarından kadın mücadelesine kadar geniş bir perspektifte değerlendirmelerde bulundu.

"3. Dünya Savaşı'nın Arifesindeyiz"

Dünyanın içinde bulunduğu durumu "3. Dünya Savaşı'nın arifesi" olarak nitelendiren Hatimoğulları, küresel silahlanma yarışına dikkat çekti. Hatimoğulları şu ifadeleri kullandı:

"Bizler savaşlarla dolu bir yüz yılı geride bıraktık. Şimdi yaşadığımız dönemde adeta geçmiş yüz yılda yaşadığımız Birinci ve İkinci Dünya Savaşı’nın siyasal, toplumsal ve iktisadi halklar arasındaki oluşturulmuş olan çatışmaların yansımalarını yaşıyoruz. Yani 3’üncü dünya savaşının arifesindeyiz. Ne yazık ki 3’üncü dünya savaşı dediğimiz şey, Birinci ve İkinci Dünya Savaşı’na rahmet okutur. O yüzden barışa dört elle sarılmak lazım. Bugün bütün dünyada silahlanmanın arttığı, nükleer, biyolojik ve kimyasal silahları neredeyse her ülkenin edindiği ve geliştirdiği bir dönemde sadece insanlar değil, bütün canlılar tehdit altındadır."

Suriye ve Şam Yönetimine Eleştiri

Konuşmasında Suriye'deki gelişmelere de değinen Hatimoğulları, Şam yönetiminin politikalarını eleştirerek, Kürt halkının oluşturduğu öz yönetim modelinin engellenmemesi gerektiğini savundu:

"Suriye’de şu an Kürt halkının diğer halklarla birlikte oluşturmuş olduğu öz yönetimin yürüttüğü çalışmalar, Şam hükümeti tarafından bir biçimiyle elimine edilmeye çalışılıyor. Bunu kabul etmek mümkün değil. Şam yönetiminin Dürzilere, Alevilere, Hristiyanlara dönük gerçekleştirmiş olduğu soykırım ve katliamları, baskıları kabul etmek mümkün değildir. Demokratik bir Suriye’nin inşasında Kürt halkının öz yönetiminin orada oynamak istediği rol engellenmemeli, tam tersi önü açılmalıdır. Bu model, Orta Doğu’nun en çok ihtiyaç duyduğu demokratikleşme, halkların ve inançların eşit ortak yaşamını oluşturmaktadır."

"Öcalan'ın Çağrısı Çok Tarihi ve Kıymetli"

Hatimoğulları, konuşmasının odak noktasına Abdullah Öcalan'ın son dönemdeki mesajlarını ve barış çağrısını aldı. Öcalan'ın pozisyonunun herkes tarafından doğru anlaşılması gerektiğini belirten Hatimoğulları, sözlerine şöyle devam etti:

"Bizler bugün Abdullah Öcalan’ın barış ve demokratik toplum çağrısını tam da coğrafyamızın ve dünyanın içinden geçtiği, bu kadar savaşın konuşulduğu bir dönemde çok tarihi ve çok kıymetli buluyoruz. Bu çağrı sadece Türkiye açısından değil, bölgemizin tamamı açısından son derece önemli atılmış bir adımdır. Barışın inşasının kalıcı olabilmesi için daha cesur, ezberleri bozan ve somut adımların atılması son derece önemlidir. Yine barışın kalıcılaşabilmesi için Sayın Öcalan’ın pozisyonunun, öneminin herkesin farkına varması da son derece önemli. Öcalan silahların sustuğu, fikirlerin konuştuğu bir siyaset öneriyor. Türkiye’nin demokratikleşmesi, Kürt meselesinin çözümüyle birlikte düşünen yaklaşımı bu topraklar için son derece büyük bir şanstır. Bu tarihi an, tarihi şans herkes tarafından değerlendirilmelidir."

"Kadınlar Barışın Özneisidir"

Barış mücadelesinde kadınların rolüne özel bir vurgu yapan DEM Parti Eş Genel Başkanı, "Jin jiyan azadi" (Kadın, yaşam, özgürlük) felsefesinin barışı güçlendirdiğini belirterek şu çağrıda bulundu:

"Kadınların olmadığı bir barış olmaz. Kadınlar sadece izleyici değil, doğrudan bu sürecin öznesi, inşacısı ve kurucusudur. Bu nedenle patriyarkal erkek egemen tarzına dönüştürmeden kalıcı bir barıştan söz etmemiz mümkün değil. Barış mücadelesi yani savaşa, çatışmalara ve militalizme karşı çıkmak aynı zamanda erkek egemen anlayışa karşı çıkmaktır. Bugün buradan hem Türkiye’deki hem uluslararası bütün aktörlere şu çağrıyı yapmak istiyoruz: Kadınlar olarak barışın daha fazla öznesi olacağız. Barış ve demokratik toplum sürecinin başarısı için daha çok dayanışmalı, daha çok mücadele etmeliyiz."

Kaynak: ANKA Haber Ajansı