DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan’ın “7-8 maddelik bir çerçeve yasa üzerinde durulduğu ve yasanın Meclis kapanmadan çıkması için yoğun siyasi temas trafiği yapılacağına” yönelik kamuoyuna yansıyan açıklamaları hakkında değerlendirmelerde bulundu. Koçyiğit, hem merakla beklenen yasal düzenleme sürecinin arka planını aktardı hem de CHP'de yaşanan iç gelişmelerin sürece olan etkilerini yorumladı.

"Görüşme trafiğinin takvimi 5 Haziran'da şekillenecek"

Sürecin işletilmesi ve siyasi temasların ne zaman başlayacağına ilişkin takvimi paylaşan Gülistan Kılıç Koçyiğit, partisinin önümüzdeki günlerde gerçekleştireceği kritik toplantıya işaret ederek şu ifadeleri kullandı:

Murat Emir'den Bahçeli'ye 'hazine yardımı' yanıtı
Murat Emir'den Bahçeli'ye 'hazine yardımı' yanıtı
İçeriği Görüntüle

"Ayın 5'inde Merkez Yürütme Kurulumuz var. Merkez Yürütme Kurulumuz hem son İmralı görüşmesini değerlendirecek hem de bayram öncesi çok ciddi gelişmeler oldu, CHP'deki butlan kararı; bütün bunlara dair kapsamlı bir değerlendirme yapacak ve onun üzerinden de muhtemelen bütün bu görüşme trafiğinin takvimi de oluşacak. Ondan sonra bu görüşmeler hem başlar hem de kamuoyuna da duyurusu yapılır. Yani ayın 5’inde biraz bunların şekillenmesini bekliyoruz."

"Yasanın Ne Olması Gerektiğine Dair Görüş Alışverişi Yapıldı"

Koçyiğit, kamuoyunun gündeminde geniş yer tutan çerçeve yasanın hazırlık aşaması ve bu yasanın İmralı'daki muhataplık boyutuyla ilgili gelen soruya ise şu yanıtı verdi:

"Tabii ki genel çerçevesi sürecin ihtiyaçları nedeniyle Sayın Öcalan’la da tartışılmış. Yani ne olması gerektiğine dair bir karşılıklı görüş alışverişi yapıldığını biliyoruz."

"CHP’de yaşananlar sürece olan güveni zedeliyor"

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) yargı kararları ve "mutlak butlan" tartışmaları üzerinden yaşanan son gelişmelerin çözüm arayışlarını doğrudan etkileyeceğini savunan Koçyiğit, anamuhalefet partisinin mevcut durumunu sert bir dille eleştirdi. Yaşananları "yargı eliyle siyasetin dizayn edilmesi" olarak nitelendiren Koçyiğit, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Elbetteki etkiler, etkilememesini beklemek açıkçası çok mantıklı değil. Nihayetinde Cumhuriyet Halk Partisi bu ülkenin anamuhalefet partisi. Son seçimde yerel yönetim seçimlerinde birinci çıkmış bir parti. Bugün böyle hukuksuz bir kararla karşı karşıya kalması; demokrasiye aykırı, demokrasiye darbe yapan bir kararla karşı karşıya kalmasının çok her şeye etkileri olduğunu ifade edelim. Hukuk tartışması yapılmaya çalışılıyor, bu butlan kararı üzerine ama meselenin hukuk olmadığını hepimiz biliyoruz. Burada siyasi bir mesele var, yargı eliyle siyasetin dizayn edilme meselesi var. Tabii ki bu en başta sürece olan güveni zedeleyen bir yerde duruyor."

"Bu koşullarda nasıl barış olacak?"

DEM Parti tabanının ve halkın, muhalefetin kendi içine dönmesinden duyduğu endişeyi dile getiren Koçyiğit, barış ile demokrasi kavramlarının birbirinden ayrılamayacağını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Eş Genel Başkanımız grup toplantısında kürsüde de ifade etti; sonuçta toplum, halkımız, tabanımız bize şu soruyor: Bu koşullarda nasıl barış olacak? Ya da bu koşullarda bu kadar kendi içerisine dönmüş, bu kadar kendi sorununu aşmaya çalışan, kurultay ve diğer gündemlerle meşgul olan bir Cumhuriyet Halk Partisi'nin gerçekten Kürt sorununun demokratik çözümü başta olmak üzere Türkiye'nin diğer sorunlarına ne kadar eğilebilecek, bunları ne kadar gündem yapacak sorusu hepimiz açısından bir soru işareti olarak duruyor.

Umuyor ve diliyoruz ki Cumhuriyet Halk Partisi çok hızlı bir şekilde bu süreçten toparlanarak, birleşik olarak bir yol alır; buradan çıkar ve hem Kürt sorunu demokratik çözümü hem de Türkiye'nin diğer sorunlarına ve özellikle de demokrasi açığını kapatmak için de birlikte yol alabileceğimiz bir zemini de hep beraber yeniden inşa edebiliriz. Şu anda doğal olarak kendi gündemleri çok yoğun ve kendi gündemleri üzerinden konuşuyorlar, tartışıyorlar, kamuoyuna bu yansıyor. Kendi almaları gereken yollar var.

Ama en nihayetinde ‘barış süreci’ dediğimiz şey de 100 yıllık bir mesele. Bizim her birimizi, bu ülkede yaşayan her bir yurttaşı bağlayan hepimiz için yaşamsal önemde bir mesele ve aynı zamanda bu sürecin demokrasi ile de çok yakın bir ilişkisi var. Bunu da ifade etmek gerekiyor. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi'nin başına gelen birçok şeyin demokrasi açığından olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu ülke demokratik bir cumhuriyeti inşa edemediği için, gerçekten hukukun üstünlüğünü tesis edemediği için, adaletli bir sistem inşa edemediği için bugün her birimizin başına ve en son Cumhuriyet Halk Partisi'nin başına bunlar geldi. Buradan çıkışının yolunun da aslında bu sürece sarılmak olduğunu ifade etmemiz gerekiyor."

"Barış ile demokrasi birbirini tamamlayan iki başlıktır"

Hükümete ve muhalefete çağrıda bulunan Koçyiğit, konuşmasını Türkiye'nin yapısal sorunlarına işaret ederek tamamladı:

"Türkiye'nin düze çıkmaya ihtiyacı var, Türkiye'nin demokratik cumhuriyeti inşa etmeye ihtiyacı var, Türkiye'nin hukukun üstünlüğüne olan bir sistemi inşa etmeye ihtiyaç var ama bunlar içinde en temel sorunlardan biri olan Kürt sorununun demokratik çözümüne ihtiyaç var. Bu iki süreç, yani Kürt sorununun demokratik çözümü, barış ile demokrasi birbirinden ayrılmaz iki başlık, birbirini tamamlayan iki başlık. Birini diğerinin önüne koyan değil, birinin diğerini öncelediği, tamamladığı bir yerden meseleye bakıyoruz. Umuyor ve diliyoruz ki bu süreç çok hızlı bir şekilde tamamlanır ve yeniden Cumhuriyet Halk Partisi de bu barış sürecini daha esastan gündemine alma koşullarına sahip olur."

Kaynak: Anka Haber Ajansı