Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın tutuklanarak görevden uzaklaştırılmasının ardından başlayan siyasi süreç, bugün Üsküdar Meydanı’nda düzenlenen mitingle devam ediyor.

YENİ Parti lideri Özgür Özel, Üsküdar'da yaptığı açıklamada, şu ifadeleri kullandı:

"Tarihe utançla geçecek bir iş yaptılar ve ve dört transfer, iki tutuklamayla yaptırdıkları oylamada seçim kazandık diye övündüler. Şimdi Üsküdar'ın, Üsküdar'ın güzel insanlarının şahitliğinde şunu söylüyoruz: Birçok şey konuşuldu, bunların hepsini satır satır yazdık. Gittik adliyeye suç duyurusunda bulunduk."

"Sinem Dedetaş’ı haksız yere tutuklayanlara söyleyecek sözümüz var"

İşte Özel'in açıklamalarından satır başları:

* Fırtına olanlara rüzgâr neylesin? Günü doğuranlara gece neylesin? Yüreği bir olanlar yürür zafere. Paylaştıkça çoğalan bu sevda bizim. Onur, namus, adalet; bu sevda bizim.’ Onur, namus, adalet, Üsküdar, bu sevda bizim. Aziz İstanbul’a, güzel İstanbul’a, canım Üsküdar’a merhaba. Milletin bizzat kurduğu YENİ Parti’nin ilk İstanbul mitingine, ilk İstanbul eylemine hoş geldiniz, onur verdiniz. Bu meydana ve Türkiye’nin dört bir yanından gönlü bu meydanda olanlara, öfkesi burada olanlara, inancı, azmi, kararlılığı burada olanlara selam olsun.

* Bu meydan herhangi bir meydan değildir. Bu meydan tarihin doğru tarafında duranların meydandır. Bu meydan zulme direnenlerin, irade hırsızlığına karşı iradesini savunanların, seçtiklerinin arkasında duranların, iftiracılara inat arkadaşlarını, dostlarını satmayanların meydanıdır. Bu meydana güç verenlere, ses verenlere, nefes olanlara selam olsun. Bu meydandan, halktan, milletten değil de iktidardan ve yargısından meşruiyet arayanlara yazıklar olsun.

* Değerli Üsküdarlılar, değerli Üsküdar’ın güzel insanları, YENİ Parti olarak tüm darbelere karşıyız. Tüm darbelere karşı olduk, olmaya devam edeceğiz. Bana yapılınca ‘kötü’, başkasına yapılınca ‘iyi’ diyenlerden olmadık. Hiçbir darbenin arkasında durmadık. Hiç sevmediğimize de yapılsa sandığa saygıdan, millete saygıdan tüm darbelere karşı çıktık; çıkmaya devam edeceğiz. Bugün, 12 Eylül. Kanlı, faşist bir darbenin 46’ncı yılındayız. 12 Eylül’ü yapanlara da 15 Temmuz’u yapanlara da 19 Mart’ı yapanlara da 21 Mayıs’ı yapanlara da yazıklar olsun. Yöntem değişiyor, isim değişiyor, asker değişiyor ama asıl mesele hiç değişmiyor. Millet seçiyor, birileri milletin yerine karar vermeye, birileri milletin seçtiğine değil de kendi istediğine karar vermeye, birileri sandığa hükmetmeye, sandıkta verilen kararı çeşitli zorlarla değiştirmeye karar veriyor.

* Buradan, Üsküdar’dan bütün darbecilere meydan okuyoruz. Amasya Tamimi’nden beri, Gazi Mustafa Kemal’in kurduğu Meclis’in duvarına nakş ettiği gibi ‘Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir.’ Milletin egemenliğini yok sayanlara, milletin rızasıyla alamadığı bir ilçeyi alabilmek için milletin seçtiği pırıl pırıl insanlara iftira atanlara, bir Cumhuriyet kadınını, Sinem Dedetaş’ı haksız yere tutuklayanlara, hepsine bugün buradan söyleyecek sözümüz var. Üsküdar’ın söyleyeceği söz var. Günü gelince bu milletin, bu darbecilerle görecek hesabı var.

"Buradan Erdoğan'a sesleniyorum"

* Değerli Üsküdarlılar bu güzel ilçenizi 35 yıl hiç kazanamadık. Ama hiçbir zaman sizi, Üsküdar’ı, Üsküdarlıları suçlamadık. Hiçbir zaman sandıkta kazanamadığımız bir belediyeyi baskıyla, tehditle, hileyle ele geçirmeye çalışmadık. Üsküdar’ın gönlüne girmek için sabırla çalıştık, doğruyu aradık, Sinem Dedetaş’ı aday gösterdik. Üsküdar, bu güzel Üsküdar karar verdi. Sinem Dedetaş’a 157 bin kişi oy verdi burada, 157 bin kişi. Sinem Dedetaş’ın aldığı oy aşağıda ellerde. Rakibi Hilmi Türkmen’e verilen oy 133 bin. 157 bin orada, 137 bin burada. Şimdi Sinem Dedetaş cezaevinde, seçimi kaybedenler belediyede başkanlık makamında. Yazıklar olsun.

* Millet istedi, biz ‘Erdoğan’ın ilçesi’ denilen, ‘Erdoğan’ın kalesi’ denilen, ‘Erdoğan için en önemli’ denilen yerde bir Cumhuriyet kadınıyla Üsküdar’ın tertemiz kararıyla ve helal oylarıyla bu seçimi kazandık. Şimdi buradan Erdoğan’a sesleniyorum. Bu mu senin demokratlığın, bu mu senin cesaretin, bu mu senin gücün? Yazıklar olsun. Ey Erdoğan, duyuyor musun? Üsküdar’ı duyuyor musun? Sandığı duymadın, meydanı duyuyor musun? Sana sesleniyor Üsküdar.

"Sinem Dedetaş'a iftira attılar"

* Değerli Üsküdarlılar, şimdi aslında sizin bildiğiniz, bizim bildiğimiz her birimizin en derinden yaşadığı, tanık olduğu bu süreci dosta bir daha hatırlatmak, dost olmayanın utanacağını değilse de milletin gözü önünde teşhir olmasının önemine inanarak yaşananları bir kısa hatırlatmak isterim. Burada yaşanan milli irade hırsızlığını, bu belki de yılın en güzel günlerinden birinde Türkiye’nin, dünyanın en güzel şehirlerinden birinin, en güzel ilçelerinden birinde burada tarih önünde bir kez daha kayda geçirmek isterim.

* Valilik ve adliye koridorlarında yaşanan kumpas, dünya siyaset tarihinde ve dünya hukuk tarihinde görülmemiş bir rezalettir. Önce sizin seçtiğiniz, kararı sizin verdiğiniz belediye başkanımız Sinem Dedetaş‘ı haksız, hukuksuz, ispatsız, mesnetsiz bir şekilde sadece tutuklayabilmek için iftiralar attılar, gözaltına aldılar, haksız bir tutukluluk yaptılar. Gün gelecek devran değişecek. O gün AK Parti'nin il başkanlığını yapan valiler, kaymakamlar hesap verecek.

* Önce sizin seçtiğiniz, kararı sizin verdiğiniz belediye başkanımız Sinem Dedetaş'ı haksız, hukuksuz, ispatsız, mesnetsiz bir şekilde sadece tutuklayabilmek için iftiralar attılar, gözaltına aldılar, haksız bir tutukluluk yaptılar. Ardından 5 Ağustos günü apar topar belediye başkan vekilliği seçimine giriştiler. Birinci tur tamam, ikinci tur tamam, üçüncü turda bir büyük ihaneti gördük. Bir büyük ihanetle o gün, belediye meclis üyesi olarak güya bizimle birlikte olan, bizim listelerimizden seçilmiş olan dört kişinin tavır değiştirdiğini gördük.

İmamoğlu için "tutuksuz yargılanabilirdi" diyen Kılıçdaroğlu: "Yargının ne bağımsızlığı ne tarafsızlığı var"
İmamoğlu için "tutuksuz yargılanabilirdi" diyen Kılıçdaroğlu: "Yargının ne bağımsızlığı ne tarafsızlığı var"
İçeriği Görüntüle

* Aslında daha fazlasını hedeflemişlerdi. Onun için o kumpası kurmuşlardı. O gün o oyun, o gün için tutmadı, yarıda kaldı ve gösterdiğimiz belediye başkan vekilimiz seçildi; partimizin oylarıyla son turda seçildi. Ancak kötülük durmadı. Ne yaptıklarını biliyorlardı, daha fazlasına hazırlandılar. Bitmiş bir oylamaya itiraz edip sonucu bu kadar net olan bir seçimde, bu kadar açık olan bir seçimde buldukları bir mahkemeye Üsküdar Belediye Başkan vekilliği seçimini iptal ettirdiler ve yeniden bir seçim kararı aldılar.

* Bu kez seçim 5 Eylül günü yapılacaktı. Ancak bu tasarlama bir yerlerde öyle hazırlanmıştı ki seçimin yapılmasından üç gün önce, önce üç belediye meclis üyemizi gözaltına aldılar. Dört gün tutukluluk süresi var. O dakika seçimi iptal ettirip valinin yetkisinde en erken üç, en çok on gün varken üçüncü gün sabaha, gözaltındakiler oy kullanamayacağı bir saate ve güne apar topar seçimi koydular.

* Şimdi, o gün grubumuz meclise gitmeyerek çoğunluğu sağlatmayıp seçimi salı gününe bıraktığında, bu kez üç arkadaşımızdan ikisini tutuklayarak, sırf seçimde oy kullanamasınlar diye özgürlüklerinden alıp cezaevine koydular.

* Bak ne yapmışsın. İçeride belediye meclis üyeleri pazara kadar duracak diye, cumartesiye seçim koymuşsun. Yeni parti il başkanı Özgür Çelik partisinin hakkını hukukunu, Dedetaş'ın hakkını hukukunu, Üsküdar'ın hakkını hukukunu savunamasın diye, grubu bulunmayan parti belediye binasına giremez diye yazı yazmışsın.

* Sonra, biz buna karşı aslanlar gibi parti disiplini içinde, görev bilinci içinde duran üç arkadaşımıza grup kurdurmuşuz; başkan ve parti seçimlere girebilsin diye. O İstanbul Valisi yeni yazı yazmış 'hiçbir parti girmeyecek' diye. Bir de soruyor İstanbul Valisi 'ben ne yapmışım?'. Ne yapacaktın? AK Parti'nin ampul bayrağıyla İstanbul'da şehir turu mu atacaktın? Yazıklar olsun! Yazıklar olsun!

* Seni devletin valisi diye o makamlarda oturtup da, o makamda oturup da hükümetin valisi olana, AK Parti'nin il başkanından çok AK Parti'ye çalışan valiye yazıklar olsun! Türkiye'deki, Türkiye'de görevini devlete sadakatle yapan kaymakamlara, valilere sözüm yok. Ama gün gelecek, devran değişecek, keser dönecek, sap dönecek. O gün AK Parti'nin il başkanlığını yapanlar hesap verecek, hesap verecek!

* Tarihe utançla geçecek bir iş yaptılar ve ve dört transfer, iki tutuklamayla yaptırdıkları oylamada seçim kazandık diye övündüler. Şimdi Üsküdar'ın, Üsküdar'ın güzel insanlarının şahitliğinde şunu söylüyoruz: Birçok şey konuşuldu, bunların hepsini satır satır yazdık. Gittik adliyeye suç duyurusunda bulunduk.

* Buradan Üsküdar'ın AK Parti'ye, MHP'ye oy vermiş ama yalandan korkarım, haramdan korkarım diyen kim varsa ona söylüyorum tarih önünde. Ahmet Başpaydar, terör örgütü üyeliğinden ceza alan, 15 yıldır İngiltere'de olan oğlumu 'getirme sözü verdi Adalet Bakanlığı' diye 40 kişinin önünde, 40 kişinin önünde itirafta bulundu.

* Cumhuriyet Başsavcılığı, eğer adının başındaki Cumhuriyet adını hak edeceksen Ahmet Başpaydar'ı çağıracaksın, oğlunun durumuna bakacaksın, 40 kişinin şahitliğini dinleyeceksin, görevini öyle yapacaksın. Hüseyin Kazan, 'oğlum tutuklu, iyi halden yararlandırmıyorlar, hapisten çıkamıyor' derken 5 Ağustos'ta içeride, Eylül'e gelince dışarıda. Bunu da yazdık suç duyurusuna. Bunu da çağıracaksın, sonuna kadar araştıracaksın, bu milletin karşısına ondan sonra çıkacaksın.

"Eşleştirin bakalım Tahsin Usta’yı kimlerle, nelerle"

* Tarihe utançla geçecek bir iş yaptılar. Dört transfer, iki tutuklamayla yaptırdıkları oylamada ‘Seçim kazandık’ diye övündüler. Şimdi Üsküdar’ın güzel insanlarının şahitliğinde şunu söylüyoruz. Birçok şey konuşuldu, bunların hepsini satır satır yazdık. Gittik, adliyeye suç duyurusunda bulunduk.

* Buradan Üsküdar’da AK Parti’ye, MHP’ye oy vermiş ama ‘Yalandan korkarım, haramdan korkarım’ diyen kim varsa ona söylüyorum tarih önünde. Ahmet Başbaydar, ‘Terör örgütü üyeliğinden ceza alan, 15 yıldır İngiltere’de olan oğlumu getirme sözü verdi Adalet Bakanlığı’ diye 40 kişinin önünde itirafta bulundu.

* Cumhuriyet Başsavcılığı, eğer adının başındaki ‘Cumhuriyet’ adını hak edeceksen Ahmet Başbaydar’ı çağıracaksın, oğlunun durumuna bakacaksın, 40 kişinin şahitliğini dinleyeceksin, görevini öyle yapacaksın. Hüseyin Kazan, ‘Oğlum tutuklu. iyi halden yararlandırmıyorlar, hapisten çıkamıyor’ derken 5 Ağustos’ta içeride, eylüle gelince dışarıda.

* Bunu da yazdık suç duyurusunda. Bunu da çağıracaksın, sonuna kadar araştıracaksın, bu milletin karşısına ondan sonra çıkacaksın. Ayhan Aydın… Ben kime ne anlatıyorum? Üsküdar her şeyi biliyor, her şeyi. Belediye meclis Üyesi Ayhan Aydın, arkadaşımızı arıyor, telefonda ağlayarak, ‘Savcı tutuklamayla tehdit etti. ‘Amine Cansu Çelik’i aldık, tutukladık. Seni de alır, koyarız’ dedi. Hasta, engelli çocuğum var, engelli eşim var. Ben ne yapayım?’ diyor. Ertesi sabah savcı çağırıp soruyor.

* ‘O gün kafam çok karışıktı, ne dediğini bilmiyorum’ diyor. Bunlar altyazıya ‘İddiaları kabul etmedi’ diye yazıyorlar. Tahsin Usta, ailesinin reddettiği Tahsin Usta. Hani herkesin bazına bakıyorsunuz ya. Birinci, ikinci, üçüncü derece yakınına bakıyorsunuz ya. Buradan oraya baz çıksa ‘Eşleşti’ diyorsunuz ya. Eşleştirin bakalım Tahsin Usta’yı kimlerle, nelerle. Haydi bakalım, haydi bakalım!

"Anayasal suç işlendi"

* Onur Bayav, çalıştığı iş yerinin sahibi iki gün önce savcılığa çağrılan, o gece bile kendisi savcılar tarafından aranan Onur Bayav, tutumunu değiştirdi, partisini, Üsküdar’ı, iradesini çok tartışılacak bir şekilde, hiç beklenmedik bir şekilde fesata uğrattı, Üsküdar’ın verdiği emaneti ihanet etti. Buradan yaptığımız suç duyurusunu sonuna kadar takip edeceğiz. Ya bunlardan hesap sorulacak, ya gün gelecek millet yetkiyi verecek, bunlardan hesabı millet sorduracak. 5 Ağustos’ta kazandığımız seçimden sonra yedi belediye meclis üyemiz, ki bunlardan biri seçimi yönetecek olan meclis başkanvekilimizdi, ‘Avukatsız gel’ diyerek adliyeye çağrılmıştı.

* Savcı yargıdır, önüne iş gelirse yapar. Kazanılmış bir seçimden sonra yapılacak bir seçime doğru yedi belediye meclis üyesini savcılığa çağırıp konuşmak, onlara telkinde bulunmak, tehditte bulunmak tamamen yargı erkinin yürütmenin emrine ve Üsküdar Belediyesi’ndeki görevdeki kişilerin aleyhine siyasete alet edilmesidir. Bunun talimatını veren de aracılık eden de uygulayan da anayasal suç işlemiştir. Bunu yapanların bu dünyada da öbür dünyada da iki elimiz yakasındadır. And olsun.

"Sel gider, kum kalır"

* Buradan, bu güzel meydandan sizin oylarınızla seçilmiş olan Sinem Dedetaş’ı saygıyla selamlıyorum. Dört yaşındaki kızından koparılan, beynine pıhtı atan babası yoğun bakımda yatan, ama iradesini satmayan Amine Cansu Çelik’i saygıyla selamlıyorum. Vaktiyle AK Parti’nin kuruluşunda emeği olan, yayın organlarının kuruluşunda emeği olan ama hileyi, vesiseyi, haksızlığı, haramı görüp isyan eden ve tarihin doğru tarafında duran Ekrem Baki’yi saygıyla selamlıyorum. Ne teklifler ne tehditler…

* Bunlara boyun eğmeyen, aslan gibi duran, beni burada karşılarken kendilerinin her birinin gözünde cesareti gördüğüm belediye meclis üyelerimizin önünde saygıyla eğiliyorum. Belediye meclis üyelerimiz tüm zorluklara rağmen tarihin doğru tarafında durmuş, kendilerini, ailelerini, partimizi utandırmamış, bizi Üsküdar’a mahcup etmemiş ve kendileri ayrı ayrı tarihe geçmişlerdir. Bugünler gelir, gider. Sel gider, kum kalır.

Kaynak: Haber merkezi