Futbolda Milliler, öylesine alıştırdı ki; puan cetveline tersten bakmaya, alınan kötü sonuçların ardından düzünü göresi bile gelmiyor insanın…
Dünya Kupası Finalleri ile başlayan geri gidiş, freni patlamış kamyon misali durdurabilene aşk olsun… Sebep sonuç ilişkisine bakıldığında aslında başarısızlığın altında yatan çok öncelerde yaşananların çok büyük rolü var…
Yaklaşık bir yıl önce; illegal bahis, şike, kara para aklama soruşturmaları çıktığı günden beri Millilerin ayarı bozulduğu gibi, düzelme yolunda da bir emare yok ortada. Yöneticisinden; teknik direktörü, sporcusu ve hakemine varıncaya kadar ortalık toz duman…
O gün bu gündür, bir arpa boyu kadar bile yol alınamadığı gibi moraller darmadağın ve yaşanan mental yorgunluğu toparlayabilene aşk olsun…
Bütün bu olumsuz gelişmelerin beraberinde başlayan Dünya Kupası Finalleri boşa gitti istenilen sonuçtan uzak kalındı… A Milli Futbol Takımı Dünya Kupası Finalleri’ne bir noktada çay sıra gitti yol sıra döndü…
Ardından 2026/27 UEFA Uluslar A Ligi güçlü rakiplerin yer aldığı birinci gurupta Milliler iyi mücadele ettiği Fransa’ya 1-0 yenilirken İtalya karşısında aldığı 4-1’lik mağlubiyetle adeta dağıldı…
Bu dağınıklık diğer maçlar öncesinde toparlanmaya yeter mi orası belli olmaz… Sağdan sola, yukarıdan aşağıya nereden bakarsan bak rakipler; Fransa, İtalya ve Belçika… Fransa ve İtalya maçları alınan yenilgilerin ardından 0 puanla geride kaldı…
Adeta puansız bir şekilde iki maç sonunda puan cetvelinin dibine demir attan Milliler için deplasmanda yarın oynayacak Belçika ve 5 Ekim’deki İtalya karşılaşmaları seyrin ne yöne evrileceğinin sadece birer habercisi bu demoralize ortamda…