AK Parti 25 yıllık iktidarı dönemindeki en büyük krizlerden birini yaşıyor. Borsa’da hisselerde manipülasyon yapılarak fonlar üzerinden milyarlarca lira kazanç sağlandığının ortaya çıkması sonrası başlayan kriz önce AK Parti Genel Merkezi’ne sonra AK Parti seçmen tabanına yansıdı.

“Dolandırdığı” iddia edilen isimlerin çeşitli kamu ve parti görevlerinde olması, “dolandırılan”ların daha çok AK Parti tabanı olması ve “tesadüf” şekilde parasını kurtaranların da AK Parti’nin bir dönem en öndeki isimler olması krizin boyutunun anlaşılması için yeterli...

Bu kriz başladığı günden bu yana hükümet sürecin yönetildiği ve bir sorun olmayacağı mesajlarını veriyor. Elbetteki bir iktidar için başka bir söylem zaten düşünülemez. Ancak soruşturma ilerledikçe AK Parti ile bağlantılı isimlerin çıkması “daha sert” tedbirlerin alınmasını gerekli kıldı.

Erdoğan’ın il başkanları toplantısında yaptığı toplantıdaki sert üslubunun sebebi de bu. Çünkü ortada net bir ihmal var. Kimine göre SPK kimine göre İstanbul Borsası kimine göre bakanlıklar… Sonuç olarak hangi sorumluyu seçerseniz seçin iktidara çıkan bir tablo var. Her ne kadar AK Parti’den ve bakanlıklardan yatıştırıcı açıklamalar yapılsa da sokakta ve tabanda “biz size güvendik” söylemi çok güçlü şekilde işletiliyor ve bu söylemi kullananların tamamına yakını AK Parti tabanı… Bu da AK Parti’de bir anlamda alarm çanlarının çalmasına yol açtı. İlk olarak fondan 2.2 milyar kazandığı ortaya çıkan Fatma Betül Sayan Kaya istifa ettirildi. Parayı iade etti denildi ancak o durum tam öyle değil. İade girişimi başlatmış, kendisine hesapların iletilmesini beklemiş ancak iade sürecinde mal varlığı dondurulmuş ve bu nedenle iade gerçekleşmemiş durumda. Umarım iade eder…

Ardından Nihat Zeybekçi’nin şirketlerinin de benzer hisselerden aldığı ortaya çıktı. Evet manipülasyon içinde olmayan hisseler ama sonuçta Tera hisseleri. Kendisi de “bileseydim koydurmazdım” dedi. Bu cümle ilginç bu fonda bir sorun mu vardı da ve neyi “bilmeliydi” de vatandaş da oraya para koymamalıydı…. Daha sonra da ortada “ihmal” var diyerek aslında topu SPK’ya attı… Parasını çekmediği için şimdilik “mağdur” durumunda…

Erdoğan da kurmayları ile toplantıda zaten bu “ihmal”i sormuş. 3 sandalye bir ofisi olan şirketin değeri 400 milyarı bulurken yani Koç Holding’i bile neredeyse geçerken sistem bunun nasıl farkına varmaz? Bu soruya yanıt önemli… Şimdilik yanıt verebilen yok.

Ertesi gün Erdoğan’a en yakın isimlerden 40 yılı aşkın süredir yanında olan Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın şirketi soruşturmaya dahil edildi. Önce mal varlığına tedbir konuldu sonra kaldırıldı ama yurt dışı yasağı var. Şunu söylemek gerek tüm bu gelişmeler AK Parti tabanında da yakından takip ediliyor. Bir yanda “dava”ya inanmış ve “iktidarımız güçlü olsun gerekirse biz zor yaşam şartlarında yaşarız” diyerek yıllardır ekonomik sıkıntılar yaşayan kişiler aynı davada olduklarının milyarlar ile gündeme geldiğini görünce yaşadıkları hayal kırıklığını gidermek için sert adımların atılması gerektiği bir gerçek…

Önümüzdeki süreçte yeni adımların atılacağını görmemiz muhtemel…”İhmal”in üzerine tam anlamıyla gidilecek mi bunu da en fazla takip eden kesim ise AK Parti tabanı olacak….

T24 susturulamaz!

Türkiye’nin en saygın, en büyük haber sitelerinden biri olan, onlarca emekçinin çalıştığı, en çok takip edilen sitelerin başında gelen T24 haksız ve hukuksuz şekilde kapatıldı… Fazla söze gerek yok bu karar çok ağırdır ve asla kabul edilemez. Kapatılmaya gerekçe olarak gösterilen "Ailem Güvende" soruşturması, ilk günden itibaren basın ve ifade özgürlüğünü hedef alır halde… Aklı, mantığı, demokrasiye inancı ve her şeyden önce vicdanı olan herkesin bu karardan geri adım atılmasını istediğine eminim…

Tüm T24 çalışanlarına dayanışma duyguları ile…