Süleymancıların son lideri Alihan Kuriş’e yönelik “suç örgütü” operasyonu sonrasında ilginç gelişmeler yaşanıyor. Alihan Kuriş’in kardeşi Hilmi Tuna Kuriş ile birlikte bazı isimlerin eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’e tahsisli araçla İstanbul’dan Marmaris’e kaçtıkları tespit edildi.
Günümüz teknoloji ve bilişim çağında bu isimleri kaçıranların bunun ortaya çıkmayacağını ya da bunun tespit edilemeyeceğini düşündülerse eğer yaşadığımız yüzyıldan haberleri yok demektir. Diğer bir ihtimal de gayet bilerek “bize kimse dokunamaz” düşüncesi ile bunu yapmış olmalarıdır.
İdris Naim Şahin, 2013 yılında AK Parti’den istifa ettikten sonra AK Parti’ye rakip olarak belediye başkanlığı adaylığına da girişti. Erdoğan, Şahin2in memleketi Ordu’da 2014 yılındaki sözleri önemli. Şahin’in 45 yıllık siyasi arkadaşlığı olduğunu onu belediyede partide kabinede her türlü göreve getirdiğini söyleyip daha sonra “onun da şantaj kasetleri var” diyor. Bu önemli iddia. O yıllarda Başbakanlık görevinde bulunan Erdoğan’ın bu önemli açıklamaları kimsenin dikkatini çekmemiş olacak ki bir soruşturma veya araştırmaya konu edilmemiş…
Bu açıklamalardan tam 12 yıl sonra Alihan Kuriş soruşturmasında araçlarını bu kişilere tahsis edilmesine ilişkin sorular yanında İdris Naim Şahin’e bu kaset şantajı da soruluyor.
Eski İçişleri Bakanı Şahin, adına tahsisli 34 EMT 156 plakalı Audi Q7 marka arabayı Belarus’tan gelen bir heyetin kullanımına verdiğini kabul ediyor ve bunun içinde Belarus Cumhurbaşkanının oğlu ve beraberindeki öncü koruma ekibi olduğu ifade ediliyor. Belarus Cumhurbaşkanı oğlu neden Şahin’in aracıyla geziyor bunun yanıtı hala yok…
Savcılıkta İdris Naim Şahin’e 14 Eylül 2011 tarihinde yapılan bir ihbarda Süleyman Hilmi Kalcı’nın Belarus’tan kadınları Türkiye’ye getirerek fuhuş organizasyonlarında kullandığı, bürokratları gizli kamerayla görüntülerini çekerek şantaj yaptırdığına dair bir ihbar olduğu ve kendisinin bakan olduğu dönemle ilgili olduğu için bu konuda bilgisi olup olmadığı soruluyor. Şahin, Kalcı’yı tanıdığını ancak fuhuş yaptırdığını bilmediğini iddialarla ilgili bilgisi olmadığını savunuyor.
Süleyman Hilmi Kalcı’nın Belarus’taki siyasilerle bağlantılarının bulunduğunu bildiğini de söylüyor.
Şahin’in eski danışmanı Ömür Yücel’in telefonunda çıkan bilgiler de ilginç. Bunlar da Şahin’e soruldu. Fatıma Ovezova, Gulsum Ovezova ve Gulnara Bahımora isimli üç kişinin Türkiye’ye giriş vizesi verildiğini ve bunların Şahin’in talebi ile hazırlandığı bilgisi kendisine soruldu. Şahin tüm bu iddiaları reddediyor.
Bir şantaj sözleri ile başlayan sürecin Belarus’a uzanması ve adı şantajda geçen isimlerle Şahin’in bağlantıları elbette ilginç. Ancak ifadelerden anladığımız savcılık bu şantaj konusunda pek derinlemesine ilerlememiş. Eğer ilerlediyse de bunu önümüzdeki süreçte göreceğiz, şu aşamada ilerlememiş gibi görünüyor. Şahin bu şantaj iddialarını şimdilik geçiştirse de bu konuda konuşmayacağını anlıyoruz. Şantaj yapıldığı denilen dönem Şahin’in İçişleri Bakanı olması ve bu şantaj eğer varsa neler, hangi uygulamalara yol açtı araştırılması her şeyden önce kişisel bir sorundan öte kamusal bir konudur da… Erdoğan’ın açtığı ve 12 yıl bekleyen “şantaj” iddialarının üzerine gidilecek mi, burada mı kalacak süreç gösterecek.