Ankara’da Meclis’in kapanması ile siyasete ara verilir, tartışmalar gerginlikler bir nebze olsun azalır. Partiler sahaya gider, vatandaşın derdini biraz daha fazla dinler.
Bu dönemde hem Ankara’da esnaf ile sokakta vatandaş ile hem de bazı milletvekilleri ile sohbetlerden edindiğimiz izlenim şu ki, halkta siyasete dair (iktidar olsun muhalefet olsun) ciddi bir güven sorunu var. Geçmişte birçok araştırmada aslında benzer sonuçlar çıkmıştı ama siyasetçiler hiç olmadığı kadar bu mutsuzluk tablosu ile yüzleştiklerini söylüyor.
İktidar cenahı AK Parti’den başlarsak, elbette atılan birçok adımdan, savunma sanayindeki gelişmelerden terörsüz Türkiye sürecinden tabanda ciddi bir memnuniyet var. Ancak sohbet ettiğimiz AK Parti vekilleri “karşımızda güçlü bir alternatif bulursa bizden vazgeçerler” tespitini yapıyor. Bunun da temel sebebinin halka eskisi kadar dokunamamak, çarşıda pazarda yaşadığı zorlukları çözememek olarak yorumluyor. Sokakta ciddi demokratik eleştiriler de yapılıyormuş… “CHP veya Yeni Parti’ye giderler mi?” soruma “bu kaos görüntüsünde mi…” karşılığı alıyorum.
Vekillerin tespitlerine göre AK Parti’ye oy verenler AK Parti’ye özellikle yöneticilere, bakanlara çok kızgın ve kırgın. Aynı kızgınlık Erdoğan’a da var ama oldukça az, diğer partililere olduğu kadar değil. Sorunlarının çözülmesini, yaşam standartlarının bir nebze artmasını umut ediyorlar. “Büyük bir kesim bize mecburiyetten kızarak, mutsuz şekilde oy verecek, gönüllerinden koparak değil. Bizim o gönülleri gerçekten kazanmamız şart” yorumu da bir AK Partili vekilden…
Muhalefete dönersek, CHP şu an için sokakta bir vaatte bulunamıyor, tepkileri göğüsleyerek ortamın yatışmasını beklemekten başka çaresi yok. Yeni Parti ise daha çok sokakta, çarşıda pazarda. Ancak CHP/Yeni Parti tabanı da partilerinden tam olarak, gönül rahatlığı ile memnun mu dersek yanıt “evet” olamıyor. Yaşanan kavgadan gerilimden oldukça rahatsız bir taban var. Taban böyle ise diğer partilerin tabanlarından olası gelebilecek destekler de benzeri bir şüphe nedeniyle soru işaretine dönüşüyor… Belediye başkanı, vekil ve belediye personelleri ile ilgili her gün sayfa sayfa sosyal medyada, internette, TV’lerde ve gazetelerde yazılan iddialardan; seçmeni partisinin yanında dursa da kafası karışık. Özellikle Yeni Parti’nin bu iddialara dair özel bir çalışma yapması şart…
Yeni Parti vekilleri, “İç kavgayı bırakıp halk daha fazla derdiyle ilgilenmemizi istiyor. Somut projelerle karşısına çıkmamız lazım. Tek projemiz iktidar karşıtlığı olamaz” analizini yapıyor. İktidar karşıtlığı belli bir kitleyi birleştirebilir ama tek başına iktidarı yenemez. Burada sorunların çözümüne dair somut adımların atılması ve özellikle halka önce güven verilmesi sonra ikna edilmesi gerekiyor. Bu nedenle zor bir yoldalar…
DEM Parti’de de sürece dair endişeler, destekler eleştiriler ile dolu bir seçmende kafa karışıklığı ve beklenti var. DEM Parti tabanı, olası seçmeni de mutlu ve güven içerisinde partisine sahip çıkıyor mu derseniz bu sorunun da yanıtı “evet” değil. Elbette bir sahiplenme güdüsü, sahip çıkma sorumluluğu hissediyorlar…
Her partiye oy veren seçmenin beklentisi farklı elbette olabilir ama bir gerçek var ki ciddi bir çoğunluk mutlu olmadan oy verdiği partiye oy vermeye devam ediyor. Partilerin seçmenini gerçekten kazanması, seçmeninden inanarak güvenerek oy almayı sağlamalı. Mutsuzluk umutsuzluğa, umutsuzluk ise kopuşlara yol açabilir.
ODTÜ Yolu’na dair…
Bir süredir ODTÜ’nün bir kısmından geçen yol çalışmalarının yeniden başladığına dair haberler ve protestolar var. 2017’de bir kısmı bir gecede yapılan, Melih Gökçek’in görevden alınması sonrası ise durdurulan proje yeniden hareketlenmiş gibi duruyor.
Temel itiraz şöyle:
“O bölgeye yol yapılırsa yeni konut projeleri yolun etrafında hızla yayılacak ve yeni rant alanları açılacak. Trafik rahatlamayacak yeni trafik alanları ortaya çıkacak.”
Geçmişte benzerini yaşadık. Hiç yerleşim olmayan bölgelere yapılan yollar sonrası bölgede 30-40 katlı yapılaşmalar mantar gibi arttı ve ciddi bir rant kapısı ile kent yaşanmaz hale getirildi. Yine benzeri bir endişe var. Bu endişelere net bir yanıt verilmeden, gerçek amaç ne ise halka bir bilgi verilmesi, şeffaf şekilde açıklama yapılması şart. Burada sorumluluk Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde….