Spor kulüplerini konuşsaydık “Yılın transferi” olarak başlıklandırılabilecek bir olay olurdu. Siyaseten parti değiştirmesi de “yılın olayı” olabilir ama siyasi tarihteki en ilginç en tartışmalı konulardan biri olarak da anılacak. Cemil Tugay’ı bundan sonraki siyasi hayatında zor bir dönem bekliyor.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı olduğu zaman birçok kişi “nereden çıktı” sorularını sordu. Aslında bir önceki Başkan Tunç Soyer sevilen ama bazı konularda da “işini tam olarak yapamayan” biri olarak gösteriliyordu. Sonuçta seçim oldu CHP büyük bir başarıya imza atarak Türkiye tamamında oyunu artırdı. İlginç bir şekilde siyasi konjonktür gereği her ilde oyu artan bir CHP varken kalesi durumundaki İzmir’de ciddi oy kaybetti. 2019’da Tunç Soyer ile yüzde 58 ile 1 milyon 549 bin oy alan CHP, 2024’te 1 milyon 292 bin oy ile yüzde 48 oy aldı. Tüm Türkiye’deki artışın aksine bu 10 puanlık gerileme Türkiye’deki seçim başarısı arasında “kaynadı” gitti…
O zaman İzmir’i iyi bilen siyasilere ve dostlarıma sorduğum zaman “Cemil Tugay kötü bir adaydı”, “Karşıyaka’da çok sevilmedi” yanıtını alıyordum. İzmir’i iyi bilen bir siyasetçi, “Cemil Tugay’ın oyu yoktur, CHP’nin oyu vardır. Çok tanınmaz, yanlış tercih. İleride çok sorunlar yaşar parti yönetimi” demişti. Dedikleri çıktı… Ancak tüm bu tabloya karşın dönemin Özgür Özel ve CHP yönetimi ona tam olarak güveniyordu. “Cemil Başkan bizim çok güvendiğimiz bir isim, yüzünüzü güldüreceğini hepimiz biliyoruz” sözleri arşivlerde duruyor…
Geldiğimiz noktada 2025 Ekim ayından bu yana yani bir yıldır AK Parti’ye “geçti, geçecek” dedikoduları ile karşılaşıyoruz. Sonuçta beklenen gerçekleşti… Kendisi “Milyonda bir ihtimal bile yok” demişti ama o ihtimal gerçekleşti. “Onur”, “haysiyet” gibi cümleler bolca sosyal medyada var, bunları da hatırlatmaya gerek yok.
Cemil Tugay’ın Özgür Özel’in Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı genel başkan adaylığını açıkladığı zaman Karşıyaka Belediye Başkanı iken ilk destek veren isimlerden olduğu, onu ilk karşılayan isimlerden olduğu ve aralarının da iyi olduğu bilinir. Zaten bu nedenle aday yapıldığı söylenir. Özgür Özel’in genel başkanlık yarışını kazanması ve sonrası İzmir Büyükşehir adaylığı ve sonrasında da başkanlığa gelişi ile ilk başlarda her şey iyi gidiyordu. Zaman içerisinde hem parti yönetimi hem de Özgür Özel ile arası bozuldu… İl Başkanlığı ve yerel siyasetçiler ile de arası bozuldu. Adeta selam vermez hale geldiler. Özgür Özel’in telefonlarına dahi çıkmamaya başladı…
İpler tamamen koptuktan sonra da bir süredir AK Parti ile görüşmeler yürütmeye başladı. Ancak bu görüşmeler, en az CHP kadar AK Parti içerisinde özellikle yerelde siyaset yapanlar tarafından da tepki çekti. AK Parti’nin eski ve yeni bazı vekilleri, yerelde önde gelen isimleri, “En çok eleştirdiğimiz isim Cemil Tugay’ı yerden yere vuruyoruz şimdi AK Parti’ye katılınca siyaseten nasıl savunacağız” gibi çıkışlar da yapsa sonuç değişmedi o rozet Erdoğan tarafından yakasına görkemli bir törenle takıldı…
Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçmesi AK Parti kadar onu aday yapan CHP yani Yeni Parti yönetiminin de sorgulaması gereken bir konu. Çünkü İzmir’in geçişi diğer iller gibi sıradan bir konu değil… Ankara’da Çankaya’nın, İstanbul’da Kadıköy, Beşiktaş’ın AK Parti’ye geçmesi gibi bir konu. Daha önce Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Afyon Belediye Başkanı Burcu Köksal da AK Parti’ye geçti. Elbette bu geçişler de siyasi etik olarak tartışıldı, tartışılacak. Ancak o geçişler ile Cemil Tugay bir tutulamaz. Özlem Çerçioğlu, Aydın’da CHP olduğu kadar AK Parti ve MHP seçmeninden de oy alan bir isim olduğu biliniyor bu araştırmalar da çıkıyor. Burcu Köksal da aynı şekilde. Yani her iki ismin de AK Parti tabanında bir kabullenilmiş hali, ortaklığı var. Ancak İzmir’de yerel siyasetin ötesinde genel siyaset seçim sonuçlarını belirliyor. İzmir’in seçmeni büyük oranda yerel dengeler değil “AK Parti karşıtlığı” ve “iktidar eleştirisine” oy veriyor. Adaylarının da bu çerçevede olmasını bekliyorlar. Cemil Tugay bu nedenle Aydın ve Afyon’daki örneklerde olduğu gibi AK Parti tabanına hitap eden bir isim de değil, oy alan da bir isim değil. Bu nedenle tamamen CHP seçmeni oyları ile seçilen bir ismin bu transferi adeta siyasi kriz yaratmış durumda. Bundan sonra işi de kolay değil hem sokakta hem siyaseten sert tepki görecek. Bir sonraki seçimde de tarih sahnesinden silinip gideceğini düşünüyorum. Ne AK Parti ne de bir başka parti tarafından aday yapılacağını sanmıyorum.
AK Parti ise bugüne kadar açmadığı tüm muslukları İzmir için açacak gibi görünüyor. Bugüne kadar “engellemeler var” eleştirileri olduğu zaman "hiçbir engelleme yok” yanıtı veren AK Parti yönetiminin bu söyleminin de aslında çok gerçekçi olmadığı süreçte ortaya çıkmış olacak. Etik siyasetin kaybettiği bir ortamda kazanan umarım İzmir olur, İzmir halkı olur… Tüm hayal kırıklıklarını unutmaları umuduyla….