İsmail Arı, 21 Ekim tarihinde tutuklandı. Önceki gün de Murat Ağırel tutuklandı. Tek tek yazarsam liste uzayacak. Tuğba Tekerek mi desem Ali Tarakçı mı desem…

Son tutuklama örneğinde dünden bu yana “Dosyada ne var?” diye sormaktan gerçekten yoruldum. Bakan bilen bu işten anlayan herkes gerçekten hala bu tutuklamaya anlam veremiyor. İsmail neden tutuklandı anlayan yok, anlatabilen de… Ağırel için de benzer yorumlar yapılıyor. Dosyayı bilenler tarafından… Tuğba Tekerek örneğin… KAOS GL’nin Instagram sorumlusu olmaktan tutuklu. Değil. Olsa ne olur o da ayrı da…

Gazeteciler hiçbir soruşturmadan muaf değil, ancak gazeteciler haberleri nedeniyle yargılanmaktan artık çok yoruldu. Ve elbette yalnız bırakılmaktan.

Gazeteci meslek örgütleri çok uzun yıllar sonra ilk defa bir araya gelerek 24 Ekim Cumartesi günü 10 ilde ortak eylem yapma kararı aldı. Günümüzde sansür ve otosansür adeta rutin hale gelmiş durumda. Bir haber yayınlandığı zaman engelleneceğini tahmin etmemizden 10 dakika geçmeden zaten o engel gelmiş oluyor…

Özellikle yerelde gazeteler bir bir kapanıyor. Bir de kayyum atananlar var... Şirketin yaşatılması gerekirken atanan kayyum ile birlikte yayın durduruluyor… Bunu anlamak da mümkün değil. Elbette ki patronlar soruşturulabilir ancak yayın durdurma bu işin başka bir amacı olduğunu bize gösteriyor.

Bugün gazetecilerin büyük kısmı bu ağır tablo içerisinde ne yazık ki açlık ücretleri ile yaşamını sürdürüyor. Gazeteciler bu tablo içerisinde sadece haber yaptığı için gözaltına alınıp tutuklanıyor... Buna gazeteciler ses yükseltmek zorunda. Elbette sadece gazetecilerin, bizlerin sorunu değil. Toplumun da haber alma hakkı engelleniyor. Kapatılan sadece o kanal değil halkın sesi. Tutuklanan sadece gazeteci değil gerçekleri öğrenme hakkı. Bu nedenle yurttaşlar da gazetecilerden yana tavır almalı, olabildiğince kurumlara sitelere kanallara destek olmalı. Okur inisiyatifleri ile bu desteğini de çoğaltmalı. Başka bir çare yok. Dayanışmaya mesleğimizin ihtiyacı var.

Sadece 24 Ekim’de eyleme katılmak, destek vermek yetmez. Artık inisiyatifler, platformlar ya da formülü neyse bir araya gelerek okurların, izleyicilerin basın kuruluşlarına sahip çıkması şart. Yoksa gazetecilik yok olmak üzere. Son dönem artan baskılara karşın söz de bitmiş durumda… “Artık yeter” diyen sadece gazeteciler olmamalı… Ve gerçekten de artık yetmedi mi?