Ankaragücü’nün Fethiye deplasmanındaki maçını izlerken, o malum klişe söz geldi aklıma: “Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde…”
116 yaşındaki Kupa Beyi, gerçekten de en çok birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğu günlerden geçiyor ama o da ne? Kulübün gerçek sahibi olan taraftar, yani geniş perspektiften baktığımızda “Ankaragücü camiası” dediğimiz kitlenin yapı taşı, yine tekme tokat birbirine girmiş, hem de bunu güzide turistik ilçemiz Fethiye’de yaparak bu kulüp hakkında fikir sahibi olmayan insanlara üzerlerindeki armayı böyle temsil etmiş.
Örneği daha önce de yaşanan bu olaylar elbette taraftarın tümüne teşmil edilemez ama yüreği bu kulüple ile çarpan binlerce Ankaragüçlüyü tribünlerden uzaklaştırdığını konuşmak ve bu acı gerçekle yüzleşmek lazım.
Bu olaylar yaşandıkça sahadaki futbol da ikinci plana düşüyor. Bu takımın Süper Lig’e dönmesini isteyenler öncelikle tribünde birlik ve beraberliği sağmalı ki futbolcusundan, teknik adamından ve yönetiminden başarı talep ederken söyleyecek sözü olsun.
İki hafta üst üste kazandıktan sonra geçen haftayı maç yapmadan geçirmenin oyun ritmini bozması benim için sürpriz olmadı. Teknik Direktör Recep Karatepe bu aranın sakat futbolcuların iyileşmesi gibi bir avantajı olabileceğini söylemişti ama tam tersine takımın golcüsü Mervan Yiğit’in de hafta ortasında sakatlar kervanına eklendi ve Fethiyespor karşısına çıkamadı.
Maçta esas hayal kırıklığı olan ise defansın aynı bölgeden, aynı açıkları 90 dakika boyunca vermesi ve kopya pozisyonlar, goller yemesiydi. Kaleci Görkem Cihan gününde olmasa ya da ev sahibi takım son vuruşlarda biraz daha becerikli olsa farklı mağlubiyet kaçınılmaz olacaktı.
Kanat oyuncuları Miraç Şimşek ve Enes Tepecik bu sezon bir türlü üretken olamazken, iki bek Halil İbrahim Pehlivan ve İsmail Çokçalış sürekli ileri çıkmak durumunda kalıyor ve arkalarında bıraktıkları boş alanlar da rakipler için maden sahasına dönüşüyor. Takım da taraftar da bir an önce toparlanmazsa korkarım bu sezon da tarihe kayıp yıl olarak geçecek.